Yakut Zindanı +18

1. BÖLÜM: SAHA HANLIĞI'NDA İLK ÖPÜCÜK.

Yazar:

Yakut Zindanı +18 - Ulduz Makh kitap kapağı
Yakut Zindanı +18 kitap kapağı

10.01.2026 herkese selammm! ben geldim... aylar sonra yeniden burada olmak benim için mutluluk verici. O kadar özlemişim ki. Açık söylemek gerekirse, Wattpad'in engel erişimi olması yazma sürecimi uzattı. ancak neredeyse 1 sene önce yaşadığım yayınevi sürecinin hayal kırıklığı ile sonuçlanması nedeniyle yeniden yazmaya başlamak istedim. (aşk acısı değil, şükürler olsun csjcks) ben yazmaya devam ediyorum umarım okursunuz. hiçbir şey eskisi gibi değil farkındayım ama en azından eskisi gibi hissetmek için yazacağım. desteklerinizi bekliyor olacağım. instagram ve tiktok hesabım: ulduzmakh * authorulduzmakh takip edersiniz seviniriimmm. Okuduğunuz tarihi yazın🌙🐺❄️ Bölüm şarkısı- Frozen/ Madonna 💎❄️💎 Sirana'dan. Lena nehrinin batısındaki işgalden sonra klanımız için durum eskisi gibi değildi. Buzullarla kaplı olan ülkemiz, büyük bir savaşta, sarsıtıcı ihanetle birlikte yenilgilere uğramaya başladığında, ölülerin sayı günden güne artmıştı. Burada evler urasa tarzındaydı, küçük kız kardeşim kendi oyuncakları ile oynuyor, annem ise akşam için yiyecekler toplamıştı. Babamı birkaç gündür göremiyordum. Vatanımızı düşman saldırısından kurtarmak için bazen günlerle eğitime katılıyor, av zamanında ise ava çıkıyordu. Yakutsk'da günlerle babalarımızı görmeyebilirdik ancak bir anda babam ortalıktan kaybolmuştu. Üzerime kalın kürkü giydikten sonra anneme döndüm. "İjé,(anne) benim dışarı çıkmam gerekiyor." Anında itiraz etti. "Sirana, durumlar müsait değil. Bu yüzden çadırdan dışarı çıkamazsın." Dudaklarımın arasından alaylı bir ses çıktı. "Sence ben bu durumdan korkuyor muyum? Hanlıktan gelen askerler bizi koruyor, anne." Annem suyu senelerdir kullandığımız rengi gitmiş kaba döktüğünde bakışlarını benden kaçırdı. Aynı zamanda hanlığımızın dahilinde Yakolevler ve Soleevler aileleri arasında büyük savaş vardı. Aslına bakarsanız her ikisi de Yakutsk topraklarına ait ailelerdi ancak düşmanlarımızın bu topraktan çıkmasını istiyorduk. Yıllar önce onlarla kan bağımız birleşse de şu an iki düşman ülkeden farksızdık. Bizler Soleevlerin bu toprağı hak etmediklerini düşünüyorduk fakat hanlığın emri altında senelerdir birlikte yaşıyorduk. Zamanında atalarımıza ihanet eden vatan hainleriyle aynı hanlık altında yaşamak çok zordu. Her iki ailelerin kendi sınırları vardı. Bizi ayıran sadece Kanlı Irmak'tı o kadar. Irmağın güneyinde bizler, yani Yakolevler, kuzeyinde ise Soleevler'di. Birbirimizi görmezdik. Hatta mümkün olduğu kadar hanlığın bünyesinde toplanmaya çalışıyorduk. Birbirimizden alış veriş yapmaz, dostluklar kurmaz, mümkün olduğu kadar iletişim kurmazdık. Hanlık düşmanlığımızdan haberdar, birkaç kez bizi bir alana toplayıp barış yemekleri düzenlese de sonu hep kavgayla bitmişti. 30 sene önce Yakolevlara ait olan toprağı, düşmanlarımıza hediye eden Saloeevler başkanı yüzünden kanımızdan, canımızdan olan insanlarımızı kaybetmiştik. Bu ihaneti unutmadığımız için birbirimize düşman olduk. Elbette, bu şekilde olmasını istemezdik ama biz onlarla aynı toprakta iki kardeş olabilecekken, iki düşman olduk. Şimdiyse Türklerin egemenliğini yok saymak isteyen birçok düşmanımız her an bize saldırmaya hazırlardı. Bu topraktaki sürgün olmuş Yakolevler bizden çok uzakta olmayan fakat düşman topraklarına ait bir yerde işkence görüyorlardı. Ancak Saha Hanlığının en büyük düşmanı görünmeyenlerdi . Kısa süre önce garip şekilde hanlıktaki her ailede, vahşi yaratık tarafından parçalanan bedenler buluyorduk. Bu yaratığın bizim ormanda olma ihtimali yoktu. Hanlığa haber vermiş, her aile için askerler tayin etmelerini istemiştik. Bunu yapmalarına rağmen yine tehlike devam ediyordu. "Korksan da korkmasan da gidemezsin, Sirana. Baban gelmediği sürece ormana, klanından uzak hiçbir yere adım atamazsın. Şu an ortalık karışık! Bak baban da zaten birkaç güne gelecek. Ava birlikte gidersiniz." Klan, her sülalenin yaşadığı, sınırlar belirli olan topluluğa diyorduk. Sıkıntılı nefes alarak, "Ben av için çıkmıyorum!" diye sesimi yükselttiğimde annem elindeki işini bırakarak, "İşte b…

Bölümün tamamını WritePad'de oku