YA İSTİKLAL YA ÖLÜM

"ÜÇÜNCÜ PERDE"

Yazar:

YA İSTİKLAL YA ÖLÜM - Simge Ökten kitap kapağı
YA İSTİKLAL YA ÖLÜM kitap kapağı

3.Bölüm: "Hissikablelvuku" Bazen, bir hiçlik sarmalının içinde dönüp duran bir kelebek gibi hissediyordum kendimi. Onlar kanatlarının yanıp kül olacağını bile bile ışığa sarılır, ben ise olmayacağını bildiğim hayallerime tutunur kül olurdum. Tıpkı bir kelebek gibi, kanatlarım yanardı ama yine de koşardım kül olmaya. Çünkü içten içe inkâr etmek fayda etmiyordu. Kül olmak için önce yanmak gerekti. Bana bu evin büyükleri çok kez söylemişti bunu; o masada benim de bir sandalyem olduğunu. Çocukken Cahit beyin tarladan getirdiği domatesleri, o masada içtiğim çorbalarını ya da kendi kızlarına çarşıdan aldığı elma şekerlerinden benim için de aldığını. İstesem bile unutamazdım. Kimsesiz, öksüz bir kız çocuğu için o elma şekerinin ne ifade ettiğini hangi kelimeyle anlatabilirdim ki, ağlayarak elma şekerini yiyen o kız çocuğunun minnetini, hislerini... Kimsesizliği bilir miydi ki insan? Kimsesizliğin tadını. Tıpkı küçük bir elma şekeri gibiydi işte. Dışı sert ama içi kırılgan, tatlı ama acımsı. Odanınsa en uç köşesinde onları seyrediyordum, tıpkı yıllardır her akşam yemeğinde olduğu gibi. Çatal bıçak seslerini dinlemek güzeldi. Bana birden fazla insanın varlığını hatırlatırdı. Kalabalık demek gürültü demekti, daha az yalnız hissettirirdi. Bugün biraz daha çekimserlerdi. Misafirlerin gelişi kızları meraklandırmış olsa gerek daha bir hanımcık davranıyorlardı tabaklarındaki ete. Onlarla büyümüş olmamla mı ilgisi vardı yoksa şahsi gözlemlerimden mi kaynaklıydı bilinmez ev ahalisinin neyi nasıl yediğini az buçuk bilir tahmin ederdim. Efe bey çok bıçak kullanmayı sevmezdi mesela, genelde bir iki kez bıçak vururdu yemeğine, Aslı hatun bazen şakayla karışık ona takılırdı hatta, kendisi de bamya yemeğini hiç sevmezdi. Pek az pişerdi. Genelde Aslı hanım annesine gittiğinde yapılırdı. Güher hanım et konusunda biraz seçiciydi. Kokan etlere tahammül etmezdi. Müberra hanım ise pek ayırt etmiyorum diyordu ancak pırasa ve yeşil fasulyeyi pek sevmiyordu. Az miktarda alırdı yapıldığında, çorbaya ve pilavlara yüklenirdi. Evin büyükleri Cahit bey ve Reyhan hanım yoklukta büyüyen iki ailenin evlatlarıydılar, bu sebeple ne olursa hamd eder yerlerdi. Hiç duymamıştım onu yemem bunu yemem dediklerini. Masada bir süre daha çorbayı içmeye devam ettiler. İlk bitiren Cahit bey oldu, çorba kasesinin içine nazikçe bıraktı kaşığı. "Çok güzel yapmışlar içimiz ısındı." "Ellerine sağlık, gerçekten çok güzel olmuş." Diyerek karşılık verdi misafirlerden orta yaşlı olanı. Diğer üçünden daha büyük duruyordu. Kapıda bana bakan adam yirmilerinin sonunda, diğer iki adam ise otuzlarının ya başlarında ya da ortalarındaydı. Şakaklarının kenarlarındaki hafif, ışıkta parıldayan beyazlar fısıldamıştı bana fakat bu irsî de olabilirdi. "Afiyet olsun Osman, sizler beğendiniz mi?" "Beğenmez miyiz Cahit amca, siz ikram edersiniz de..." Duymuştum bana bakan beyzadenin sesini. Samimiydiler amca dediğine göre. "Osman sizin elinize su dökemeyiz oğlum, bir geldiniz çarşı pazar şenlendi. Geçen gün Mahmut sıra vardı çorbaya gittik yiyemedik geri döndük diyordu..." Mahmut abiyi tanırdım, çarşıda kumaşçıydı. Az kızlar için ithal kumaş getirtmemiştik. "Estağfurullah bereket Allah'tan Cahit abi," dedi, Osman denilen adamın yanındaki bir diğer adam. "İşinizi temiz yapıyorsunuz, dürüst esnaf olmak zor Muhammed." Muhammed denilen adam başını salladı, "Faruk, dükkanı taşıyalım dediğinde önce bir düşündük, mahalle esnaflığından çarşı esnaflığına zor iş biliyorsundur Cahit abi. Yıllardır atadan kalma yerde çalışıp çarşıda büyük yere geçmek gözümüzü bir korkutmadı dersek yalan olur. Elhamdülillah, kalktık Allah'ın izniyle..." Faruk denilen adamın kim olduğunu öğrenmemle artık isimsiz değillerdi zihnimde. "Sizin ezogelin çok güzel oluyor," dedi Efe bey, "Düğün çorbalarını unutma onu çok beğenmiştik abi," dedi Salih. Onayladı onu, "Unutmuşum ikisini tek geçeriz." "En kısa zamanda bekleriz, buyurun başımız gözümüz üstüne." Faruk bey Cahit bey gibi masaya bıraktı koydu kaşığını. "Sizlere rahatsızlık vermek ist…

Bölümün tamamını WritePad'de oku