4.Bölüm: Yıpranmış Hayatlar
Yazar: Gökçe

Yeni Bölüme hoş geldinizzz. Beğeni ve yorum yapmayı unutmayın keyifli okumalarr. “Zamanı geri alabilseydik, o anın hiç yaşanmamış olmasını sağlardım.” Bölüm Şarkısı: Barış Manço- Dönence Hep haberlerde görürdük kadın cinayetlerini. Haberlerde görüp üzülürdük, kanımız donardı insanlar nasıl bu kadar acımasız olur diye düşünürdük. Ama insanlar gerçekten çok acımasız olabiliyormuş ve gerçekte kimse göründüğü gibi değilmiş, biz insanları sadece onların bize gösterdiği kadar tanıyabiliriz. Bunu en acı şekilde annemi kaybederek öğrenmiştim, o adam herkesin güvenini ve sevgisini kazanmıştı ama peki ya gerçek yüzü, kimse onun gerçek yüzünü bilmiyordu. Kendisi kadınlara umut olacağını söylerken bir kadını öldürmüştü ya da bir değil birden fazla, gerçeği öğrenip bunu herkese gösterecektim. O adamın gerçek yüzünü herkes görecekti. Sahil kenarında Laden ile otururken önümden hızla geçen ve beni fark etmemiş olan o adamı tanıyordum. Beni İngiltere’ye belki de o götürmüştü ve hatta benim Türkiye’ye kaçmamı engellemek için peşimde dolaşan o kişiydi. Onu sadece ilk bir yıl görmüştüm benden gizlenerek beni izlediğini fark etmeyeceğimi sanıyordu. Diğerleri gibi o da kendini fazla zeki sanan aptallardan biriydi. Zira peşimde olduğunu anlamam hiç de zor olmamıştı. “Laden,” diye mırıldandım ona dönerek. “Efendim canım,” dedi Laden. “Az önce buradan hızla bir adam geçti ve o adamı ben tanıyorum, ben İngiltere’deyken beni takip eden adamlardan biriydi,” dedim. “Sen ciddi misin?” diye sordu Laden. “Evet ve o adam buradan geçerken beni görmedi bile,” dedim umursamaz bir şekilde. “Tamam hadi kalk gidelim buradan ben hem annenin evini hem de şu annenin öldürüldüğü evi araştırayım sonra o eve gidelim,” dedi Laden ayağa kalkarak. “Tamam,” dedim ve ayağa kalktım. “Seni eve bırakayım ben araştırayım sonra sana haber veririm,” dedi Laden arabaya doğru giderken. “Tamam sarışın,” dedim ve arabaya bindim. Eve giderken önce bir markete uğrayıp evin eksiklerini almıştık. Sonra da Laden beni eve bırakıp gitmişti. Eve geldiğimde önce marketten aldıklarımızı yerleştirdim. Ardından akşama yemek için bir şeyler hazırlamaya başladım. Laden’in evi küçük gibi duruyordu ama oldukça genişti. Salonu ve mutfağı birleşikti. Eve ilk girdiğinde seni küçük bir koridor karşılıyordu ve koridordaki ilk kapı salona açılıyordu. Salon ve mutfak birleşik olmasına rağmen boğucu bir his vermiyordu. Salonda küçük bir televizyon ünitesi ve çift kişilik krem rengi koltuk vardı. Ortada küçük bir sehpa vardı. Televizyon ünitesinin yanında bir tane de boy aynası duruyordu. Mutfak tarafında ise dolaplar gri renkteydi. Ev 2+1’di. Ben küçük ama ferah misafir odasında kalıyordum. Aslında Laden’e daha fazla yük olmamak için başka bir yere taşınmak istiyordum ama Laden izin vermiyordu. Yemeği yapıp kendimi koltuğa attığımda esnemeye başladım. Uykum gelmişti ve azcık koltukta kestirsem hiçbir şey olmazdı. Karanlık bir ormandayım. Kimse yok, karanlıktan etraf görülmüyor. Sonra “Yardım edin,” diye yalvaran bir ses ve o sesin ardından bir kahkaha. “Benden kaçamazsın,” diyor kahkaha atan ses. Etrafa bakıyorum, bu seslerin nereden geldiğini anlamaya çalışıyorum ama hiçbir şey göremiyorum. “Yardım edin,” diye bağırmaya devam ediyor tanıdık bir ses. Ve sonra etraf aydınlanıyor, karşımda annem var yardım isteyen ve Alp var annemi öldürecek olan. Annem beni görüyor ve “Yardım et kızım,” diyor. Yardım etmek için hareket etmeye çalışıyorum ama hareket edemiyorum, olduğum yerden ilerleyemiyorum. Alp bir kahkaha daha atıyor ve “Annenin ölümünü izle onu kurtaramayacaksın,” diyor. Annem yalvarıyor ama Alp durmuyor ve annemi öldürüyor ve sonra o iğrenç kahkahasını atıyor. Annem kanlar içinde yere yığılıyor, hareket edemiyorum ve “ANNE,” diye çığlık atıyorum etraf yine kararıyor. “Anne,” diye sayıklayarak gözlerimi açtım. Nefes nefese kalmıştım “Vuslat, sakin ol bir kâbus gördün sadece,” Laden’in sesiyle tamamen kendime geldim ve ona döndüm. “O adam annemi gözümün önünde öldürdü ve ben annemi kurtaramadım. O kadar k…