Vişne Lekesi

2| Beklenmedik Misafir

Yazar:

Vişne Lekesi - aslı Keleş kitap kapağı
Vişne Lekesi kitap kapağı

Bölüm daha da uzamasın diye yarım bıraktım. Sizce Meva'nın dedektife olan nefreti nedir? Peki katilimiz kim? Size iyi okumalar! Vote ve yorumlarınızı bekliyorum, haftaya görüşmek üzere.... ∆ 0.2 | Beklenmedik Misafir Gökyüzü bu akşam; bir tanrının sancılı nefesi kadar ağır ve kana bulanmıştı, cinayetlerini gizlemekten sakınmıyordu. Adem elması hareketlendiğinde kıvrılmaya inat eden dudaklarımı zapt etmeye çalışarak yüzüne baktım. Seğiren gözlerine hâkimiyet kurmaya çalışan geçmişin ağır kokusu burnunun direğini sızlattığında ilk kez başardığımı hissetmiştim ona karşın. Onunda duyguları vardı... Duygularını hapis etmeyi başardığı zindanın zincirleri, hunharca inip kalkan göğüs kafesini zorluyordu ve bu beni mutlu ediyordu. Acı çekmesi hoşuma gidiyordu... Belki kulağa sadistmiş gibi gelebilirdi ama öyleydi işte. Arkamı dönüp arabaya doğru ilerlemeye başladığımda tek bir adım dahi atmamıştı. Omzumun üzerinden ona baktığımda düşüncelerinde boğuluyor gibi boşluğu izliyordu sadece. Sanki biri ayaklarını çiviyle olduğu yere çakmıştı. “Gelmeyecek misin?” Dedim gözlerimi kırpıştırarak en sevimli halimle, sanki az önce hiç bir şey olmamış gibi. Kıpırdamayacağını anladığım da arabanın etrafını dolaşarak, sağ koltuğa oturdum ve beklemeye başladım. Aradan geçen birkaç dakikadan sonra, soğukkanlı ve donuk ifadesiyle tekrar arabaya dönmüştü. “Zahmet olmayacaksa beni Maria’nın yerine bırakır mısın?” Tek kelime dahi etmeden başını oynatarak kontağı çevirdi ve ormanlık yoldan çıkarak kasabanın ara sokaklarında sürmeye başladı. “Neden bir kağıt parçası seni bu kadar etkiledi?” Dedim mırıldanarak. Duyacağını biliyordum ama içten içe onun duymasını istemiyormuş gibi davranıyordum. Yapma Mey, adam defalarca kez bıçak yemiş ve birazdan kan kaybından ölecekmiş gibi bembeyaz kesilmiş durumda. Sen bunun sebebini bu kadar iyi bilirken yaptığın biraz vicdansızlık değil mi? Hayır değil. “Yanlış anlamışsın.” Mimikleri bir milim dahi oynamazken, gözleri yalan söylediğini açıkça bağırıyordu. “Yanlış anlamadığıma eminim.” Dedim dudaklarımı kıvırarak. Kafasını çevirmeden gözleriyle beni baştan aşağı süzdü ve tek kaşını kaldırarak cevapladı. “Eğer şüphelendiğin biri yoksa bu konuşmaya devam etmeye gerek yok demektir.” Kaçıyor Mey, kendi tırnaklarıyla kazdığı mezardan kaçıyor. İzin mi vereceksin? Tabi ki de izin verecektim. En azından bir süreliğine, onu aklının alamayacağı derinliklere sürükleyene kadar kovalayıp en sonunda kıskıvrak yakalayacağım ve işte o zaman kaçacak şansı olmayacak... “Var.” Dedim çenemi hafifçe oynatarak. Saçlarımı topuk haline getirerek bileğimde ki tokayla topladım ve ona döndüm. “Sen.” Bunu hiç beklemiyor olacak ki burnundan soluyarak bana kısa bir bakış attı. “Dalga mı geçiyorsun Meva?” Dışarıdan sakin görünse de suçlanmanın verdiği kaygıyla öfkesi gün yüzüne çıkmıştı. Suçluydu, herkes suçluydu. Ben bile... “Hayır, sen geldikten sonra kasabada cinayet işlenmeye başladı ve benim gözümde baş şüpheli sensin.” Ani bir hareketle arabayı yol kenarına çekti ve frene sertçe asıldı. Bir eli direksiyonu sıkıca kavrarken, diğer eli sanki edemediği küfürleri saydırırmışçasına kornoya asıldı. “Benden niye nefret ediyorsun?” Sakinleştiği ilk an vücudunu döndürerek acizce sorduğu soruyla hazırlık yakalanmış kedi yavrusu gibi bakakalmıştım. Koyulaşan mavi gözlerinin içinde taşmak için sabırsızlanan denizi görebiliyordum ama aynı zamanda anlam veremediğim bir parlaklığa ev sahibi yapıyordu. “Be- Ben...” Sanki lâl olmuştum, dilimin ucuna gelen cümleler birer birer can çekişiyordu ve ben konuşamıyordum. “Cevap versene!” Sanırım iğnelemelerimiz, alaycı tavrımız ve saygı duymayışımız ağrına gitti Mey... “Neden benden nefret ediyorsun?” Her bir kelimenin üzerini bastırarak kafasını araba koltuğuna yasladı. “Bana kin beslemeni sağlayacak ne yapmış olabilirim, üstelik yıllardır kasabada bile değilken.” Sessizliğim her ikimizi de boğmaya başlamıştı. Mükemmel görünen kişiliğinin altında yatan egoist canavarı beslemediğim içindi bu kriz, benimkiyse her şeye ra…

Bölümün tamamını WritePad'de oku