1. BÖLÜM
Yazar: Özlem Durmuş

*Kor kuyuya sessiz çığlıklarımı hapsettim...* Kirlenmiş ruhların çektiği azap bilinmez ama göz önünde alınan ruhun verdiği dehşet bilinebilir . İblislerim zihnime yavaşça sızmış benden içimdeki öfkeyi dışarı salmamı istiyordu. Ruhumun bedenime ihanet edişini seyretmek istiyordu sinsice . Bedenim canileşip etrafa saldırmamı istiyordu. Kimliksizliğe bürünüp can yakarak kan akıtıp dünyayı yok etmemi istiyordu. Ama bunu yapmayacak kadar güçsüzdüm ve cesaretsiz . Ben zihnimin zemininde koşup giden düşüncelere yenik düşecek kadar aptal ama cesaretsizdim. Sıradan geçen yıllarımı düşünüyordumda ne basit bir hayatım varmış. Acı çekmiyormuşum. Vicdan ve akıl arasındaki o çizgide kalmıyormuşum ki ben . Basit sıradan bir hayatta yaşam sürüyormuşum. Her anım yarını düşünmekle geçiyordu burada . Yarına sağ çıkabilecek miydim ? Neden buradaydım? Canım bundan daha fazla ne kadar yanabilirdi? Her şeyin bir dönüm noktası vardır. Benim dönüm noktam ise yaptığım hatadan doğmuştu. Aslında her şey o bana gelen mesajla başlamıştı ama ben bilememişim hiç ihtimal vermemişti. Gerçek olacağına ihtimal vermemiştim. Umursamamıştım biraz da aslında bana yapılan bu planı. Saçma bir şey zannetmiş anında o mesajı silivermiştim. Ve geri kalan hayatıma devam etmiştim. Ama sadece üç gün devam edebilmiştim. Uykuya daldığım gecenin ardından kendimi tanımadığım bir odada bulmuştum. Buraya geldiğim gün hiç susmadan yardım çağrısında bulunmuştum. Ağlamış avazım çıktığı kadar çığlıklarımla bu odayı inletmiştim. Ama ne kadar yardım çağrısında bulunsamda hiçbir geri dönüş dahi anlamamıştım. Her şeyi sonradan fark edebilmiştim. Her şey gerçekti. Hemde hiç ihtimal verilmeyecek kadar. Bu sadece bir basit oyun değildi. Ben gerçek anlamda bataklığa saplanmıştım istemeye istemeye. Zekice kurulmuş bir oyunda oynanan bir piyondum ben aslında. Bunun farkına saatler sonra varabilmiştim. Ama ağırıma giden tek şey her anım, her saatim birileri tarafından izlenmesi. Siz düşünün her saatiniz izleniyor? Yemek yediğinizde, su içtiğinizde,uyurken uyanırken ve ihtiyacınızı giderirken. Salisesi salisesine izleniyor bundan büyük rahatsızlık duyuyordum. Kim olduklarını bilmiyorum. Bizleri buraya getirenlerin öğrenecek miydim onuda bilemiyordum kararsızdım. Ama öğreneceğime ihtimal verdiğim de bir gerçekti. Umut ediyordum. Her sır birgün açığa çıkardı elbet. Yalanlar ve gizler elbet açığa çıkacaktır zamanı geldiğinde. Sessizliğim bana arkadaş olduğu bu zamanlarda güvendiğim kimse yoktu çünkü herkes kendisi için herkesi çığneyebilirdi. Bu büyük bir gerçekti. Bizlerden çok şey bekliyordular . Ama bizler ise çaresizce olacakları bekliyorduk. Yarın yaşamamızın ilk günü olacaktı burada . Nasıl bir gün olacaktı hayal bile edemiyorum doğrusu . Tehlikeli, acılı, hayal kırıklığı mı yoksa? Cevapsız sorular uzayıp gidiyordu. Yaşamımızın ilk günü hakkında bizi önceden bildirmişlerdi azda olsa bizlerle ilgilenen maske takan kişiler tarafından . Yaşadığımıza yaşanmak denilirse tabi. Berbat bir yerde uzun zamandır kalıyordum. Gözlerimi bulunduğum odada kısaca bir gezdirdim. Bulunduğum odada eski bir sedir yatağı ,eski bir klozetten ibaretti geriye kalan her yer izbeydi aynı şuan ruhumun bedenimi terk ettikten sonra geriye kalan boşluk gibi boş ve karanlık. Bulunduğum rutube odada kendimizi görememek için ayna dahi bulundurmuyorlardı ne zamandır duş alamamıştım. Saçlarım birbirine girmiş artık kokmaya başlamıştım. Üzerimdeki buraya gelmeden önce giydiğim kısa kolu geceliğim ile duruyordum geceliğim buraya geldiğim günlerin ardından kirlenmiş neredeyse mavi olan rengi görünmeyecek reddeye gelmişti. Artık pasaklı kelimesine gerçek anlamda tabir olarak uyuyordum. Kendim ile olan iç savaşı yarıda kesip tekrar bulunduğum odada gözlerimi gezdirdim. Bu küçük hücrede zamanın can sıkan anını her zaman yaşıyordum. Hiçbir şey yapmadan gece oluncaya kadar oturuyor yemek dışında farklı bir aktivite yapmıyordum. En sorun olan şey şuanlık birileriyle konuşamamaktı. Konuşmamak benim zihnimi derin düşünceler arasında bırak…