VEKTÖR-X:GECE HATASI

GİRİŞ

Yazar:

VEKTÖR-X:GECE HATASI – VALZEVAN kitap kapağı
VEKTÖR-X:GECE HATASI – VALZEVAN kitap kapağı

Bölüm görselleri

VEKTÖR-X:GECE HATASI - GİRİŞ bölüm görseli 1
VEKTÖR-X:GECE HATASI - GİRİŞ bölüm görseli 1

1.KİTAP: VEKTÖR-X: GECE HATASI GİRİŞ Bundan seneler önce. Korkunç bir intikam kapladı kalbimden zihnime doğru. Önce ince bir sızıydı. Kimsesizliğin ne demek olduğunu öğrendiğim o yıllarda, beni karanlığımın içinden çekip kendine yuva yapan adamın yanında bile dinmeyen bir uğultu. “Ben, artık yaşayamam.” Korumanın kucağındaki yeni doğmuş bebeğe bakarken. “Ama sizle de yaşattırmam.” Sonra kök saldı. Damarlarıma yayıldı, düşüncelerimin arasına yerleşti, hatıralarımın üzerine kara bir gölge gibi çöktü. “Onların sesini unutmayız değil mi? Hiç video çekemedim. Seslerini hiç duymadım. Yüzlerini morgda gördüm. Yüzlerini unutmayız değil mi?” Gözlerini benden ayırmadan sorduğu soruya karşılık kibriti bir hışımla yaktım. Karanlığın içinde küçücük bir ışık yandı. Kibritin alevi, uzaktan bakıldığında neredeyse önemsizdi. Sonra yere bırakılan iz boyunca ilerleyen alev, gecenin sessizliğini bir anda parçaladı. Ateş önce ince bir çizgi gibi süzüldü, ardından önüne çıkan karanlığı yutarak büyüdü. Birkaç saniye içinde malikânenin duvarlarına ulaştı. Perdelerin ardından yükselen turuncu ışıklar, camlarda titreyen gölgeler oluşturdu. Ben ise gözlerimi kırpmadan seyrettim. İçeride insanların olduğunu biliyordum. Bunu bilmek kalbimi parçalamalıydı. Bir zamanlar başkasının acısını kendi acım sanacak kadar insandım. Şimdi ise içimde yalnızca tek bir düşünce dolaşıyordu. Hak ettiniz. Bu düşüncenin kendisinden korkmam gerekirdi. Korkmadım. Belki de asıl korkunç olan buydu. Alevler yükseldikçe, günlerdir göğsümün içinde büyüttüğüm öfkenin dışarıdaki hâlini görüyordum. Her yükselen alevde bir anı, her kararan pencerede bir yüz, her çatırdayan duvarda günlerdir susturduğum bir çığlık vardı. Bana nefes verenlerin ansızın yok oluşu, içimde kapanamayan ve de merhemi olmayan bir yara olmaktan çıkıp her nefeste biraz daha büyüyen bir öfkeye dönüştü. Onların küllerini her günün şafak vakti olana kadar avuçlarımda taşıdım günlerce. Malikânenin içinden bir ses yükseldi. Elleri kolları sandalyede bağlı tutturduğum insanların çığlıkları. Ne söylediklerini anlayamadım. Belki bir yardım çağrısıydı, belki yalnızca korkunun boğazdan kopardığı anlamsız bir sesti. Ama ben onu duydum. O sesler, günlerdir üzerini kederlerle örttüğüm kapıyı içimden söküp açtı. Her kül tanesinde bir yüz, her yüzde bir suç, her suçta kendime haklı çıkarmak için yeni bir sebep buldum. Ve ben, yas tutmadan önce hesap sormayı seçtim. “Bitti Celtemen. Anlaşmamız burada bitti.” “Aramıza bir soyadı koyma. Sen Devrim Ünal’sın. Sen benim yalnız kuşumsun.” “Ben yalnız kuş değilim. Ben bir gece hatasıyım. Çünkü bir gece hatası, tüm sabahlarınızı elinizden alabilir.” Kolumu ondan kurtardım. “Tıpkı senin sabahlarını elinden aldığım gibi.” Ne zaman karar verdiğimi bilmiyorum. Celtemen arkamdan bir şey söyledi, aldırmadım. Kolumu tuttu, kurtardım kendimi. Ayaklarım beni yanan malikâneye doğru götürüyordu. Her adımda yüzüme daha fazla sıcaklık vuruyor, duman gözlerimi yakıyor, ciğerlerime dolan ağır havaya rağmen geri dönmüyordum. Alevlere yaklaştıkça içimdeki korkunç sessizlik daha da büyüyordu. Çünkü ben artık yangını izlemiyordum. Yangının içine bakıyor ve kendimi görüyordum. Bir zamanlar merhamet ettiğim şeylerin hepsi orada yanıyordu sanki. Affetmek, unutmak, yeniden sevmek, bir gün yeniden anne olabileceğime inanmak... Hepsi alevlerin arasında birbirine karışıyordu. Ve ben hiçbirini kurtarmak için elimi uzatmıyordum. Ateş yüzüme vurduğunda durdum. Gözlerimi yanan malikâneden ayırmadım. İçerideki hayatın yerini alan alevlere bakarken, ilk kez intikamımın sonuna geldiğimi hissettim. Fakat beklediğim hiçbir şey olmadı. Zafer gelmedi. Rahatlama gelmedi. İçimde üst üste büyüttüğüm boşluk dolmadı. Sadece daha da büyüdü. Anladım ki ben bu gece onların evini yakmıyordum. Ben, bana ait olan son merhamet kırıntısını da kendi ellerimle ateşe bırakıyordum. Ve yine de geri dönmedim. Çünkü insanlar evlerini kaybettiklerinde kimsesiz kalırdı. Ben evimi çok daha önce kaybetmiştim. O gece yalnızca küllerine yürüyordu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku