Vaziyet Planı

3. Bölüm

Yazar:

Vaziyet Planı - Aleyna Daşkıran kitap kapağı
Vaziyet Planı kitap kapağı

Ertesi sabah uyandığımda kapımın önü tertemizdi. Sanırım onlarca koliyi atan Milan’a bir teşekkür borçluydum. Hepsini atabilmek için en az bir saat harcamış olmalıydı. Keşke düşüncelerimden oluşan çöplüğü temizlememe de yardım edebilseydi. Sabaha kadar rüyalarımda bile Engin’le ilgili ne yapacağımı düşünüp durmuştum. Yeterince şans vermemiş olmak istemiyordum. Arkamdan atıp tutmasını, ne kadar kötü biri olduğumu söylemesini de istemiyordum. İşte benim sorunum buydu! Zaten her halükârda hakkımda kötü konuşacaktı, neden salamıyordum ki? Annem küçükken, herkesi memnun etmek ve dünyanın en iyi insanı olmak zorundaymışım gibi davranmasaydı ben de en az Deva kadar acımasız olabilirdim. Hayır, hayır aslında o da acımasız değildi. Sadece kendi değerini biliyordu ve kalbini kıran şeylerden hızla uzaklaşıyordu. Benim aksime… Ben sanki kalbimin kırılmasından zevk alıyormuş gibi davranıyordum. Yine de… Kalp kırmaktan iyidir, diye düşünüyordum. Ben hiçbir zaman acı çektiren taraf olmayacaktım. Hayat yeterince zordu, insanlara bunca karmaşanın içinde daha fazla yük yüklemek istemiyordum. Engin’e son bir şans verme konusu ne kadar doğruydu bilmiyordum ama en azından son bir kez konuşmak mantıklı geliyordu. Öylece kestirip atmak yerine, en azından son kez düzeltebilir miyiz diye bakabilirdik. Tamam, eğer beni yargılamayacaksanız Engin’e mesaj attığımı itiraf edebilirdim. Ona buluşmak istediğimi söylemiştim ve sadece iki kelimelik bir cevapla kabul etmişti. Gerildiğine ya da merak ettiğine dair en ufak bir belirti bile vermemişti. Merak etmiyordu. Eskiden olsaydı, attığım resmi mesajlara neredeyse ağlayarak tepki verirdi. Hatta en ufak bir tartışmanın sonunda, ondan ayrılmadığımdan emin olana kadar dil dökerdi. İçimdeki bu berbat hissi nasıl adlandıracağımdan emin değildim. Hem kalbim kırılmış hem hayal kırıklığına uğramış hem de karşımdaki artık bir yabancıymış gibi hissetmiştim. Boş mideme kocaman bir bardak suyu yollamadan hemen önce kendime gelmek için gözlerimi birkaç kez kırptım. Dünya benim etrafımda dönmüyor, diye hatırlattım kendime. Meşgul olabilir. Vakit bulamamış olabilir. “Merak etmiyor, önemsemiyor.” Araya Deva’nın sesi girdiğinde neredeyse olduğum yerde sıçrayacaktım. Kafam, arkadaşlarımla görüntülü arama yaptığımı unutacak kadar dalgındı. “Çoktan ayakları götüne vura vura evine doğru koşuyor olmalıydı.” Sürahiye dayadığım telefondan beliren Deva’nın kaşları çatılmıştı. Çilli yüzü, güneşin altında sanki yaz dizilerindeki başrollerden biriymiş gibi görünüyordu. Öğle molasını harcadığı için mi yoksa Engin yüzünden mi bu kadar öfkeliydi, emin değildim. Ayrıca haklıydı. “Bence akşam aklındaki her şeyi anlat. Belki de ortak kararla ayrılırsınız. Böylece kendini suçlu…” Evren’in tatlı konuşması yarıda kesildi. “Halka açık bir alandayım ve beni küfretmeye zorluyorsunuz.” Deva etrafını kolaçan etti. Birileriyle göz göze gelmiş olacak ki dilinin ucuna gelen tüm kelimeleri yuttu. “Adamın alnına ‘Beni terk et’ yazmasını falan mı bekliyorsunuz? Belki söyleyeceklerim seni ilk başta üzecek ama kusura bakma. Engin seni çoktan hayatından çıkartmış. Artık seninle konuşmayı bırak, mesaj atmayı bile akıl edemeyecek kadar önemsemiyor. Onun için vicdan azabı çekmek yerine, nasıl sabaha kadar ağlamasına neden olacak bir konuşma yapacağına odaklan. Hatta ben sana örnek bir metin atarım.” Etrafımdaki hava uğuldamaya başladığında, gözlerimin dolmaması için kendimi sıkıyordum. Fazla açık sözlü bir arkadaş bazen hassas kalbinize mal olabiliyordu. Ancak eninde sonunda dedikleri bir şekildi çıkıyordu. Belki de kalbimdeki sancının asıl neden bunu biliyor olmamdı. Tüm söyledikleri doğruydu ve zaten farkındaydım. Kendimi önemsiz bir kürdanmış gibi hissediyordum. Herkes sadece çok ağır yemekler yediğinde beni hatırlıyordu ve sonra da çöpe atıyordu. Tek kullanımlık, gereksiz ve o olmasa da boşluğunun diş fırçasıyla doldurulabileceği bir kürdan… “Sadece teselli vermen gerekiyor. Birkaç yumuşak cümle, seni öldürmez.” Evren hala umutsuzca çabalıyordu ama telefon e…

Bölümün tamamını WritePad'de oku