Varlık Paradigması

ALIS'IN SOKAKLARI

Yazar:

Varlık Paradigması – Emre Şimşek kitap kapağı
Varlık Paradigması – Emre Şimşek kitap kapağı

Ruem ilk defa kendisi için olmayan bir söze müdahale etmişti. Başlarındaki komutan dönüp Kurna’ya baktı. Kurna, "Efendim, siz onun patavatsızlığına bakmayın. O cahil, sizin gibi ihtişamlı birini bile tanımayacak kadar aciz," diyerek araya girmeye çalıştı. Ruem kulaklarını her şeye kapatmış, gözünü sadece komutana dikmişti. "Doğa kusurları reddeder. Ama bu ağaç bunu reddetmiyor. Doğaya karşı geliyor. Bu korkunçluk seni de heyecanlandırmıyor mu?" Herkes şaşkın bir şekilde Ruem’e bakıyordu. Kurna zorla yutkunurken boğazından gelen ses etrafta yankılandı. Alnından akan ter şimdiden gözlerini yakmaya başlamıştı. Kimse sanki nefes dahi almıyordu. Kurna, Ruem’e dönüp bağırarak üstüne yürümeye başladı: "Çık dışarı seni kendini bilmez köylü! Yüce komutanımız Set'in karşısında konuşmaya nasıl cüret edersin?" Set, "Sessiz ol Kurna," dedi. Kurna bir an durdu. Ne yapacağını bilemez hâlde, "Ama efendim, bu sefil yaratığın size saygısızlık etmesine göz yumamam," diyerek geri döndü. Set, "Ben sana sessiz ol demedim mi?" diyerek elini kılıcına götürdü. Kurna hemen başını eğdi, "Tabii efendim," diyerek kenara çekildi. Set, Ruem’i gözleriyle yiyecek gibi bakıyordu. "İsmin ne?" diye sordu. "Ruem." Set, "Demek bir karıncanın benimle böyle konuşmaya cüreti var," dedi. Eli kılıcının kınında duruyordu. "Bu kılıçla şu an kafanı gövdenden ayırabilirim. Korkmuyor musun?" Ruem hiç düşünmeden cevap verdi: "Ya avcısındır ya da av. Avcıysan öldürürsün. Avsan ölürsün." Set kahkaha attı. "Seni vahşi hayvan," dedi. "Ben avcı bile değilim. Arkamdaki askerleri görüyor musun? Sana dokunmadan, ağzımdan çıkacak tek bir cümleyle seni öldürürler. Ben başım." Ruem, "Peki ya sürün olmasaydı?" diye sordu. Set bu diyalogdan çok keyif alıyordu. "Seni sevdim. Ama 'Doğa kusurları reddeder.' bunu nereden anladın?" Ruem, "Doğada gözlemlediğim bu," dedi. Set, Kurna’ya dönüp, "Bu çocuğa iyi bak," diyerek kapıdan çıktı. Askerler ve yanındaki adam da onunla birlikte gittiler. Kurna dönüp Ruem’e bakıyordu. Gerginliği her hâlinden belli olan Kurna, ağzını bir şey diyecek gibi açtı ama hiçbir şey söylemeden odasına gitti. Ruem’in gözü o ağaç dalındaydı. Yaklaştı. Sağ kolunu dümdüz uzattı. Gözünü tamamen orta parmağına dikmiş bir hâlde, parmaklarının ucuna bakarak elini aşağı yukarı oynatıyordu. Sonra bir iç çekerek kolunu indirdi. Gözlerini tekrar tam aşılanan yere dikti. İçinden şöyle geçirdi: "İstedikleri an beni öldürebilirlerdi. Ancak iki farklı organizmayı tek bir damarda birleştiren bu ağaç, ölümden daha karmaşık bir tasarımdı. Bu lütfu kim vermişti?" Ruem, insanların davranışlarını pek anlamlandıramıyordu; birçoğu ona çok anlamsız geliyordu. Kurna’nın yanına çıktı. Kurna ona dik dik bakıyordu. "Bundan sonra kendine daha dikkat et. Maaşını altı akraya çıkardım. Kıymetimi iyi bil, ben olmasam çoktan kelleni alırlardı. Ben varım diye dokunmadılar sana." Ruem sessizce bekliyordu. "Tamam," dedi ama içine bir kuşku düşmüştü. "Madem beni sen kurtardın, neden maaşımı bir anda yükselttin?" "Yapılacak bir şey var mı?" diye sordu. Kurna, "Yok," dedi. Ruem tekrar çiçeklerin oraya inmişti. Mor bir çiçeğe gözü takıldı. Hemen arkasını dönerek hızlıca Kurna’nın yanına gitti. Kurna irkildi. Ruem'in yüzünde sert bir ifade vardı. Kurna titrek bir sesle, "Ne oldu?" diye sordu. Ruem, "Köksüz yetişen bir bitki var mı?" dedi. Kurna’nın gerginlikten kalkan omuzları bir anda indi. Kısık bir sesle, "Ben de bir şey oldu sandım," dedi. Ruem tekrar, "Köksüz yetişen bitki var mı?" diye sordu. Kurna, "Saçmalama, köksüz yetişen bitki mi olur? Niye böyle bir şey sordun?" dedi. Ruem, "Köyde..." diye başladı cümlesine ama biraz durakladıktan sonra, "Merak etmişimdir hep," diye tamamladı. Artık bitkilerin birçoğunu öğrenmiş, ticareti bayağı çözmüştü. Akşamları dışarı çıkıyor, yürüyüşler yapmaya devam ediyordu. Hiçbir yere uğramıyor, içeri girmiyor, kimseyle muhabbet etmiyordu. Gezdiği bir gece, daha önce hiç girmediği bir sokağa girdi. Etraftaki evleri incelerken, kapıların birinden bir kadın koşarak çıktı ve…

Bölümün tamamını WritePad'de oku