0.3 | Ev Dediğin Yer
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Merhaba, Nihayet 3. bölüm ile gelebildim. Bu ara benim minik beyefendi biraz huysuzdu. Normalde salı günü atacaktım bölümü, erken gelip sürpriz yapacaktım amaaa işler planladığım gibi gitmedi. Anca bugüne kısmetmiş. Belki Pazar günü bir sürpriz patlatır yine bölüm atarım, bana belli olmaz. Yorum yapan herkesin parmaklarına sağlık, yorumlarınızı okumayı çok seviyorum ♥ Bu bölüm biraz gizemli. Bakalım işler nereye evrilecek. "Bu hikâye tamamen kurgudur. En azından herkesin inanmasını istediğimiz şey bu." Keyifli okumalar ♥ ÖPTÜM XOXO FORBIDDEN FRUIT - Tommee Profitt x Sam Tinnesz x brooke ▬▬▬ 3 | Ev Dediğin Yer "İnsan en çok kaçamadığı yerlere alışmak zorunda kaldığında incinir." Hastaneden çıkmak özgürlük gibi hissettirmeliydi. Ama hissettirmedi. Dışarı adım attığım an dünya üzerime çöktü. Güneş gözlerimi yaktı, hava ciğerlerimi doldurdu, sesler kulaklarıma üşüştü. Birkaç gündür o beyaz odanın içinde kalmıştım, o steril sessizlikte, o korunaklı boşlukta. Şimdi ise her şey fazlaydı. Fazla parlak, fazla gürültülü, fazla gerçek. Ve ben bu gerçekliğin içinde nereye ait olduğumu bilmiyordum. İnsanlar yanımdan geçti. Yüzler, sesler, adımlar. Hiçbiri tanıdık değildi. Bu şehirde yaşamış mıydım? Bu sokaklarda yürümüş müydüm? Bilmiyordum. Hafızam bir kara delik gibiydi, her şeyi yutmuş, geriye hiçbir şey bırakmamıştı. Annem ve Selen hastane kapısının önünde bekliyorlardı. Onlara baktım. Annemin gözlerindeki yaşları gördüm, Selen'in dudaklarındaki zoraki gülümsemeyi. Beni seviyorlardı, bunu hissedebiliyordum. Ama ben onları hatırlamıyordum. Annemin kokusunu, Selen'in gülüşünü, birlikte geçirdiğimiz yılları... Hiçbirini. Bu his, içimi kemiren bir boşluktu. Annem bana yaklaştı. Kollarını açtı, beni sardı. Sıkıca, neredeyse acıtacak kadar. Göğsüne bastırdı, titriyordu. "Kızım," dedi. Sesi boğuktu. "Benim güzel kızım." Sarılışına karşılık verdim ama bedenimde bir tuhaflık vardı. Bu kadın annemdi, bunu biliyordum. Ama hatırlamıyordum. Kollarının sıcaklığı tanıdık gelmeliydi, ama gelmedi. Parfümü bir şeyleri tetiklemeliydi, ama tetiklemedi. Hiçbir şey yoktu. Gözlerim yandı ama ağlamadım. Ağlayamadım. Belki de bedenin ağlaması için önce hatırlaması gerekiyordu, bilmiyorum. Annem geri çekildiğinde yüzüme baktı. Gözleri doluydu ama bu sefer ağlamadı. Güçlü görünmeye çalışıyordu, benim için, belki de kendisi için. Babam ve abim yoktu. İşleri olduğunu tahmin etmek zor değildi. Gerçi babamı görmek istiyor muydum ki? "Kendine iyi bak," dedi. Sesi titriyordu ama kontrol etmeye çalışıyordu. "Bir şey olursa ara. Her şey için ara. Gece olsun, gündüz olsun, fark etmez. Ben her zaman..." Duraksadı. Gözleri bir anlığına arkama kaydı, Kadef'in durduğu yere. Bir şey geçti yüzünden, korku mu, endişe mi, anlayamadım. Ama hemen silindi. "Her zaman buradayım," dedi alçak sesle. Sanki sadece benim duymamı istiyordu. Sanki arkamda duran adam duymasın istiyordu. Selen öne çıktı. Gözleri kızarmıştı, ağlamış olmalıydı. Ama şimdi gülümsüyordu, o zoraki, kırılgan gülümsemeyle. Bana sarıldı. İnce kolları boynuma dolandı, kulağıma yaklaştı. "Abla," diye fısıldadı. Sesi titriyordu. "Sana söyleyemediklerim var. Çok şey var. Ama burada söyleyemem." Nefesini hissettim, sıcak ve hızlı. "Bir yolunu bulacağım," dedi. "Söz veriyorum. Her şeyi anlatacağım. Sadece... dikkatli ol. Lütfen." Son kelimede sesi çatladı. Geri çekildi, gözlerini sildi. Dikkatli ol. Neye karşı? Kime karşı? Kadef'e mi? Sorular dilimin ucundaydı ama soramadım. Çünkü tam o an arkamda bir hareket hissettim. Sessiz, ölçülü, hesaplı. Kadef! Yanımıza gelmişti. Ne zaman yaklaştığını fark etmemiştim, bu adam bir hayalet gibi hareket ediyordu. Sessiz, iz bırakmadan, fark edilmeden. Annem hemen toparlandı. Sırtı dikleşti, gözlerini kaçırdı. Selen ise dondu. Dudakları birbirine yapıştı, sanki bir daha asla konuşmayacakmış gibi. Herkes ondan çekiniyordu. Doktorlar, hemşireler, güvenliğimizden sorumlu adamları... Annem ve kız kardeşim... Abim ve hatta... hatta babam! Neden herkes onun varlığında küçülüyordu? Bu adam kim…