VALEN +18

1.1 | Tanımadığım Gölge

Yazar:

VALEN +18 – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı
VALEN +18 – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı

Bu bölüm, Valen’in hikâyesinde bazı taşların yerinden oynadığı bölümlerden biri. Serenay’ın geçmişinden gelen bir gölge, Kadef’in yıllardır sakladığı gerçekler ve ikisinin arasında artık görmezden gelinemeyecek kadar büyüyen sorular var. Bazı insanlar geçmişte kalmaz. Bu bölümde Kadef’i biraz daha yakından tanıyacağız. Onu bugünkü adama dönüştüren yaralara, taşıdığı isme ve Serenay’dan neden bu kadar çok şey sakladığına dair ilk gerçek cevaplara yaklaşacağız. Ama her cevabın yeni bir soru doğurduğunu unutmayın. Çünkü Serenay’ın öğrendiği her gerçek, aslında bilmediği başka bir gerçeğin kapısını aralıyor. Ve bölümün sonunda… Geçmiş artık sadece geçmişte kalmayacak. Hazırsanız, 11. bölüme hoş geldiniz. Okurken özellikle son sayfalarda bana ne hissettiğinizi yazmayı unutmayın. 🖤 KİTABIM GECENİN SESSİZLİĞİ JUNO YAYINLARIYLA RAFLARDA 🖤 SATIRLARDA BULUŞMAK İSTERSENİZ KİTAP SATAN TÜM SİTELERDEN KİTABIMA ULAŞABİLİRSİNİZ 🖤 Keyifli okumalar 🖤 ÖPTÜM XOXO Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ The One - Midnight Blu ▬▬▬ 11 | Tanımadığım Gölge “İnsan en çok, kendisini tanıyan birinin elinden yanar. Ve ateş yakana değil, yanana sorar; neden, diye.” Güneş. İlk hissettiğim şey buydu. Perdelerin arasından sızan, yatağın üzerinde uzayıp tenime dokunan altın rengi bir çizgi. Gözlerimi açmadım. Açmak istemedim. Çünkü açtığım an gece bitecekti ve ben bunu kesinlikle istemiyordum. En azından birkaç saniye daha sürmeliydi… Ama güneş ısrar ediyordu. Daha fazla direnemedim. Gözlerimi araladım. Yarım, temkinli, dünyayı yavaş yavaş içeri alan bir açılış gibiydi bu hareketim. Önce tavanı gördüm. Beyaz, tanıdık, artık bana yabancı gelmeyen tavanı. Sonra döndüm. Yavaşça, yatağın diğer tarafına doğru… Kadef oradaydı. Uyuyordu. Bu kelime bile yanlış geldi. Kadef Valen sanki bir vampirmiş de uyuyamazmış gibi geliyordu insana. O sanki daha çok nöbet tutardı, tetikte beklerdi, karanlığı izlerdi. Ama şu an gözleri kapalıydı. Dudakları hafifçe aralanmış, çenesi gevşemişti. O her daim gergin, her an savaşa ayarlı yüzü, şimdi gardını indirmiş terk edilmiş bir kale gibiydi. Savunmasız. Genç görünüyordu. Bu düşünce beni şaşırttı. O soğukluk, o sarsılmaz kontrol ve hesaplı bakışlar yüzüne hep yıllar ekliyordu çünkü. Şimdi uyurken, o yıllar birer birer geri çekilmişti sanki. Alnındaki gerginlik silinmiş, kaşlarının arasındaki o derin iz kaybolmuştu. O düğün fotoğrafındaki adama benziyordu şimdi. Gülümsemeyen ama o sakinliğin altında mutlu olduğunu bir şekilde sezdiğim o adama. Benim o fotoğraftaki ruhsuz, donuk ifademin aksine, onun yüzü hiç de mutsuz durmuyordu aslında. Hareket etmedim. Nefesimi bile yavaşlattım. Bu an o kadar kırılgandı ki… Bir kelebeğin kanadı kadar ince, bir cam kadar şeffaf. Dokunsam kırılacaktı, biliyordum. Çarşaf belinin altına kadar kaymıştı. Şöminenin sönmüş korlarının yerini ışık devralmıştı şimdi. Altın sarısı aydınlık kaslarının üzerinde geziniyor, sert gölgeleri yumuşatıyordu. Ve o yara izi… Sol göğsünün tam altında, solmuş ve anlatılmamış bir hikâye gibi duruyordu. Gece onu parmaklarımla izlemiştim. Şimdi de gözlerimle çizdim. Sırtında benim tırnak izlerim olmalıydı. Kırmızı, uzun, acımasız çizgiler. Ve boynunda, omzunda benim dudaklarımın izleri. Sahiplenme izleri. Dün gece bu adama ait olmuştum ama o da bana ait olmuştu. Bu karşılıklıydı. Bu eşitti. Ve sonra hatırladım. Kael. Keşke tam şu an yer yarılsaydı… Hiç düşünmeden, balıklama içine atlayacağımdan en ufak bir şüphem yoktu. O isim. Dudaklarımdan dökülen, bedenimin en teslim olduğu anda fısıldadığım o isim. Ve Kadef'in donuşu. Ljós diyen dilinin Serenay demeye geçişi. O alnıma konan vedamsı öpücük. Ne olur hatırlama. Göğsümde bir şey sıkıştı. Dün gecenin sıcaklığı bir anda soğudu. Aynı yatakta, aynı çarşafların altında, aynı adamın yanında yatıyordum ama aradaki hava değişmişti. Dün gece iki şey olmuştu. Birincisi güzeldi. Bedenlerimiz birbirini tanımıştı, hatırlamıştı, bulmuştu. İkincisi ise kesinlikle güzel değildi. Bu isim aramıza gir…

Bölümün tamamını WritePad'de oku