VALEN +18

1.0 | Kül Olmadan Önce

Yazar:

VALEN +18 – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı
VALEN +18 – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı

Merhaba, Yine ben geldimmm 10500 Küsur kelime sayılı bir bölümle geldim bu sefer :)) Birçok kez düzenledim ancak hâlâ hatalar olabilir. Çok uzun bir bölümdü. BÖLÜM +18 CİNSEL İÇERİK İÇERMEKTEDİR. BÖLÜM YARISINDAN İTİBAREN YOĞUN BİR CİNSEL SAHNE İÇERİR. DİKKATE ALARAK OKUYUNUZ! Keyifli okumalar dilerim♥ Gönlün Var Mı Bende Sarmaşık - Anatolian Rock ▬▬▬ 10 | Kül Olmadan Önce "İnsan en çok, kendisini tanıyan birinin elinden yanar. Ve ateş yakana değil, yanana sorar; neden, diye." Sesim istediğimden daha sert çıktı. Bu beklenmedikti. Bu evin duvarları bile şaşırmış olmalıydı. Konunun ne ara buralara geldiğini anlayamayan Kadef, o sözlerinin bir karşılığı olacağını şimdi net bir şekilde görüyordu. Kırıp kırıp birleştirebileceği bir porselen bebek olmadığımı da öğreniyordu. Cevap vermedi hemen. Bir adım attı, geri değil, ileri. Şimdi aramızda neredeyse hiç mesafe kalmamıştı. "Hayır." Sesi irkilmeme neden oldu. "Serenay Valen." Her harfe ayrıca vurgu yaparak tekrar etti. "Sadece Serenay Valen!" Dudaklarım alayla kıvrılırken tek kaşım havalandı. "Ya Cevdet Noren'in kızı ya da Kadef Valen'in eşi..." Cıkcıkladım bu sözlerimin hemen ardından. "Ne işe yaramaz kadınmışım. Başka sıfat edinememiş miyim?" Bakışlarında zerre bir alay yoktu. Dimdik bir şekilde bana bakıyordu. Gözlerimi bırakmıyordu. Alayımdan fazlasıyla rahatsızdı. Helal olsun kız Serenay sana, biraz da o rahatsız olsundu! "Serenay..." Dişlerinin arasından resmen tısladı. "O adamın evine yalnız gitmeyeceksin." "Niye?" Kırgınlığım yüzeye çıktı. "Bilgi taşırım diye mi korkuyorsun?" "Evet, korkuyorum!" Bir an tokat attı zannettim ancak kurşun geçirmez yelek giymeyi unuttuğumu sonradan fark ettim. Meğer asıl darbe sözlerinde gizliymiş... "Aklıma ilk gelen şey senin o adama muhbirlik yapman değil!" Aynen... "Seni kaybetmek." Gözlerimi devirdim. Kadef başlamıştı yine aynı sözleri sil baştan söylemeye. Kaç defa daha dinleyecektim bu lakırdıyı acaba? "Evet, hep öyle zaten." Sesimde alay bile yoktu artık. "Korkuyorsun. Kaybetmekten, gitmemden, seni bırakmamdan falan filan." Artık bahanelere ayıracak vaktim yoktu. "Bana bahane dışında verebileceğin başka bir cevap yoksa, seninle iletişim kurmayı reddediyorum." İçimde çok şey vardı, söylenmemiş, saklanmış, belki hiç söylenemeyecek şeyler. Artık bir yerden başlamalıydım sanırım. Sınırımı çizmek de ilk başarım olsun. "Serenay..." "Beni kolayca gözden çıkarabilecek insanların bana en yakın olanlar olması ne üzücü." Ona hayal kırıklığı ile baktım. "En azından babam bunu açıkça dile getirebiliyor. Sense bir aciz gibi bahaneler ardına sığınıyorsun, yazık." Çenesi gerildi. Bu sefer toparlayamadı hemen. Zaten fırsat vermedim. Arkamı döndüm. Merdivenlere yöneldim. Söyleyecek çok şey varken, karşındakinin varlığına ihtiyaç duyarken bir başına koridorda kalmanın ne demek olduğunu o da anlardı. Böylece belki bir başkasına yapmazdı. *** Üç gün geçti. Üç gün boyunca Kadef'le aynı çatı altında yaşadım ama aynı havayı solumadım. Aynı masada oturduk, aynı koridorlardan geçtik, aynı merdivenleri kullandık. Ama aramızdaki mesafe fiziksel değildi artık. Daha derindi. Daha kasıtlıydı. Ben koymuştum o mesafeyi. Ve bu kez onu koruyacak olan da bendim. İlk gün denemişti. Kahvaltıda karşıma oturmuş, bir şey söylemeye çalışmıştı. Gözlerinde o tanıdık hesaplama vardı ama altında başka bir şey de vardı. Pişmanlığa benzeyen, ama tam olarak pişmanlık olmayan bir şey. "Serenay, konuşmamız..." "Meryem Hanım, çay alabilir miyim?" Sözünü kesmedim. Sözünü duymadım. Fark büyüktü. Kadef'in çenesi gerildi. O tanıdık hareket, o tanıdık sertleşme. Ama bu kez karşılık vermedi. Gazetesine geri döndü. İkinci gün daha zordu. Koridorda karşılaştık. Dar bir koridor, kaçınılmaz bir yakınlık. Omuzlarımız neredeyse değdi. Vetiver ve deri kokusu ciğerlerimi doldurdu, bedenimin onu hatırlayan o ihanetkâr parçası yine kıpırdandı. Ama ben yürüdüm. Durmadım, bakmadım, nefesimi bile değiştirmedim. Arkamdan sesini duydum. Adımı söyledi. Tek kelime, alçak, neredeyse kırılgan bir sesle. Ama duy…

Bölümün tamamını WritePad'de oku