VADEDİLMİŞ | Dengenin Elçisi | Kaosun Kızı
9 | Balo
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

*** DÜZENLENMİŞTİR! *** ♫ ♪ ♫ Hidden Citizens - Here We Stand (ft. Svrcina - Epic Powerful Vocal) YENİ BÖLÜM İLE BEN GELDDİMMM Yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın plss ♥♥ Keyifli okumalar dilerim ♥ ▬▬▬ D O K U Z Balo Ebren Odama döndükten kısa süre sonra kapım çaldı. Ayda ve birkaç çalışan kız bir sürü kıyafetle beraber yanıma geldiğinde nevrim döndü. Hayretle bir onlara bir de getirdikleri elbiselere bakmaktan kendimi alamıyordum. Bu işi biraz abartmış olabilirler miydi? "Bunlar da ne böyle?" diye sorarken sesimde şaşkınlığımın emareleri vardı. "Soylu Kan Yazgan emretti, Ebren." Derken kıkırdadı Ayda. Ona kıstığım gözler ile bakarken omuz silkerek benimle uğraşmaktan keyif aldığını gösterdi. Ardından birlikte onlarca elbisenin içerisinde bana uyacak bir tanesini seçme işine koyulduk. Ömrüm boyunca çalışsam bir tanesini bile alamazdım belki de... "Bu efsane!" diyerek askıdan yeni bir elbiseyi çıkarttı Ayda. Tuttuğu buz mavisi tonunda, üstü taş işlemeli parıl parıl parlayan elbiseye hayranlıkla baktım. Gerçekten harika gözüküyordu, büyülenmemek imkânsızdı. "Deneyeyim..." diyerek hipnoz olmuş bir şekilde elinden elbiseyi aldım. Banyoda soyunup oldukça özen göstererek elbiseyi üzerime geçirdim. Fermuarı çekmeleri için banyodan çıktığımda kızlardan beğeni dolu sesler işittim. Ayda dikkatli bir şekilde fermuarı çektiğinde zaman kaybetmeden hızla aynanın önüne gittim. Elbisesinin buz mavisi kumaşı, en ufak ışıkta bile parlayan ince taşlarla baştan sona işlenmişti; sanki geceden koparılmış bir gökyüzünü üzerinde taşıyordu. Işık her hareketinde taşların arasında dolaşıyor, tenine düşen yansımalarla beni neredeyse ulaşılamaz kılıyordu. Belimden aşağı süzülen tüller hafifti, dokunulsa dağılıverecek kadar narin; yürüdükçe ardında sessiz bir zarafet bırakıyordu. Kumaş bedenimi sarmıyor, aksine onu yüceltiyor; her kıvrımı ölçülü bir ihtişamla ortaya çıkarıyordu. Göğüs dekoltem açıkça meydan okumuyordu ama bakışları kendine çekmekte tereddüt etmiyordu, zarif, cesur ve unutulması imkânsız bir davet gibi. (EBREN HINCAL) "Sanki senin için dikilmiş," diye mırıldandı Ayda, birleştirdiği elleriyle birlikte bana hayranlıkla bakarken. "Bir yıldız gibi parlıyorsun..." Son sözleri tüylerimin diken diken olmasına neden oldu. Parlayan Yıldız... Siyayushchaya Zvezda. Parlayan, ışıldayan yıldız. Karanlıkta yol gösteren yıldız... Elbiseye böylelikle karar verdik. Kısa bir süre sonra saçımla ilgilenmek üzere görevlendirilen kadın odaya girdi. Fazla abartıya kaçılmamasını rica ettim; sade ama zarif bir görünüm istemiştim. Ne var ki ortaya çıkan sonuç, beklentimin çok ötesindeydi. Saçlarım yumuşak dalgalarla şekillendirildi; birkaç tutamı özellikle serbest bırakılarak omzumdan göğsüme doğru usulca döküldü. Hareket ettikçe ışığı yakalayan bu dalgalar, yüzüme hem masum hem de davetkâr bir ifade katıyordu. Eserin bozulmaması için neredeyse bir şişe dolusu saç sabitleyici kullanıldı; saçlarım artık yerinden kıpırdamayacak kadar kusursuzdu. Makyaj konusunda ise net bir uyarıda bulundum: abartı istemiyordum. Elbisemin buz mavisine uyum sağlayan yumuşak tonlarla, yüz hatlarımı öne çıkaran hafif bir makyaj yapıldı. Ne fazlası vardı ne eksiği. Aynaya son kez baktığımda... işte, artık hazırdım. "İnanılmaz..." diye mırıldandım aynadaki aksime bakarken. Bir gün böylesine güzel görünebileceğimi asla hayal edemezdim. Prenseslere benziyordum... "Daha önce görülmemiş duru bir güzelliğiniz var," dedi saçımı yapan kız. Dudaklarımda memnun bir tebessüm belirdi. Onlara her şey için defalarca kez teşekkür ettikten sonra beklemeye koyuldum. Yazgan, gelmem gereken anda birisini göndereceğini söyledi. O gelene kadar biraz bekleyeceğime emindim. Yemeğin bitmesinin hemen ardından kapımın tıklatıldığını duydum. Ellerim heyecandan titrerken oturduğum yerden kalktım. Usulca kapıya ilerledim ve açtım. Karşımda beni gören çalışan bir an bakakaldı. Gözlerindeki hayranlığı görmek mümkündü. Aynı etkiyi bir başkasında görmek için can atıyordum... "Sizi Soylu Kan Yazgan'ın yanına götüreceği…