VADEDİLMİŞ | Dengenin Elçisi | Kaosun Kızı
3 | Kader Üçlüsü
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

BÖLÜM ŞARKISI: LET ME OUT - HIDDEN CITIZENS & RANYA BEENNN GEEELLLDDİİİMMMM BÖLÜMÜ BEKLENENDEN ERKEN ATIYORUM, KIYMETİNİZİ BİLİN. CUMARTESİ ARKADAŞIMIN NİŞANI VAR. BU SEBEPTEN SİZLERİ BEKLETMEMEK ADINA HEMEN YOLLUYORUM BÖLÜMÜ. GEÇEN BÖLÜMÜN ÇOOOKK AZ OKUNMASINA TAKILMIYOR, MODUMU DÜŞÜRMÜYORUM. BUGÜN DE GÜNEŞ DOĞACAK, TIK YAKALAYACAĞIZ MODUMUZU SJSJSJJSJS İTHAF SIRASI YAPALIM HAYDİ. KİMLER İTHAF İSTER? OY VERMEYİ VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN... ÖPTÜM XOXO OTRAR Ebren Bana toplanmam ve işlerimi devretmem için verilen on günlük sürenin sonuna geldik. Tüm eşyalarımı topladıktan sonra Tanla ile paylaştığımız odadan usulca çıktım. Evimizin salonunda koltuklarda oturan aile üyelerimin bakışları bana döndüğünde durduğum yerde dikleştim. Üzüldüklerini görebiliyordum ama göreve çağrılan her Eski Kan gibi yalnızca emirlere itaat edebileceğimin herkes farkındaydı. "Barçkent'te asistan mı kalmamış?" diye homurdandı babam hüzünle karışık bir öfke ile. "Nerede görülmüş Otrar'dan özel asistan seçildiği?" Haklıydı. O her zaman başka diyardan geldiğine inandığım bilgeliği ve daima yanımızda dik duran halleri ile her zaman en çok hayran olduğum kişi olacaktı. Babama düşkünlüğüm hep başka olmuştu. Benzeri görülmemiş olan bu terfi ile doğup büyüdüğüm şehirden Barçkent'e gidecek olmam herkes için sarsıcı oldu. On dokuz yaşından beri aynı limanda çalışıyor, aynı işleri yapıyordum. Diğerlerinden farklı hiçbir yeteneğim ya da ayrıcalığım yoktu. Bir kere bile şu anda içinde bulunduğum durumu yaşayan birisini duymadım. Bu şüphe uyandırıcı bir terfiydi. Ailem bu yüzden korkuyordu. Ben de korkuyordum... İçimden bir ses oraya gittiğimde gerçekleri öğrenebileceğimi fısıldıyordu. Bu garip olayın detaylarını öğrenmek için bol bol vaktim olacaktı zaten. Çalışma standartlarımda elbette iyileştirilmiş olacaktı. O Soylu Şımarığı hafta sonu çalışmıyordu elbette. Ayrıca bir kalede yaşayacaktım. Koskoca bir toprak parçasını çevreleyen kalenin dağın yamacına kurulmuş malikânesine taşınıyordum. Yanlış tek söz edemez, harekette bulunamazdım. Bunların benim sonum olabileceğini çok iyi biliyordum. Artık çok daha dikkatli olmalıydım. Düşüncelerim beni darağacına götürebilirdi. Yazgan Aspar'ın beni öldürmek için silaha bile ihtiyacı olmazdı. Kanımı kaynatabilir, kurutabilirdi hatta bizim gibi basit insanların hiç bilmedikleri yeteneklerinden herhangi biriyle saniyeler içerisinde ölümüme sebep olabilirdi. "Kızımız iyi olacak, Bumin," derken babama sıkıca sarıldı annem. Ne kadar üzgün olduğunu görmemek imkânsızken bile yine de içimizi ferahlatmak için görev bildiğini yapıyordu. Biz yine karanlığa gömülmüşken bize ışık tutuyordu, bir yıldız gibi... "Bizden uzakta," derken alt dudağı titredi Tanla'nın. Ona sıkıca sarıldığımda gözlerim doldu. Ailemin sıcak kollarının arasından çıkacak, her zerresinden nefret ettiğim düzende tek başıma ayakta kalmaya çalışacaktım. Tek başıma savaşmak zorunda olduklarımdan korkuyordum. Çünkü onlarla savaşacak gücüm yoktu. Onlar yenilmezlerdi! Abim yerinden doğrulduğunda ona dikkatle baktım. Babamın desteği ve kendi çabası ile açtığı pastanede işler pek iyi gitmiyordu. Sevdiği kadın ile evlenmek için daha iyisini yapmak zorundaydı. Hayat şartları biz Eski Kanlar için yine hiç adil değildi anlayacağınız... Düşünceli ve içine kapanmış görünüyordu. Son zamanlar da ondaki değişimi görmemek zordu. Değişiyorduk, hayatımız bizim istediğimiz yerde durmuyordu. Bağımsız olmak istiyorduk ama bunun için feda etmeye cesaretimiz yoktu çünkü yenileceğimizi biliyorduk. Bizi bir kere yenmişlerdi yine yenelerdir. Güçlerinin ötesinde teknolojileri de vardı. Bizi yok etmek için bekledikleri fırsatı kendi ellerimizle sunmaktan korkuyorduk. "Ne olursa olsun," diye fısıldadı kulağıma bana sıkıca sarıldığında. "Daima yanında olacağız. Ne yaparsan yap seni destekleyeceğiz." "Erendiz!" dedim neredeyse ağlayacakken. Ona sinirlendiğim zamanlar adıyla hitap etmek bir huydu artık bende. "Bol bol haberleşelim." "İstediğin her an..." dedi bir eliyle koyu kahve saçlarımı okşarken.…