7🌟Kara Kedi
Yazar: S. MARE

🌟 "Bahçeye uzaylı düştü, ben de alıp eve getirdim diye her şeyi de Asel'den bilin zaten." 🌟 🌟 Sedef akşam yemeği için mutfakta bir şeyler hazırlarken biz de televizyon izliyorduk. Biz zamirini açayım hemen. Ben, Uzay ve tam ortamızda oturan Tuna. Tuna sırtını koltuğun sırtına vermiş ve kollarını koltuğun üst kısmında iki yana açarak yaymış, keyifli bir şekilde televizyona bakarken Uzay'ın öfkeli mavi gözleri onun üzerindeydi. Her yanıma gelmek için ayağa kalktığında ise Tuna'nın ona bakmadan 'Otur!' emriyle yerine oturmuştu. Onu dinlediğinden değil elbette, ona yaptığım kaş göz işaretlerinden... Yoksa o Tuna'yı dövmeye dünden razı gibi duruyordu. Ara ara onu kontrol edip uyarıcı bakışlar atan gözlerim, televizyondaki romantizm de boyut atlamış diziye döndü. Başrol oğlan ve kız hararetli bir kavgaya tutuşurken ben de artık sıkıntıdan baygınlık geçirmek üzereydim. Paşamız Tuna bey kanalı değiştirmeye de izin vermiyordu, çünkü bu diziyiden nefret ettiğimi adı gibi biliyordu. Adı üzerinde işte, Allah'ın fivri burunlu fil faresi... Gözlerimi yine Uzay'dan çekip filme çevirmiştim ki... Çevirmez olaydım. Başrol oğlan kızın dudaklarına yapışınca, "Yuh be!" diye tepkisizliğimi bozdum. Yahu, bunlar az önce birbirlerini boğazlamıyorlar mıydı? "Ne yapıyor?" diyen sese döndüğümde Uzay'ı kısılmış gözlerle ekrana bakarken buldum. Ayağa fırlayıp onun yanında bitmem ve gözlerini kapatmam bir oldu. "Bakma civciv sen! Daha yaşın tutmuyor." "Yumurtadan çıkmadı ya bu herif!" dedi Tuna. Yumurtadan çıktı da anlatamıyorum kimseye. "Kim bilir kaç kız götürmüştür zibidi bu tiple?" "Sensin zibidi. Benim uzaylım senin gibi sapık mı?" "Asel!" diye tısladı. "Ne yapıyorlardı ki?" dedi Uzay yine. Hala ellerim gözlerindeydi ve o öylece duruyordu. Tek elimi geri çelip Tuna'nın elinden kumandayı kaptım ve televizyonu kapattım. Diğer elimi de geri çekince Uzay gözlerini açtı ve merakla bana bakmaya başladı. "Bademcik ameliyatı..." dediğimde Tuna güldü, Sedef'in gülüşü de mutfakta yankılandı. "O ne?" Bademciği açıklayamayacağım için başka masum bir yola giriş yaptım. "Hani canın acır ya, işte canın acıdığın da öpünce geçer. Kızın da canı yanmış, oğlan geçsin diye yaptı." "Anladım," dedi ve saatler sonra ilk defa gülümsedi. Tuna'yı işaret ederek, "Bu herif..." dedi onu taklit eder gibi. "Senin canını yaktı. O zaman ben de seni öpersem geçer." Gözlerim irileşti. Ona o işin aslında öyle olmadığını anlatamadan televizyondaki herif gibi yakamı sertçe kavrayıp çekti. Harbi öpecekti Allah'ın uzaylısı! Bundan sonra ben buna açıklama falan yaparsam ne olayım? Tuna ayağa fırlayıp onu çekince o da beni öpemeden kendini yerde buldu. "Lan şerefsiz! Yok travmaymış, yok hiçbir şey bilmiyormuş... Bu zırvalıklarını yer miyim lan ben? Yanımda kızı mı götüreceksin sen puşt?" Sedef mutfaktan koşturarak gelip onun önüne geçerken ben de Uzay'ın yanına eğildim ve onu ayağa kaldırdım. Uzay masum masum yüzüme baktı. "Seni bir yere götürmeyecektim Asel, sadece canın acımasın istedim." Onun üzgün bakan gözleriyle sinirlenip Tuna'ya döndüm. "Ya senin ne zorun var benim uzaylımla? Hırpalayıp durmasana çocuğu!" "Bana bak Asel! Bu herifin yaptığı numaraları sen yiyebilirsin ama ben yemem. Sırf gönlün olsun diye katlanıyorum bu şerefsize ama şansını zorluyor. Ne demek lan benim yanımda baldızımı götürmek?" "Baldızını götürmedim ben," diye atıldı Uzay. "Sen sus lan şerefsiz!" diye gürledi Tuna. "Asel ben onun baldızını götürmedim. Sen de buradaydın, götürsem görürdün." Gözlerini Tuna'ya çevirip kaşlarını çattı. "Yalancı kaniş güvesi!" Sedef bana bakıp dudaklarını sıktı. Belli ki gülmemek için kendini zorluyordu ve bunu da Tuna'ya göstermek istemiyordu. "Şeytan diyor, geçir suratına yumruğu duvara çivilensin!" diye gürledi Tuna. "Tablo muyum ben?" diye diklendi Uzay. "Senin konuşmaların çok saçma!" Bu kez dayanamayan Sedef bir kahkaha patlatırken benim de ona katılmam uzun sürmedi. "Neye gülüyorsunuz lan siz?" diye daha da öfkelendi Tuna. "Bana mı gülüyorsun Asel?" dedi Uzay. Bir an alındığın…