Gönderilemeyen Mektuplar 1 ✉
Yazar: S. MARE

Emre Fel 〰️ Gök'yüzünde "Kaybettim ben seni, seninle kendimi Bulunmaz bir yerdesin Nefret ettim bu kavgadan, durmaksızın aramaktan Ve sıkıldım ağlamaktan İşte gördüm gök'yüzünde Yıldızların ardındasın..." 〰 ️4 Aralık 2019 Uzaylım, Biliyor musun, ben bugün hiç ağlamadım. Sadece gökyüzüne bakıp tek bir yıldız daha kaysın ve beni sana getirsin diye dua ettim. Sen gideli yalnızca bir gün oldu. Birbirimize kavuşana kadar, sana mektup yazmaya karar vereli ise sadece dakikalar... Sensiz sadece bir gün oldu belki ama bir gün değil de yıllar geçmiş gibi hissettim. Belki de ilk gün olduğu içindir, en zoru o ilk gün değil midir? O bir günde çok değişti. Mesela Yavuz artık her şeyi biliyor. Uyandığında her şeyi rüya sanmıştı biliyor musun? Keşke rüya olsaydı. Keşke olsaydı... Keşke... Ama değildi. Bir günde bir insan değişir mi Uzay'ım? Ben değiştim sanki. Eski ben olsa Yavuz'a bir şeyler anlatmayı bırak, onu gerçekten rüya gördüğü konusunda desteklerdim ama şimdi kimseye tek yalan söyleyesim gelmiyor. Yine de bazı şeyleri anlatamadım, dilime kolay gelmedi. Yüreğime ise zaten yokluğunun sessizliğinde. Yavuza Kerime'nin yakalandığını ve senin Sbrion'a gittiğini söyledim sadece. Yalan sayılmaz ya, gittin ama tamamen gitmedin ya? Ben sana geleceğim yakında. Yavuz gördüğü her şeye rağmen bana inanmak istemedi en başta, sonra bir süre susup bana baktı. Öylece baktı sadece. Birden sarıldı bana, inandı mı, inanmadı mı anlayamadım ama "Uzay sana gelecek," dedi. Ben de başımı salladım ama üzülme sakın, ağlamadım. Peki sen... Gelecek misin Uzay? Neyse... Önemi yok. Sen gelmesen de ben sana geleceğim zaten. Erian sözünü tutar. Tutar değil mi? Tuna ve Sedef sabaha karşı geldiler. Yavuz'la konuştuktan yaklaşık bir saat sonraydı sanırım. Zaman bana artık pek gerçek gelmiyor. Sen olmayınca zaman da geçmiyor ki. İkisi de benimle konuşmak istediler ama önce ben konuşmak istedim. Onlara da Yavuz'a anlattıklarımı anlattım. Gittiğini söyledim. Gittiğini söylemek yine çok zor geldi, sanırım hep zor gelecek ama ağlamadım. Ağlamayacağım da. Söz verdim sana ya, senin kollarında olmadıkça asla ağlamayacağım. Sen de bana söz verdin Uzay, unutmadın değil mi? Beni bırakmayacaksın. Zaten sen beni bırakmazsın ki... Ben susana kadar ikisi de sessizce beni dinledi. Sonra Tuna iyi olmadığımı söyledi. İyiyim ama merak etme. Tuna işte, o hep boş konuşur. Hastanesinden bir psikolog mu ne çağıracakmış da falan filan. Devamını dinlemedim, odama gidip uyumak istedim. Belki uyur ve rüyamda seni görürdüm ama kapıyı açamadım. Komik değil mi? Ama ben hiç gülmedim. Kapıya yaslandım ve bu kapıyı sana kapattığım o anı hatırlayarak öylece oturdum. Üzdüm seni değil mi? Çok kırıldın mı bana? Kırılmışsındır tabii. Kim bilir nasıl da üzülmüşsündür. Biliyor musun, ben çok pişmanım. Keşke o gün "Kollarımda ağla," dediğinde sana sıkıca sarılsaydım. Göğsüne sokulup orada ağlasaydım. Ben hep orada kalsaydım. Ben... Ben ölene kadar orada kalırdım Uzay. Ama yapmadım. Meğer ne kadar da aptaldım! Özür dilerim Uzay! Özür dilerim Uzay'ım! Özür dilerim Kimsem! Beni affet! Ben kendimi hiç affetmeyeceğim, bari sen beni affet olur mu? Asel'in... 〰️✉ Dikkat! Yıldız bırakma alanı 🌟 Instagram: e.s.mare