3🌟Uzaylı Civciv
Yazar: S. MARE

🌟 Hay Allah'ım ya! Uzaylı diyorum, bunda inanmayacak ne var ? 🌟 Tırnaklarımı kemirirken odanın içinde volta atmaya devam ediyordum. En kral koğuş ağası bile şu an benimle hız yarıştıramazdı, o derece. Koltukta çarşafa buladığım uzaylı ise hala ölü gibi yatıyordu. Allah'ım koltuğun üstünde bir uzaylı yatıyordu! Yanına yaklaşıp çarşafın üzerinden omzunu dürttüm. Buz gibi teni çarşaftan bile hissediliyordu. "Ulan bana göndere göndere ölü bir uzaylı mı gönderdiniz? Aşkolsun!" Rabbim, kafayı yememe ramak kaldı! Kapıdan gelen anahtar sesiyle nefesimi tuttum. Sedef'i arayalı 2 saat falan olmuştu. "Sedef kop gel! Eve uzaylı attım!" dediğimde ciddiye alıp geleceğini düşünmemiştim ama o panikle ben ne söylediğimi biliyor muydum sanki? Bir gün içinde başıma gelmeyen kalmamıştı. İşten atılmıştım. Hayır, istifa etmiştim. Evden atılmıştım. Evet, ondan baya baya atılmış, hatta kapıma bizzat Fatih'in soyundan gelen Kadir amca tarafından zincir vurulmuştu. Kaniş güvesi Tuna'nın evine mecbur kalmıştım. Sonra da leylekler kapıma bir uzaylı bırakmıştı. Amma şey yaşamıştım harbiden! Sedef salonun girişinde göründüğünde duraksayıp beni süzdü. Kahverengi saçları biraz dağılmıştı. Makyajı da hafif bozulmuştu. Yorucu bir gün geçirdiği belliydi. Ela gözleri deprem sanıp kapıya koşarken dağıttığım evde dolaşmaya başlarken nefesimi tuttum. En son yine iri ela gözleri beni bulduğunda ise tuttuğum nefesimle bir de yutkundum. Alacağım tepkiye göre A veya B planını devreye sokacaktım. Sorun şuydu ki, daha bir A planım bile yoktu. "İyi bari, evi yakmamışsın!" dediğinde nefesimi sessizce dışarı verdim. Bu aşamayı geçmiştik en azından. "Şükür gelebildin!" dedim yanına giderken. "Nöbeti zor bela Hakan'a devrettim Asel. Senin şu garip tehlike mesajlarından da gına geldi. Uzaylı ne kızım? Ödüm koptu bir şey oldu diye." A ve B planı yoksa bodoslama olaya girmek en iyisiydi. "Sedef evde uzaylı var kızım. Bundan ala tehlike mi olur?" "Allah aşkına ne diyorsun yine Asel? Ne uzaylı-" Gözleri Tuna'nın en sevdiği bordo koltuğa kaydığında ağzı açık kalakaldı. Hatta gözleri de yuvalarından her an fırlayacak gibiydi. Tereddütlü adımlarla koltuğa ilerlemeye başlarken dudakları kıpırdanıyordu. Muhtemelen ya Sübhaneke duasını okuyordu. Panikleyince ilk aklına gelen dua hep o olurdu. Sadece yüzü görünen ve şu an kefene sarılmış gibi duran uzaylıya tamamen yaklaştığında, "Lan eve adam mı attın?" dedi şok içinde. "Asel sen bizim evimize adam mı attın? Üstüne üstlük adamı öldürüp bir de kefenledin mi?" Yanına yaklaşırken, "Adam değil," dedim. "Uzaylı o, uzaylı. Hayvan gibi de ağır. Buraya getirene kadar canım çıktı." Çarşafı açmaya başlayınca bileğinden yakaladım. "Açma! Cıbıldak bir uzaylı." Korku dolu gözleri beni buldu. "Asel ne bok yediysen söyle. Vallahi kızmayacağım. Hatta evimde çarşafa sarılı çıplak bir adam bulduğum için bile kızmayacağım. Hadi güzelim, bir çırpıda söyle!" "Şimdi şöyle oldu..." diye başlayarak geldiğimden beri olan biteni uzun uzun anlattım. Sedef ise o süre boyunca kısık gözlerle beni dinledi. "İşte adam çıbıldak olunca Tuna'nın yatak çarşafını kapıp yumurtadan çıkardım. Sonra da çarşafı çekerek buraya getirdim." "Dur bakalım doğru anlamış mıyım?" dedi. "Bu adam bir uzaylı." Başımı salladım. "Ve devasa siyah bir yumurtadan çıktı." Yine başımı salladım. "Hem de çıplak bir şekilde." "Aynen öyle ama merak etme! Bakmadım. Tamam birazcık bakmış olabilirim ama o da uzaylılar bize benziyor mu diye. Aklına başka bir şey gelmesin. Ben edepli bir hanım kızım." Yüzünü kırıştırıp bana endişeyle bakmaya başladı. "Asel hadi söyle güzelim. Sen... Sen madde falan mı kullanıyorsun?" Hay Allah'ım ya! Uzaylı diyorum, bunda inanmayacak ne var? "Evet," dediğimde yüz ifadesi feci bir hal aldı. "Tuna'nın zulasından arakladım." "NE?" "Aynen öyle Sedef'cim. Tuna uyuşturucu temin edip satıyormuş. Hem de uzaylılardan. Ama aldıklarını parasını ödemeyince bu uzaylıyı peşinden göndermişler. Anlayacağın..." dedim ve koltuğun yanına çökmüş Sedef'e doğru eğildim. "Bu sıradan bir uzay…