Uzaylı

22🌟Asel'in Civcivi

Yazar:

Uzaylı - S. MARE kitap kapağı
Uzaylı kitap kapağı

🌟 "Ben Asel'in civciviyim değil mi?" 🌟 🌟 Uykusuzluktan esneyip dururken elimdeki bulaşıkları lavabonun üzerine bıraktım ve ellerimle gözlerimi ovuşturdum. Avucuma bulaşmış salçada gözlerimin etrafına dağıldı elbette. Aynı anda hapşırınca ağzımın etrafına da bulaştı bir güzel. Joker'e benziyordum şu an muhtemelen. Üç gün önce gece vardiyasına geçtiğimizden hala uyku düzenimi oturtamamıştım, bir de bir kaç gün önce uyku sersemi pencereyi açık bırakıp uyuyunca biraz da soğuk almıştım sanırım. Tabii bir de bu vardiya meselesini geçiş evresi bihayli zor olmuştu hani. Yavuz ve Tuna el ele vermiş torpillerini konuşturarak beni sürekli gündüz vardiyasında çalıştırmak konusunda anlaşmışlardı. Bunu da üç gün önce işe geldiğimde anlamıştım. Ortada ne Osman ne de Handan ya da Hande ne de Pelikan vardı. Diğer tanıdığım çalışanlarında tamamen değişmiş olduğu gözümden kaçmamıştı ama sorsam da Yavuz bana cevap vermekten kaçınmıştı. Peki bunu nasıl mı öğrenmiştim? Gündüz vardiyasına geçen kızların aralarında yaptıkları fiskoslardan elbette. Benim haricimde herkesin görev değişimi yapmış olması onlara masum şeyler düşündürtmemişti ki ikisini de edepsiz iç dünyaları dolayısıyla bir güzel paralamıştım. Tavuz Kuşu Örümceği ise tam bir sokak kızı olduğumu söyleyip beni hemen Yavuz'a yetiştirmişti. Yavuz elbette onun yanında beni savunsa da odasında bana bir araba fırça kaymayı ihmal etmemişti. Ona kızların edepsiz sözlerini söylemekten utandığım için de süt dökmüş pisi gibi dinlemekle yetinmiştim. Yine de konuşmanın sonunda Yavuz'u ayrımcılık yapmaması konusunda ikna etmeye çalışmış, başarısız olunca da en büyük silahıma, yani ikinci silahıma başvurmuştum. En büyük ikinci silahım, yani tehdit... Eğer beni akşam vardiyasına almazsa o kızları tekrar döveceğimi söylemiştim. Ciddiyetimi anlayınca mecburen kabul etmek zorunda kalmıştı ki bu Tuna'dan sağlam bir azar işiteceği anlamına gelmiş ve öyle de olmuştu. Akşam vardiyasından memnun muydum peki? Aslına bakarsanız uykusuzluk ve akşam kafenin daha yoğun olması beni oldukça yoruyordu ama Sedef'le son konuşmamızdan sonra en azından eve gittiğimde ikisi de uyumuş ya da uyumak üzere oluyorlardı da yüzlerine olabildiğince az bakmak zorunda kalıyordum çünkü utanıyordum. Sedef'i üzmüş olmaktan ve beni ilgilendirmeyen meseleler yüzünden onu suçlamaktan utanıyordum. Kimseyi beni ailenize almadınız diye suçlayamazdınız ya? Yüzümdeki salçaları silmek için peçete arıyordum ki bir kaç topuklu ayakkabı sesinin ardından, "Asel! Bakıyorum, yine kaytarıyorsun," dedi Firdevs'in arkamdan gelen sesi. Hah, onu unutmuştuk değil mi? Akşam vardiyasında kafenin sorumlusu kimdi bilin bakalım? "Bulaşıkları bırakmıştım Tavuz Kuşu Örümceği Hanım, geliyordum," dedim ona dönerek. Kırmızı bir bijuteri giymişti. Gerçi onun adı bijuteri değildi ama ne olduğunu unuttuğumdan Uzay'a kullandığım lisanını kullanmakta sakınca görmüyordum. Altında ise mumlu siyah bir pantolon, bantlı topuklu ayakkabılar vardı. Açık göbeğindeki boncuk parlıyordu. Ona da Piksel mi megapiksel mi ne diyorlardı? İlgimi çekmeyen mevzular hakkında hafızam bu kadardı işte. "Pardon, ne hanım dedin bana sen az önce?" dedi bordo rujlu dudaklarını garip bir şekle sokarak. Sarı saçlarını sımsıkı bir at kuyruğu yaptığından ince boynu tamamen göz önüne çıkmıştı, bu da ona Tavuz Kuşu Örümceği değil de Deve Kuşu Örümceği deme isteğimi kamçılıyordu. "Firdevs Hanım demiştim, Tavuz Kuşu Örümceği Hanım," dedim tatlı tatlı gülümseyerek. Ay, yine ağzımdan kaçırdım, görüyor musun? Parmağını bana doğru sallamaya başladı. "Bana bak küçük fırsatçı, sen artık çok oluyorsun. Bana saygılı davranacaksın, yoksa..." "Yoksa?" dedi Uzay ellerinde tabaklarla mutfağa girerken. "Bu bir tehdit ifadesi mi Firdevs Hanım?" Firdevs sessiz bir nefes alıp ona döndü ve gülümsedi. "Uzay'cığım yanlış anlıyorsun, Asel'e sadece iş adabını öğretiyordum. Ast ve üst ilişkisini bilmediği aşikar." Uzay'ın gözleri irileşti. Öyle ki şok olmuş gibi görünüyordu. Birden Firdevs'i kenara itip önüme geçti. "Asel'im…

Bölümün tamamını WritePad'de oku