21 🔱 Dünya
Yazar: S. MARE

🔱 "Geri dönmelisin Erian. Halkımızın, bizim sana ihtiyacımız var." 🔱 🔱 Varl evin duvarına yaslanmış önündeki kadının ileri geri gergince yürüyüşünü izliyordu. Tanıdığı o kadının şimdiye kadar kızıl kadını öldürmek için harekete geçmiş olması gerekiyordu ama Kaila görünüşte iyi idare etmişti. Dün ona saldırmasından bu yana başka bir harekette bulunmamış aksine sessizce olanları izlemişti. Bu Varl'ın o an daha tedirgin hissetmesine neden oldu. Kaila'nın sessiz kalışı daha tehlikeliydi zira. Gözlerini onun üzerinden bir an ayırmasa iyi ederdi. Kızıl kadını sevmişti ve ona bir şey olmasını istemiyordu. Aslında Kaila'yı buraya getirmeyi hiç istemese de hala tam olarak işin iç yüzünü öğrenebilmiş değildi. Kız, Sbrion'dan çıkış yaparken ona olan biten her şeyi anlatmıştı. Erian'ı babasına götürüşünün nedenlerini, sonra olanları ve onu nasıl kurtardığını ama hala kafasında yerli yerine oturmayan şeyler vardı ve Erian'ın şu an ki durumuna bakılırsa cevaplar maalesef yine bu kadındaydı. Dış kapının sesi duyulduğunda Kaila yürümeyi kesti ve yine gerginliğini ele verir gibi parmaklarını açıp kapattı. Varl yaslandığı duvardan ayrılıp gözlerini ay ışığının kırdığı karanlıkta beliren siluete dikti. Erian yürüyüp tam önünde duracaktı ki Kaila heyecanla boynuna atıldı ve onu öptü. Varl buna göz devirecekti ki Erian onu şiddetle ittiğini gördü ve adam elinin tersiyle dudaklarını sildi. Öfkeye bulanan gözleri kadını buldu. O an sanki kadını öldürebilecek bir öfkeye sahipti. "Beni neden öptün?" "Ne?" dedi Kaila şaşkınlıkla. "Asel üzülecek senin yüzünden!" diye tısladı. "Biz birbirimizden başkasını öpmeyen arkadaşlarız." Kaila isterik bir şekilde güldü. "Sen benimsin." "Ben Asel'inim!" dedi Erian. "Sakın ona beni öptüğünü söyleme!" "Onu öldürürüm!" "Kaila!" diye tısladı Varl öfkeyle. Erian ona doğru bir adım atmıştı ki durdu ve dişlerini sıktı. "Ben kadın döven Jack değilim, o yüzden şu an canına yakmıyorum ama eğer onun canını yakarsan..." dedi dişlerinin arasından. "Seni o an öldürürüm. Bir daha bunu söylersen... Seni yine öldürürüm." Kaila dudaklarını öfkeyle aralamıştı ki Varl önüne geçip elini kaldırdı ve, "Yeter!" dedi. "Onu buraya senin saçma kıskançlığın için çağırmadım. O yüzden yaptıklarından sonra en azından o çeneni kapalı tut!" Kadın ona öfkeyle baksa da en azından bu kez konuşmamayı başarabildi ve Varl Erian'a doğru döndü. Hersion'ın yaptığı makinenin onu ne hala getirdiğini görebiliyordu. Belleğindeki her şey silinmiş, daha kötüsü ise o makine onu bomboş bir bedene çevirmişti. Kaila onu klonundan kurtarıp bu gezegene gönderdiğinde belli ki içerideki kızla aralarında bir bağ oluşmuş ve öğrendiği çoğu şey de kız sayesinde olmuştu. Erian'ın kıza nasıl bağlandığı ortadaydı. Hal böyleyken onu geri götürmeye çalışmak da hayli zor olacaktı. "Beni neden çağırdın?" dedi Erian ama öfkeli gözleri hala Kaila'nın üzerindeydi. "Seni hiç sevmiyorum Veli, o yüzden çabuk söyle de Asel'imin yanına gideyim." "Kızıl kadın uyuyor değil mi?" dedi Varl kendi dillerinde, önce işini sağlama alması gerekiyordu. Kızı sevmişti belki ama uyanık olması iyi olmazdı. Onun önce Erian'la konuşması gerekiyordu ve Erian'ın da kızdan fazlasıyla etkilendiği belliydi. O yanındayken birazdan söyleyeceği şeyleri söyleyemez, dahası o da onu dinlemezdi. Erian yüzünü buruşturdu. "Dilinizi çok anlamıyorum. Sadece belirli kelimeler tanıdık." Varl bu kez sorusunu Türkçe yineledi ve durumun vehametinin çok daha kötü olduğunu fark etti. Kralı kendi dilini bile doğru düzgün anlamıyordu. "Onun adı Asel," dedi Erian. "Kızıl kadın değil." Varl gergince başını kaşıdı. Anlaşılan işi haddinden fazla zor olacaktı. "Pekala, Asel uyuyor mu?" "Uyuyor, neden soruyorsun onu?" "Bak!" dedi Varl ve kısa bir an konuşmaya nasıl başlaması gerektiğini düşündü. Halbuki onu beklerken bir çok kez bunun planını yapmıştı ama şu an fazlasıyla gergindi. "Sen bizim kralımızsın," diyerek bir başlangıç yaptı. Erian'ın kısılan gözleri Kaila'yı buldu. "Ben kral falan değilim." "Öylesin ama hatırlamıyorsun,"…