19🌟Misafirler
Yazar: S. MARE

🌟 "Ona bir daha zarar verirseniz İkinizi de öldürürüm." 🌟 🌟 Bin bir emekle büyüttüğüm uzaylımı ellerimden alacaklardı. Kim bilir, belki Trump bile kapının önündeydi. Bunlarda kesin ABD'nin gizli üssü 51. Bölgeden gelen bilim adamlarıydı. Uzaylımı bir laboratuvara kapatıp üzerinde deneyler yapacaklardı. Karnı yarık yapar gibi keseceklerdi civcivimi. Civciv yarık olacaktı benim uzaylım. "Aaa!" diyerek salondan panikle koşturmaya devam ederken sonunda nefes nefese duraksadım. Müşteriler şaşkındı, çalışanlar şaşkındı; 51. Bölgeden gelen bilim canavarları şaşkındı, Uzaylım... O hala öylece bilim canavarlarına bakıyordu. Yavuz panikle içeri daldı. Endişeli gözlerle yanıma koşturdu ve ellerini kollarıma dayadı. "Asel ne oldu? Bir yerini mi kestin yine? Asel konuşsana kızım. Korkutma beni!" Gözlerimi ayaktaki ikiliye çevirdim. Ne yapacaklarını bilemiyor gibi bir halleri vardı. Tabii ifşa olurlarsa Amerika onlara imha protokolü uygulardı. Ben de olsam ne yapacağımı bilemezdim yani. Can korkusu bu neticede, boru değil ama onlarda çok açık vermişlerdi şimdi. Ya da ben çok zekiydim. Ay, ben tabii ki zekiydim. Yedim sizi bilim adamları. "Asel!" dedi Yavuz yine. Çalışanlar masaları ilerlemişti şimdi. Müşterilere açıklama yapıyorlardı. Tabii neler uyduruyorlardı kim bilir? Sakin olun! Zararsızdır. Panik yapmayın! İnsanlara zarar vermez. Aman efendim, korkmayın sakın! O bizim kafenin delisidir. Hep gelir gider. Isırmaz efendim! Aşıları tamdır. "Çok önemli bir şey oldu Yavuz?" "Ne oldu?" dedi Yavuz daha da panikleyerek. Ne desem de buradan sıvışsam diye düşünürken aklıma gelen dahiyane fikirle, "Mutfakta ördek kalmamış!" dedim. "Bir koşu biz Uzay'la gidip marketten alalım hemen." Yavuz'un yüzü ise garip bir şekil aldı. "Ördeği ne yapacağız Asel?" "Yahu biz portakallı ördek yapmıyor muyuz? Ördek kalmamış işte." "Yapmıyoruz tabii ki," dedi Yavuz. "Nasıl yapmıyoruz ya?" "Asel yine senin keçiler Allah'ın izniyle gezintiye mi çıkmış yavrum?" "Ona yavrum deme!" dedi Uzay. Sonunda kendine gelmişti civcivim. Dik dik Yavuz'a bakıyordu şimdi. "Ya Yavuz gidip alıp gelelim işte. Ne uzattın ya? Müşteri sipariş bekliyor bak!" "Allah aşkına hangi müşteri bir kafede portakallı ördek ister Asel?" Gözlerini bize dikmiş olan ikiliyi işaret ettim. "Şunlar." Yavuz başını çevirip bakacaktı ki onu durdurdum. "Bakma bakma! Şüphelenmesinler." "Neyden şüphelenmesinler ya?" dedi beyni yanar gibi. "Ördek kalmadığından tabii Yavuz ya. Başka neyden olacak? Şüphelenirlerse kafenin itibarı sarsılır. Ne demek ördek kalmadı yani, düşünsene! Bu resmen skandal. Sal bizi de hemen gidip alalım. Bu mevzu büyümesin." "Hey Allah'ım ya!" diye inledi Yavuz. "Gidin bakalım Allah'ın delileri. Bir portakallı ördeğimiz eksikti. Portakal da alın bari, o da yok." Eliyle alnına vurdu. "Delirttiler beni ya. Beni de delirttiler sonunda." Elime bir kaç yüzlük banknot sıkıştırdı ve söylene söylene kendi odasına yöneldi. Onun gidişiyle masadaki ikili bize doğru hareketlendi. Panikle Uzay'ın koluna yapıştım ve onu kapıya doğru çekiştirmeye başladım. "Kaç Uzay, kaç!" dedim fısıldayarak. "Niye ki? Tuna mı geldi yine?" dedi ama bana ayak uydurdu. "İlk defa o olmadığı için üzüldüm desem," diye söylendim. Kapıdan çıkıp sokağı hızla ilerlemeye başlarken arkamı da ara ara kontrol ediyordum. Allah'tan kapıda Trump falan yoktu ama tehlike hala devam ediyor, 51. Bölgenin bilim adamları peşimizden geliyordu. Caddeye çıktığımızda Uzay'ı hızla kalabalığın arasına soktum. Bir o sokağa, bir bu sokağa, arada marketlere, berberlere gire çıka sonunda binaların arasından sıyrıldık ve boş bir arsaya girdik. Toprak yer yer kazılmıştı. Bir kaç yüz metre ileride ise bir kepçe duruyordu. Belli ki doğa katili mütaahitler buraya da yakında bir rezidans dikecekti. Aman sakın nefes alacak yer bırakırsınız! Günah olur! Sonunda bilim adamlarını atlattığımızı düşünerek ellerimi dizlerime dayayıp nefeslenmeye çalıştım. Uzay ise hiç yorulmuş gibi durmuyordu. Öylece etrafına bakınıyordu. "Asel burada ördek bulabileceğimize emin…