13 🔱 Sbrion
Yazar: S. MARE

🔱 "Kim kaçar biliyor musun Varl? Suçlular." 🔱 🔱 Nefes nefese kullandığı hava aracından arkasını da sık sık kontrol ediyordu. Uçuş kumandasındaki ellerinin titremesini ise engelleyemiyordu. En son böylesine bir adrenalini ne zaman hissetmişti onu bile bilmiyordu. Şu an tek düşünebildiği saklanabileceği güvenli yere ulaşabilmekti. Arkasını tekrar kontrol ederken takip edilmediğine emin olmaya çalışıyordu. Biraz olsun sakinleşebilmek için derin bir nefes aldı. Araçta dört kişilerdi. Dört asker... Çok daha fazlası ise dakikalar önce son nefesini vermişti. Şu an onunla olanlar da yaralıydı ama en azından yaşıyorlardı. Kimseden tek ses çıkmıyordu. Sadece her an bir yerden bir tehlike bekliyor gibi tetiktelerdi. Kolundaki acı kendini daha da belli ettiğinde dişlerini sıktı. Nasıl onu bir kez dinlemezdi? Nasıl? Bunu aklı almıyordu işte. Yanındaki asker sonunda konuştu. "Sanırım onları atlattık ha!" "Emin olamayız, siz yine de tetikte olun!" diye ona cevap verdi Varl. "Şimdilik kaçtık diyelim, peki ya sonra? Suçsuzluğunuza biz inanıyoruz efendim, siz bir komutandan ziyade onun dostuydunuz ama Kral sizi dinlemeyeceğini net bir şekilde gösterdi. Bundan sonraki planınız nedir?" Bir an düşündü, aklındakiler onu kurtarmaya yetecek gibi değildi. Bu yüzden söylemeyi reddetti. Daha iyi bir plan yapmadan onlara bir şey söylemeyecekti de. "Hey!" diye bağıran yüksek sesle bir an arkasına döndü. Askerlerden birinin durumu kötü görünüyordu. Diğeri ise onu şiddetle sarsıyordu ama yaralı askerin son nefesini alışını bizzat duymuştu. "Aç gözlerini dostum! Şimdi değil! Şimdi değil!" "Bırak onu Terat!" dedi Varl. "Hayır!" diye bağırdi Terat. "Yıllardır birlikteyiz! Şimdi ölemez!" Yanındaki asker arkaya uzanıp askeri geri çekmeye çalıştı ama asker şiddetle onu itti. "Durmalısın! O öldü!" "Kahretsin!" diye bağırdı Terat. "Kahretsin! Şimdi ne bok yiyeceğiz?" "Hangara 5 dakika içinde ulaşmış olacağız," dedi Varl. Terat, "Ya sonra?" diye bağırdı. "Sonra buradan defolup gideceğiz! Güvenli bir yer biliyorum," diye bağırarak karşılık verdi. Öfkesini kontrol altına almak için derin bir nefes aldı. Gerginliğin şu an onlara hiçbir yararı yoktu. Şu an gezegenin aranan adamıydı ve bulunması zor olmayacaktı. O yüzden en kısa sürede güvenli eve ulaşmalıydı. "Sakin olmalıyız," diye yanındaki asker onun yerine konuştu. "Hepimiz!" "Öyle mi?" dedi Terat. "Şu an vatan haini ilan edildik, bilmem farkında mısın? En yakın dostum yanımda son nefesini verdi..." Varl onun yutkunduğunu duydu. Onun acısına saygı da duyuyordu. Aynı acıyı şu an o da hissederken başka bir şey elinden gelmiyordu. En yakın dostu onu hain ilan etmişti. Onu bir kez bile dinlemeden ölüm kararını vermişti. Gönderdiği askerlerin açtığı yaylım ateşinden onu yanındaki askerler korumuştu. En azından hala ona inanan birileri vardı. "Seni anlıyorum, inan bana seni anlıyorum Terat ama elinden bir şey gelmezdi." Terat bu kez sessizliği seçti. Belki de yanlış tarafta olduğunu düşünmeye başlamıştı. Artık o da onun bir hain olduğunu düşünüyor olabilirdi. Hangar görüş alanlarına girdiğinde Varl iniş için hızını azaltmaya başladı. Başka bir araca geçiş yapmaları gerekiyordu. Bu aracın yerini bulmaları hiç zor değildi. Ona gerekli olan hayalet araçlardan biriydi. Onlardan biri de bu hangarın içindeydi. Birden üzerlerine yağan ateş hattıyla aracın tüm kontrolünü yitirdi. Aracın camdan olan sol kapısı patladı ve kırmızı yoğun sıvı ön camı kızıla boyadı. Yanındaki asker sadece kesik bir nefes alabildi, bu da onun son nefesi oldu. Terat onun adını bağırdı. O ana kadar onun ismine bile dikkat etmemişti Varl. Reyn'di. Eğitimlerdeki en çaylak asker... Bu zamana kadar dayanması sadece şansındandı. Yine de ona sadık olanlardan biriydi ve bu sadakatini canıyla ödemişti. Panelden yüksek bir ses aracın içini doldurdu. Bu da sol motorun işlevsiz olduğunu haber veriyordu artık. İçeri dolan duman ise bunu tasdikliyordu. "Düşüyoruz!" diye bağırdı Terat. Varl aracın kontrolünü sağlamaya çalışsa da bunda başarılı olmasına artık imkan…