1 🔱 Sbrion
Yazar: S. MARE

🌟 "Artık benim devrim başlayacak Erian, senin devrin çoktan bitti." 🌟 Sbrion'un eşsiz manzarası eşliğinde elindeki içkisini yudumluyordu Erian. Tam karşısındaki kızıl gezegenin ışıkları yüzüne vururken oldukça huzurluydu da. Görkemli ve devasa evinin camla kaplı terasındayken hükmettiği bu koca gezegen ayaklarının altına serilmişti. İnsanlarının neşeli hareketleri, coşkulu yaşamlarını izlemek her daim hoşuna gitmişti zaten. Tekrar başını kızıl gezegene çevirdi. Erian'a... O ateşten gezegen onların ısı ve yaşam kaynağıydı. Aynı zamanda Erian'ın hem isminin hem de gücünün esas dayanağıydı. Annesi, 'Korkutucu görünse de insanlarımız ona muhtaçlar. Sen de Erian gibi gezegenimizi ısıt ve yaşat!' diyerek vermişti ismini. Annesinden geriye kalan anı şeridinde onlarca kez izlemişti o anı. Annesi şimdi yoktu ama Erian annesininde istediği gibi her zaman gezegeninin canlı ve çoşkulu kalmasını sağlayabilmişti. Halkına - babasının aksine - yaşam ve huzur sağlamıştı. Kızıl gezegenden ayrılan gözleri Sbrion'un rengarenk doğasının güzelliğinde oyalandı bir süre. Gezegeni her yönüyle doğanın eşsiz görkemini yansıtıyordu ve Erian yaşadıkça bunun bozulmaması için her şeyi yapacaktı. Doğayı seviyordu ve doğa o varoldukça insanlarının acımasızlığından nasibini almayacaktı. Hatta elinden geldikçe çocuklarına da bunu aşılayacaktı. Beline dolanan narin elleri gördüğünde gülümsedi ve başını çevirip sevdiği kadına baktı. Doğanın yaşadığı gözlerini kendi mavi gözlerine hapsetti ve gülümsemesi genişledi. Kaila'nın eşsiz bir güzelliği vardı ona göre. Yeşil iri gözleri, açık kumral saçları, pembe dolgun dudakları ve hafif esmer teni değildi ona bu güzelliği sağlayan. Onun güzelliği Erian'ın aşkında gizliydi. "Geleceğinden haberim yoktu Kaila." "Yüzündeki ifadeyi görmesem memnun olmadığını düşüneceğim," dedi Kaila dudaklarını çocuk gibi büzerek. Aslında hiç onluk mimikler değildi bunlar ama Erian üzerinde durmadı. Tamamen ona doğru dönüp Kaila'yı kollarının arasına aldı. Ardından dudaklarına hafif bir öpücük bıraktı. "Seni her zaman yanımda istediğimi biliyorsun Kaila. Bunu erteleyen sensin." Erian'ın elleri onun uzun açık kumral saçları bulup yumuşakça okşadı. Onu çocukluğundan beri tanıyor ve uzun zamandır seviyordu. Kaila'nın da onu sevdiğini biliyordu ama bu konu her açıldığında olduğu gibi kız bakışlarını kaçırmıştı. Erian ona olan aşkını hiç gizlememiş ve hayatlarını birleştirmek istediğini her defasında belirtmişti. Çekimser kalan hep Kaila olmuştu. Erian nedenini bilse de yine de sordu. "Sevgilim sorun ne?" Kaila sonunda kaçırdığı gözlerini ağır ağır ona çevirdi. "Her zamanki şeyler... Biliyorsun, sen fazlasıyla meşgulsün. Tüm bu liderlik işleri falan..." Erian, Kaila'nın yine kavga edecekleri o başlangıcı yaptığını düşünerek iç geçirdi. "Sana her zaman vakit ayırırım sevgilim, bunu biliyorsun ve biz bunu seninle defalarca konuştuk. Artık bunu aşmamızın zamanı gelmedi mi sence de?" "Yine de..." Sıkıntılı bir nefes aldı ve, "Her neyse..." dedi Kaila. "Bundan sonra hep benimle olacaksın. Sadece benimle." Erian gözlerini kıstı. "Anlamadım." "Sana bir sürprizim var sevgilim," dedi Kaila ona cevap vermek yerine. Elini kavradı ve parmaklarını parmakları arasına hapsetti. Işıltılı bir gülümseme yüzüne yerleşirken Erian içinin ısındığını hissetti. "Gel benimle!" Erian itiraz etmeden ona ayak uydururken istemsizce gülümsüyordu artık. Haftalardır içine kapanmıştı Kaila. Fazla cümle kurmuyor, eskiden ettikleri kısa süreli kavgalara bile girişmiyordu. Hatta beraber geçirdikleri süre bile sınırlı olmaya başlamıştı. Erian tüm bunları en sonki kıskançlık krizine yormuştu ilk zamanlarda, ne de olsa Kaila'nın kıskançlık krizleri de ardından gelen soğuk davranışları da bitmek bilmezdi hiç ama zaman geçtikçe bu halinin farklı bir şeylerden kaynaklandığını düşünmeye başlamıştı. Belki de esas sorun tamamen onun kral olmasıydı. Erian'ın Sberion gezegeninin lideri olması zaman geçtikçe aralarında sorun yaratmaya başlamış, Kaila uzun zamandır sürekli kendisiyle ilgilen…