Unutulmuş Kelimeler

5.BÖLÜM

Yazar:

Unutulmuş Kelimeler – Zeynep Işıklar kitap kapağı
Unutulmuş Kelimeler – Zeynep Işıklar kitap kapağı

SERRA “Hazır olun: Kayıt!” Gönderen: Tunç Aksel < tuncaksel@grafik.anubisyayinlari.com > Alıcı: Cenk Serhat Taşkıran < cenktaskiran@anubisyayinlari.com >, Alp Tunalı < alptunali@anubisyayinlari.com >, Serra Yerlikaya < serrayerlikaya@anubisyayinlari.com > Tarih: 18 Mayıs 2026 11.08 Konu: Tanrıçanın Tutsağı Kapak Merhaba, Üç seçeneğimiz var. Hangisi üzerinden gidelim? * Gönderen: Cenk Serhat Taşkıran < cenktaskiran@anubisyayinlari.com > Alıcı: Tunç Aksel < tuncaksel@grafik.anubisyayinlari.com >, Alp Tunalı < alptunali@anubisyayinlari.com >, Serra Yerlikaya < serrayerlikaya@anubisyayinlari.com > Tarih: 18 Mayıs 2026 12.25 Konu: Re: Tanrıçanın Tutsağı Kapak Tunç selam, Birincisi diyorum. Maillerden çıkıp telefonuma indirdiğim kapak görsellerini açtım ve birinciyi görünce yüzümü buruşturdum. Kesinlikle birincisi değildi. Cenk Bey’e ve onun zevkine çoğunlukla güvenirdim ama kapaklar konusunda alışılmadık bir zevki vardı. Telefonum titrerken ekranın üstünde Alp’in adı belirdi. Omuzlarım anında kaskatı kesildi. Kızların aptalca sohbeti beni öyle bir hale getirmişti ki cuma günü çocuğun yüzüne doğru düzgün bakamamıştım bile. Araya hafta sonu girdiği için şanslıydım. Deniz sağ olsun, Leyla’nın saçmaladığını onun anlayacağı bir dille açıklamıştı. Vardıkları son kanı, Alp’in genel olarak düzgün biri olmasıydı. O kadar düzgündü ki tek kusuru, sadece beni kovmak istemesiydi. Bu düşünceyle toparlandığımı hissettim ve mesajı açmadan başımı kaldırıp ona baktım; gözlüklerini burnunun üzerine iterek bilgisayar ekranına yaklaştı. O da kapakları inceliyor olmalıydı. Yazdığı şeye döndüm. Alp: Bunu kasıtlı mı yapıyor diye merak etmeye başladım. Ben: Neyi? Alp: En olmayacak kapağı seçmeyi. Ben: Bunu neden kasıtlı yapsın ki? Alp: Bu şekilde aramızdaki olası bir tartışmayı önlemiş oluyor. Ben: Aramızdaki? Alp: Sen ve ben, Serra. Başından beri kapaklar konusunda birbirimize zıt gidiyorduk ve bir anda Cenk Bey de bize zıt gitmeye başladı. Bu kaç etti? Cidden dikkatini çekmedi mi? Ben: Böylelikle bizi aynı şeyi seçmeye mi itiyor? Alp: Aynen öyle. Ben: Ama hâlâ iki seçeneğimiz daha var. Ne sen ne de ben birinci kapağı seçeriz. Bunu biliyor olmalı. Alp: Ama bunu yapmıyoruz. Aynı şeyi seçiyoruz çünkü hangisinin iyi olduğu bariz. İkimizin de gözleri bunu görmeye yetecek kadar çalışıyor. Lenslere ve gözlüğe rağmen. Sırıtışımı bastıramadım ve o anda Alp’e baktım. Gülümsüyordu. Bana mı gülümsüyordu? İkimiz de şaşkınlıkla donakaldık ve aynı anda kendimizi toparladık. Gözlüğüne istemsizce dokunup bakışlarını kaçırdı, ben de aynı hızla Whatsapp’i kapatıp maillere dönerken karnımdaki karmaşık düğümü yok saydım. Bir saniye önce neden güldüğümü bile hatırlamıyordum. Cenk Bey’e kesinlikle üçüncünün üzerinden gitmemiz gerektiğini yazdıktan birkaç saniye sonra Alp’in benimle aynı fikirde olduğunu söylediği maili geldi. Bunu daha önce fark etmediğime inanamıyordum. Tam bir ruh hastası gibi tüm mail geçmişini tarayıp kapaklar konusunda gerçekten bir noktadan sonra hep aynı kararı verip vermediğimizi görmek istiyordum. Sanırım bunu yapacaktım da ama şimdi değil. Cenk Bey bizimle oyun oynamışsa, kesinlikle bu oyuna gelmiştik ama Tunç her zaman üç seçenek sunardı ve bu hiç değişmezdi. Gerekirse bir eleme yapar ve ufak farklılıklarla da olsa yine üç seçenekle dönerdi. Ve biz Alp’le hep aynı şeyi mi seçiyorduk? Tuhaflığı üzerine düşünmeyi bıraktığımda Cenk Bey’in onay maili geldi. Gidip onunla yüzleşsem acaba küçük oyununu itiraf eder miydi? Nedense bunu yaptığına inanmak istemiyordum. Şaşı yüksek bir miyavlama sesi çıkararak masama sıçradı ve tam karşıma geçip yüzüme baktı. “Sen söyle,” diye mırıldandım. “Kafayı mı yiyorum, yoksa son zamanlarda bir şeyler garipleşmeye mi başladı?” “Şaşı’yı da kap gel,” dedi Gülşen yerinden kalkarken. “Tabii konuşman bittiyse? Çekilecek videolarımız var. Önce 19 Mayıs var, ertesi gün de kardeşimin taşınmasına yardım edeceğim için yokum. Araya bayram da girecek. Şimdiden birikim yapalım. Ya da dur, Şaşı’yı bırak. Onu o kadar süre terasta tutam…

Bölümün tamamını WritePad'de oku