4.BÖLÜM
Yazar: Zeynep Işıklar

Bölüm görselleri

SERRA “Gözlükle yürüyemeyen bir ben miyim?” Genç adam, Joseline’in gözlerinin içine uzun uzun baktı. Orada ne arıyordu, -aradığını- kendisi de bilmiyordu. Anlayış mı? Şefkat mı? Yoksa… aşk mı? Kelime zihninde dönüp durdu ve saniyeler birbirini kovalarken -dururken zaman akıp gitti ve- kelimenin taşıdığı anlam bir taş gibi kalbine oturdu. Parmakları -farkında olmadan- kızın yüzüne uzanmak için hareketlenmişti. Şimdi dokunsa, yanağındaki kızarıklığın yarattığı sıcaklığı hissedebilir miydi? Bir paragrafta üç düzelti. Bu bir rekor sayılabilirdi. Acaba Alp bu kısmı düzeltirken aklı neredeydi? En büyük hatası -ki o bu gibi hatalar asla yapmazdı- “farkında olmadan” yazmayı tamamen atlamış olmasıydı. Zevkten dört köşe olsam da bu hataya sebebiyet veren şeyi de merak etmekten kendimi alamıyordum. Bilgisayarın ekranından başımı azıcık kaldırdığımda onu beni izlerken yakaladım. Ah . Neden? Ona baktığımı anlamaması için bakışlarımı ofisin içinde gezdirirken Gülşen’in üzerinde oyalandım. Sanki ona bir şey soracakmışım gibi bir süre bekleyip dudaklarımı büktüm ve ekranıma döndüm. Oyunculuğumu giderek daha iyi hâle getiriyordum. Gülşen, aklımdan geçenlerle gerçekte olanlar arasındaki farkı bilse beni ayakta alkışlardı. Ama konumuza dönelim: Alp neden bana bakıyordu? Bu hafta sıklıkla onu bana bakarken yakalamıştım . Bu mecburi sohbetler sırasında kurduğumuz göz temaslarından farklıydı. Hâlâ lenslerime mi takıktı? Yoksa onun dosyası üzerinde çalışırken yüzümün nasıl keyifli bir ifadeye büründüğünü mü takip ediyordu? İkisi de gayet olasıydı. Kendimi tutamadım ve boş bir mail penceresi açıp son paragrafı orijinal metinle beraber kopyalayıp yapıştırdım. Gönderen: Serra Yerlikaya < serrayerlikaya@anubisyayinlari.com > Alıcı: Alp Tunalı < alptunali@anubisyayinlari.com > Tarih: 14 Mayıs 2026 14.52 Konu: Onun Kollarında - redaksiyon Alp, Benim müdahalem olmadan senin değiştirmek istediğin, gözüne çarpan bir şey var mı? İyi çalışmalar dilerim. Bunu neden yaptığımı bilmiyordum. Dosya bitmeden birbirimizle nadiren iletişim kurardık. Daha çok çeviriyle ilgili sohbet eder, seri için aynı kişiyle çalışıp çalışmayacağımıza karar verir, kurgunun tanıtımı için doneler çıkarıp bunları Gülşen’le paylaşır, yani kısacası işimizi yapardık. Aslında başlangıçta birbirimizin işlerine bakmıyorduk bile. Freelance çalıştığımız birçok editör vardı. Acilen baskıya yetiştirmemiz gereken bir kitapta, Alp benim editörlüğünü yaptığım bir dosyaya üç günde son okuma yapmıştı ve bana ilk kez orada meydan okuduğunu hissetmiştim. Dört yüzü aşkın düzelti girmişti. Tamam, itiraf ediyorum. Net sayıyı hatırlıyordum: 453 düzelti. Bu bir katliamdı. İşaretlediği her yere itiraz etmemek için var gücümle çabalamış, hatta biraz ileri gidip Leyla’nın da okumasını istemiştim. Bir kısmının gereksiz -belki daha çok bakış açısıyla- alakalı olduğunu söylese de Leyla, Alp’in müdahalelerini gayet normal bulmuştu. Bir daha kesinlikle Leyla’ya herhangi bir şey okutmamıştım tabii ki. Kendimi rezil etmeye ya da sidik yarıştırdığımı bu kadar belli etmeye niyetim yoktu. Aradan birkaç dakika geçti. Mailimi okuyup okumadığını anlamak için ona bakmaya cesaret edemediğimden grafikerden gelen tasarımları inceleyerek oyalanmaya çalıştım ancak çok fazla beklemem gerekmedi. Ekranda yeni bir mailim olduğunu gösteren pop-up belirdi, aynı anda telefonum masasının üzerine titredi. Mouse ’u mailimi açmak için hareket ettirirken kalp atışlarımın ritmindeki abuk subuk değişimi normal karşıladım. Heyecanlanmam, aslında daha çok gergin hissetmem normaldi çünkü Alp’le her daim sessiz bir savaşın içindeydik. Gönderen: Alp Tunalı < alptunali@anubisyayinlari.com > Alıcı: Serra Yerlikaya < serrayerlikaya@anubisyayinlari.com > Tarih: 14 Mayıs 2026 14.59 Konu: Re: Onun Kollarında - redaksiyon Serra, Orada ne arıyordu, kendisi de bilmiyordu. Orada ne aradığını kendisi de bilmiyordu. İki cümleyi de birkaç kere okuyup bölüm başından beri yükseltilen duyguya hangisinin daha çok yakıştığını bana söyler misin? Özenle bu istediğimi…