Unutulmuş Kelimeler

3.BÖLÜM

Yazar:

Unutulmuş Kelimeler – Zeynep Işıklar kitap kapağı
Unutulmuş Kelimeler – Zeynep Işıklar kitap kapağı

ALP “O Sadece Benden Nefret Ediyor: Ya da Etmiyor?” Gözlerimi elinde sımsıkı tuttuğu kupadan alamıyordum. “Sadece Herkesten Nefret Ediyorum.” Artık bunun doğru olmadığını bilecek kadar iyi tanıyordum onu. O kupa adeta bana yönelik bir saldırı niteliği taşıyordu. ‘Sadece Alp’ten Nefret Ediyorum’ yazsa daha inandırıcı olurdu çünkü ofiste sivri dişlerini bir tek bana gösteriyordu ve diğer herkes bu kısa boylu alev topuna bayılıyordu. Melike her sabah Serra’dan önce geliyor, kahvenin demlenmiş olduğundan emin oluyordu. Üstelik haftada bir gün, onun sevdiği o havuçlu cevizli kekten yapıp getiriyordu. Tunç ve Halis, Serra’nın ağzından çıkacak her kelimeyi dikkatle dinliyor, onu mutlu etmek için canla başla uğraşıyorlardı. Gülşen videoları için zavallı Şaşı dahil herkesin sınırlarını zorlarken Serra’yı hiç sıkıştırmayıp tam da ona göre içerikler hazırlıyordu. Ezgi özel hayatını anlatacak kadar bir tek Serra’ya güveniyor gibi görünüyordu. Cenk Bey ise… Serra’yı basitçe seviyordu. Ve babam da… “Dağdan gelip bağdakini kovamazsın, oğlum. Ona göre davran.” Bana ilk söylediği bu olmuştu ve değil onu buradan göndermeye çalışmak, o zaman Serra’yla tanışmamıştım bile. Hem kimseyi kovmaya çalışacak biri de değildim. Babam da bunu gayet iyi biliyordu ama bu uyarısıyla göstermek istediği şey, o kıza değer verdiğiydi. Babam insanları sever ve onları biriktirirdi. Bu kapıdan çıkıp gidecek olan kimsenin onun veya yayınevi hakkında tek bir kötü söz söylemesini istemez, buna müsaade etmezdi. Bu yüzden Serra’ya karşı korumacı tavrına şaşırmamıştım ama merakımı uyandırmadığını da söyleyemezdim. Bana gelince de… Eh, benim ne düşündüğümün bir önemi yoktu. Serra’nın benden hoşnut olmadığını düşünmek için elimde yeterince sebep vardı ve her geçen gün buna yenileri ekleniyordu. Sanki bir tek bana gülen yüzünü göstermiyordu. Sırf bu yüzden Instagram profiline girmiş ve zihninin içinde neler döndüğünü anlama umuduyla onu takip etmeye başlamıştım. Başarıya ulaştığım söylenemezdi. Yakın bir arkadaş grubu olduğunu öğrenmiştim. Hayvanları seviyordu. Şehrin o veya bu köşesinden karışık fotoğraflar çekiyordu. Bir de çeşitli kitaplardan alıntılar paylaşıyordu. Gerçekten çeşitliydi. Harry Potter’dan bir alıntıyla arkadaşlarının bir fotoğrafını atmıştı: “Bizi gerçekten sevenler, bizi terk etmezler.” Grafitti yapılmış bir kepengin olduğu karanlık bir sokağın fotoğrafının altına ise Dune’dan bir alıntı yazmıştı: “Düşlerle mi boğuşuyorsun? Gölgelerle mi yarışıyorsun? Uyurgezer gibi mi hareket ediyorsun? Zaman geçip gitti. Hayatın çalındı. Boş işlerle uğraştın, Aptallığının kurbanı oldun.” Ve Anna Karenina’dan meşhur bir alıntı vardı: “Bütün mutlu aileler birbirine benzer, ailenin mutsuzluğu kendine göredir.” Başkaları da vardı ve okudukça kafam daha çok karışmıştı. Bu cümleler ondan birer parça mı taşıyordu, yoksa sevdiği eserlerden öylesine seçmece cümleler miydi? İçimden bir ses anlamı olması gerektiğini söylüyordu ama üzerinde fazla düşünmemeye karar vermiştim. Beni ilgilendirmezdi, özellikle de benimle herhangi bir arkadaşlık kurmayı düşünmediği bu kadar belliyken… Bir de beni geri takip etmemişti. Hesabındaki varlığımı gördüğüne dair en ufak bir belirti bile göstermemişti. “Ne kadarını duydun?” diye sorduğunda bakışlarımın hâlâ kupanın üzerinde olduğunu ve düşüncelere daldığımı fark ettim ama şu anda diğer eliyle yazının üzerini kapamıştı. “Hafta sonu uzaylılar tarafından ele geçirilmiş olabileceğini düşünecek kadarını.” Ağzı hareketlendi. Dişlerini mi sıkıyordu? Ya da yanağının içini ısırıyordu. Onu güldürmek üzere olabilir miydim? Bu düşünceyle heyecanlandım. Henüz bunu hiç başaramamıştım. “Şanslı gününde olmanın tadını çıkar o hâlde, Altın Çocuk.” Bana taktığı birkaç lakaptan birini duyunca gülmemek için kendimi tuttum. Bay Mükemmel, Altın Çocuk, Patronun Vârisi… Duymadığımdan emin olduğu anlardaysa Cümlelerimin Katili. Bunu ilk duyduğumda kahkahamı tutamamıştım ve yakalanma korkusuyla telefonuma sarılıp üç dakika boyunca komik bir sohbetin içerisindeymişim gibi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku