0.9
Yazar: meyusa

Desteklerinizi eksik etmeyin lütfen💝 İnstagram=meyusanız Youtube=meyusanız. 0.9 Yazar'ın bakış açısından, 4 Sene önce, Almanya-Berlin ( Yönetmenin önce ki kurbanlarından biri.) Tüm şehir beyaz renge bürünmüştü. Sokak tabelaları, arabalar, dükkanların çatıları... tüm her yer adeta karların esiri olmuş gibiydi. Ocak ayının en çetin geçen kış günlerinden birinde oldukları için bunu çok görmedi. Birazdan hayallerini gerçekleştirecekti. Üstelik bu sefer kimsenin yardımı olmadan, kendi ayaklarının üstünde durarak gerçekleştiecekti bunu. Almanya'da çekilecek olan bir film vardı. Üstelik çok ünlü bir yapım çekecekti filmi hem de çektiği her film tutan yönetmende olacaktı. O ise filmde ki en önemli rollerden birini oynayacaktı. Elini kalbine götürerek sakinleşmeyi diledi. Almanya'ya en son on yaşında gelmişti, daha sonra ise annesi ile babasının boşanması sonucu annesi ve abileri ile Türkiye'ye yerleşmişti. Babasını on yaşından beri göremiyordu, şu an ise on sekiz yaşındaydı. Telefonunun tanıdık sesini duyduğunda yüzünde ki gülümsemeyi silmeden çantasından telefonunu çıkardı. Arayan en büyük abisiydi. "Efendim ağabey?" "Uçaktan indin mi, güzelim?" Yüzünde ki gülümseme daha da büyürken abisini yanıtladı. "Evet, indim. Hatta yaklaşık bir saat oldu ineli." "Otele geçince haber et." Abisi sıkıntılı bir nefes verdi. "En son oraya on yaşında gittin biliyorsun değil mi? Çoğu şey değişmiş olabilir, oranın dilini biliyor olman kaybolmayacağın anlamına gelmez. Dikkatli ol." Kız, abisinin bu hallerine alışkındı bu yüzden sadece gülmekle yetindi. Babası Alman, annesi ise Türk olduğu için iki dili de çok iyi biliyordu. Bu yüzden kısa bir süreliğine burada kalmak onun için sıkıntı oluşturmayacaktı. "Abi, Almanca benim ana dilim. Kaybolmam merak etme, ayrıca dikkatli de olacağım ve seni arayacağım." "Tamam, güzelim. Beni haberdar etmeyi unutma." Abisiyle vedalaştıktan sonra Berlin'in meydanına umutla baktı. Gözleri, henüz gelecek olan felaketten habersizce parlıyordu. Kız, oteline gitmek için attığı her adımda felaketine yaklaştığından habersizdi. Oyuncu olacağını sanıyordu, öyle de oldu ama buna giden yol isteği gibi olamayacaktı. Ama o bunu göremeyecek kadar kör olmuştu. Bir taksi yardımı ile sonunda otele vardığında valizlerini görevliye vererek resepsiyona gitti. Görevli kadın, onu fark ettiğinde sıcak bir tebessümle konuşmaya başladı. "Willkommen, haben Sie reserviert?" (Hoş geldiniz, rezervasyonunuz var mıydı?") Çantasından kimliğini ve pasaportunu çıkartırken görevlinin sorusunu cevapladı. "Ja." (Var.) Kimliğini ve pasaportunu görevliye uzatıp birkaç dakika boyunca işlemlerinin tamamlanmasını bekledi. "Du bleibst eine Woche, richtig?" (Bir hafta kalacaksınız değil mi?) "Ja." (Evet.) "Ihre Buchung ist abgeschlossen. Ihr Zimmer hat die Nummer 402." (İşleminiz tamamlandı. Odanız 402 numara." Ardından masaya bir anahtar uzattı. "Einen schönen Tag noch" (İyi günler dilerim.) Anahtarı avuçlarının içine alarak sıkıca sıktı. Belki kendine itiraf edemiyordu ama oldukça heyecanlıydı. "Danke." (Teşekkür ederim.) Valizlerini alan görevli adamla birlikte asansöre bindi. Birkaç saat sonra rol arkadaşı Serhat ile tanışacaktı. Role seçildiğinden beri Serhat, repliklerinin telaffuzunu daha iyi öğrenmek için Almanca dersi alıyordu ama diğer oyuncular için Almanca bilen biri seçilmişti. Bu biraz kafa karıştırıcıydı çünkü mülakatta hem iyi bir oyuncu olup hem de Almanca bilen birçok kişi vardı ama garip bir şekilde Serhat seçilmişti. Boş vermeyi denedi. Hiçbir durum mutluluğunun önüne geçemezdi. Halbuki şu an düşünmediği detaylar ileride pişmanlıkları olacaktı. Odaya vardıklarında valizlerini alarak bir köşeye fırlattı ve yatağının hemen yanında ki koltuğa çöktü. Dijital platform filmi olduğu için çekimleri ortalama altı ay sürecekti. Küçüklükten beri dizi ve filmlerde rol almıştı ama yine de ilk defa böyle bir proje yapacaktı. Bunu hayatında ki en büyük mucizelerden biri olarak görüyordu. Belki hayatında ki en büyük mucizesi olamayacaktı ama en büyük tecrübesi…