0.1
Yazar: meyusa

0.1 Öncelikle herkese merhaba. Ben MEYUSA. Bu benim ilk yazma deneyimim değil daha öncede başka bir platformda yazarlık deneyimim olmuştu fakat orası kapanınca 2 yıl gibi bir süre cümlelerimi sizlerle paylaşamadım. Üstelik belli bir kitlem vardı ve onlardan ayrılmak çok zordu oldu benim için. Şimdi de burayı buldum ve bence uygulamanın altyapısı çok güzel. Uygulamanın iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Ve bence çoğumuz aynı durumdan dolayı mağduruz. Bu süreçte birbirimize destek verirsek çok iyi olur. Ben elimden geldiğince burada ki yazarlara destek veriyorum. Lütfen sizde bir yorumuzu ve beğeninizi esirgemeyin. Sizin sayenizde gelişeceğim. Çok büyük bir hedefim yok. Sadece yazdıklarımla bir kişinin bile kalbine dokunabilsem yeter. Buraya kadar okuduysanız bile çok teşekkür ederim. Lütfen kitabıma bir şans vermeyi unutmayın. Şimdiden çok çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız. * Ruhuma yıldızları eklemişler. Ömrünün sonuna kadar parlayıp öldükten sonra tekrar parlayan yıldızları☆ ~ "Senden bunu beklemezdim. Herkesten beklerdim ama senden asla beklemezdim!" "Lütfen beni bir kere dinle." Karşımda ki adamın yalvaran ses tonuna karşı hiçbir uzlaşmacı tavırda bulunmadım. "Dinlersem ne değişecek? Benden aldıkların geri gelecek mi?" Bana yalvaran bakışlarla bakan adamın göğsünden iki kere sertçe ittirdim. O ise buna karşılık olarak sadece ellerimi tutmuştu. "Beni dinlemiyorsun." Ellerimle bulunduğumuz köhne evi işaret ettim. "Dinlesem ne olacak? Buradan kurtulabilecek miyiz mesela? Ya da özgür olduğumuz, kimsenin kölesi olmadığımız bir hayata sahip olabilecek miyiz?" Sonlara doğru sesim iyice tükenmişti ve aynı şekilde bedenimde. Bu yüzden ufaktan sert ahşaptan oluşan zemine çökmeye başlamıştım. Karşımda ki adamda omuzlarımdan tutarak beni kaldırmaya çalışıyordu. "Lütfen böyle söyleme. Her şeyi düzelteceğim." Karşımda çaresiz ve tükenmiş bir adam vardı ama yine de yeterli değildi. Çünkü gerçekten saygı duyulan bir insan olmak için "yapacağım" değil "yaptım" insanı olmak gerekirdi. Bense yıpranmış ve artık gün yüzü görmek isteyen bir kadını canlandırıyordum. Çaresizlikten evlenip sonra da o adamdan kurtulamayan bir kadındım rol gereği. Bence kadının yaptığı bencillik değildi sonuçta herkes kendini kurtarmaya çabalamalıydı. Önce insanın kendisi sonra çevresi gelir. Zaten insan, kendisi mutlu olmadan çevresini de mutlu yapamazdı. Ve en önemlisi kimse çevresindekiler yüzünden bir mahkûm hayatı yaşamaya muhtaç değildi. "KESTİK!" Tanıdık bir ses olan yani yönetmenin sesiyle rolden hızlıca çıkıp yönetmene pür dikkat odaklandık. Yüksek sesli topuklu ayakkabılarıyla yanımıza doğru gelmeye başladı. Bu süreçte göz devirmemek için adeta kendimi zor tutmuştum. Zira yönetmene en ufak bir saygısızlıkta başıma neler gelebileceğini az çok tahmin ediyordum. Ve tahmin edileceği üzere yönetmeni hiç ama hiç sevmiyordum. Hatta bu düzey nefrete kadar çıkmıştı. Onunda bana bayılmadığını biliyordum. Zaten kimse kimseye bayılmak zorunda da değildi ama yine de uyuz davranışları insanda nefret hissini uyandırıyordu. "Aferin Arya, bugün iyiydin. Keşke diğer günlerde de böyle olsaydın." Ardından o yapmacık tebessümünü bırakıp rol arkadaşım Serhat'ın yanına doğru geçti. Diğer günlerde kötü olduğumu düşünmüyordum. Çok iyi asla değildim ama bugünden farklı bir şey yapmamıştım bugün sadece daha duygusal bir sahne olduğu için performansımı daha gözler önüne sermiştim. Ama tabi ki de yönetmenimiz iğneleyici laflarını benden asla sakınmıyordu. "Serhatcım sen her zaman ki gibi çok iyiydin. Aynen devam et." Ardından bana yandan bir bakış atarak yanımızdan uzaklaştı. Bu kadın resmen delirmiş! Artık psikolojik yönünü nasıl tarif edebileceğimi bile bilemiyordum. Bu sete geldiğimden beri bana kafayı takmıştı ama nedenini asla anlayamıyordum. Şaşkınca Serhat'a baktığımda onun da bana bakıyor olduğunu fark ettim. Tabii durumun oda farkındaydı. "Sen takma kafana. Huyunu biliyorsun zaten Allah'tan bugün iyi olduğunu azda olsa söyleyebildi." Güldüm. Genelde Serhat’la aramızda bu k…