Tanıtım
Yazar: Simiyyiii

Geniş bahçedeki kalabalıkta gezinen bakışlarımı tek noktaya sabitledim. Kafasını kaldırmış camdaki varlığımı görmese bile bilen babama bakıyordum. İlk aşkıma, hep o birincilik derecesini koruyacak o adama. Gözlerini sıkıca yumdu. Onun görmeyeceğini düşünerek bende sıkıca kapattım. Sağ gözümden düşen damla, çeneme kadar ilerleyip kabarık eteğimin üzerine düştü. "Aşkım, ağlama bak saatlerdir hazırlık yapıyoruz. Hadi halacım." diyen Ahu halama başımı sallayıp camdan dışarı olan bakışlarımı, sağımda duran aynaya çevirerek kendime baktım. Üzerimdeki etekleri genişçe açılan nişan kıyafetinin sağ omzu açıktaydı. Sol omzumda ise işlemeler vardı. Renk olarak can dostum , en yakın arkadaşım Ahsen ile lila renge karar vermiştik. Cıvıl cıvıl duran elbisenin tüllerini düzelten Ahu halama başımı sallayarak , göz yaşlarımı elimde varlığını unuttuğum buruşturulmuş peçeteye sildim. Ağlama günü değildi bugün. Nişanım vardı. Mutlu olmalıydım. Yüzüme kondurduğum gülümsememi bölen , bir rujun fırçasını bana doğru uzatılmasıydı. Ahsen rujun fırçasını dudaklarıma itinayla sürerken o da gülümsüyordu. "Sen bu kadar heyecanlandıysan ben ne yaparım acaba?"dedi Ahsen. "Sen koşa koşa gidersin kocaya."diyen Ahu halama katılıyordum. "Hele ki Umay gibi kendine bir üniformalı bey bulsan, adamı kaçırırsın gibi geliyor bana." dediğinde sesli güldüm. "Yok ya, çoğunda gözüm yok. Umay kankim kadarını bulsam yeter." "Allah hayırlısını versin."diyen annemin de gözleri doluydu. Şimdi şuracıkta gözlerine bir dakikadan uzun baksam başlardı hıçkıra hıçkıra ağlamaya. Ondan pek bir farkım yoktu. Ben de en az onun kadar duygusaldım ama duygularımı gizleme konusunda babama benziyordum. "Antep fıstıklı çikolata'm" diyerek gelin odasının kapısında görünen kaçık kuzenim Yağmurdu ve hemen ardından odaya giren küçük görümceme gülümseyerek baktım. Yağmur, önce anneme sonra bana sıkıca sarıldı. "Senin bu kadar erken evleneceğine imkanı yok inanmazdım." dedi Yağmur. Solumda duran Gökçen teyzem, kolunu dürterek kızına ikazda bulundu ama omuz silken Yağmur annesinin sert bakışlarına mazur kalmaktan kaçamadı. "Hanımlar." Duyduğumuz ses ile hepimiz başımı kapıya çevirdik. Siyah takımı güzel duruyordu. İçine beyaz gömlek giymek yerine nişan elbisemin renginde açık lila bir gömlek giymişti. Hoş görünüyordu. "Müstakbel nişanlımı alabilir miyim? Gece birazdan başlayacak." dediğinde ailemin güzel kadınları gülümseyerek odadan çıktılar. "Bayılacağım heyecandan."dediğinde gözlerimi kıstım. Ellerim gömleğinin yakasına ulaştı. Düzelttiğimde başını yana eğerek yüzümü inceledi. "Çok güzelsin. Bu güzelliğin gerçek olamaz." "Sen de öylesin. Çok şıksın. Kamuflaj dışında seni defalarca gördüm ama bu haline tekrar tekrar aşık olabilirim." yüzünde gergin duran kasların gevşediğini hissettim. "Ben senin her haline,"diyerek alnıma bir öpücük bıraktı. "Her zerrene aşığım." "Kalabalık mı aşağısı?" "Sen ne diyorsun? Bir tabur insan var aşağıda. Gerçi çoğu senin sadece birinci derece akrabaların." "Öyle, biz böyleyiz. Beğenemediniz mi damat bey katıldığınız aileyi. Hayırdır?" "Yok, neden beğenmeyeyim sevgilim. Benim pek akrabam olmadığından hoşuma bile gidiyor. Timdekiler de selamlarını iletti ama gelemediler maalesef." deyip uzandığı elimin üzerini öptü bu defa. "İnelim mi? İnsanları bekletmeyelim."dediğimde gülümseyerek başını salladı. İndiğimiz merdivenler bitmek bilmedi sanki. Gördüğüm kalabalık ile gözlerim irice açılsa da gülümsedim. Koluna girdiğim sevgilim, bana doğru döndü. Benim gibi gülüyordu. Alkışlayan eller durmadı. Biz ince dar yolda yürüdük ve alkışı hiç kimse bırakmadı. Alkışlamayan bir kaç kişi belliydi ve bunlar babam, Güney abim ve Gökmen dayımdı. Suratsız şekilde duruyorlardı. Hele babam, yüzü yeri süpürüyordu. Onu tanımayanlar , bunun onun normal yüz ifadesi olduğunu iddia bile edebilirlerdi ama benim babam bana hep gülerdi. Belkide bir bana, bir anneme gülerdi. Benim babam, bizim bu dünyadaki en büyük şansımızdı. "Sırıtma abla!" yanından geçerken söylenen erkek kardeşim Altaydı. Bakış…