8.Bölüm: Beni Bırakma
Yazar: e-kitapyazarim

*Yazardan...* Kurt timinin komutanı, teröristlerin eline esir düşerken Kurt timi her ne kadar istemeselerde komutanlarının emrine uyup geri dönmüşlerdi. Tabikide helikopter çok ama çok sessizdi. İçleri rahat değildi. Nasıl rahat olsunlardıki. Onlar, kardeşini, dostunu, silah arkadaşını, komutanını bırakmışlardı. Helikopterden inince herkes helikopterin açılan kapısına bakıyordu. Albay en önde olmak üzere arkasında da dizilmiş bir Gök timi karşılıyordu. Önden Doruk onun arkasından Ahmet onun arkasında Murat ve en son Gökalp indi siviller ile birlikte. Tabiki Albay ve Gök timi şaşırmıştı çünkü Bal komutan yoktu. Ulu komutan yoktu. Yüzbaşı Bal Arıca yoktu. Doruk ve timin geri kalanı Albay'a selam durdu. Albayın rahat demesi ile içine kaçmış sesini kullanarak olayları anlattı. Albay sinir küpüydü. Sadece albay değil Gök timi de özellikle Emir de sinir küpüydü. Emir sinirine yenik düşüp Doruk'un yakasına yapıştı. Her ne kadar durdurmaya çalışsalar da durmuyordu Emir. Ve haklıydı. Emirin ve diğerlerinin aklında farklı sıfatlar ile aynı kişiyi düşünüyorlardı. Emir, doruk'tan hıncını çıkarınca vücudunu korku sarmıştı. *Ona birşey olacak mı?* Düşüncesi resmen Emir'in beynini yiyiyordu. Bal'da ise durumlar ve şartlar zorlayıcıydı ama Bal hâlâ dimdik durabiliyordu. Bal bilmem kaçıncı kez yediği yumruk ile birlikte öksürdü. Daha önce küçük bir çocukken bunlardan bin kat daha acı verici işkencelere maruz kalmıştı. Babası tarafından her gece... Koskoca mağra da yine Haser Yokkura'nın sesi ile doldu. "SÖYLE ARTİK ULU KOMİTAN. BAK YORİLDİN. NE PLANİNİZ VAR. ANLAT!" Bağırarak Balı korkutmak istedi. Ama Bal tabikide sadece iğrendi bu sesten dolayı. Yüzü kan içindeydi ama umursamıyordu. Evet yorulmuştu ama ne olursa olsun vatanına ihanet etmezdi. "Lan en sonda keşke dilini kesseydim. Valla kulağımın içine ettin. Mahalle karıları gibi dır dır. Söylemiyorum ulan, söylemeyeceğim kafana sok şunu." Dedi Bal. Canı yanıyordu evet hatta yorgunluktan konuşamayacak duruma gelmişti ama hayatını bir hain olarak geçirmektense, şerefi ile bu dünyadan göçmeyi tercih ederdi. "KES! HÂLÂ KONİŞİYOR BİRDE." Dedi ve balın yüzüne bir yumruk daha indirdi. Balın burada canı acırken. Ailesi yerine koyduğu timleri ve Emir'in de Alayda kalbine sızı yerleşti. Herkes tedirgin ama bir o kadar da sessizdi. Emir artık dayanamadı ve Albay'a doğru konuştu. "Komutanım, neden durup bekliyoruz. Gidelim arayalım burada iki timiz. Elbet buluruz." Dedi Emir "Yüzbaşı, bize bir işaret verecekler. Bizimle anlaşma yapmak istiyorlar. Bilgileri almak için. Şimdi benim kararlarımı sorgulamayı bırak." Albay'da kendine yakışan bir şekilde cevabını verdi Emir'e. Emir, tatmin olmadı ama susmak zorunda kaldı. Yarım saat sonra odayı bir erkek sesi doldurdu. "Selamlar eskerler. Size özel bir hediye hazirladim. Çok özel bir film. İyi seyirler." Demişti ses. Timler, Emir ve Albay odadaki televizyona diktiler gözlerini. Ekranda Bal'ın yaralı, yanık ve çiziklerle dolu vücudu ve kan içinde kalan yüzü ile karşılaştılar. Emir bu görüntü ile nefes alamadığını hissetti. Ekrana kalkıp yürüdü. Ellerinden başka bir şey gelmedi... "Oo komitanlar sakin. Daha bu hiç birşey ki. Eğer bu Ulu komitaniniz daha konişmazsa daha beteri olicak." Dedi iğrenç sesi ile. Gök timi bunu bilmediği için şaşırmıştı ama seslerini çıkaramadılar. Ne önemi vardı? Bal güçlükle güldü ve konuştu. "Bana bak lan kanı bozuk. Sen bana bir bok yapamazsın. Sen dua et elim ayağım bağlı yoksa sikmiştim yedi sülaleni." Bal konuşunca hepsinin yüzünde gülümseme oluştu. Ama bu gülümseme Bal yumruk yiyene kadar dı. Emir dayanamayarak bağırdı. "SENİN ONA KALKAN ELİNİ SİKERİM OROSPU ÇOCUĞU. Komutanım daha neyi bekliyoruz. Bal'ın şehit olmasını mı?" Diyerek sordu Emir, Albay'a. Albay sakinliğini korudu. Çünkü şuan ondan daha önemli işleri vardı. Albay emri verdi; "KURT VE GÖK TİMİ HAZIRLANIN BEŞ DAKİKANIZ VAR. KOMUTANINIZI ALMAYA GİDECEKSİNİZ. EMİR KOMUTA EMİR YÜZBAŞINDA." Dedi. Tabi bu cümleleri duyan timler. Hızla kalktılar ve hazırlanıp Komutanların…