18.Bölüm: Farklı Düşünceler
Yazar: e-kitapyazarim

Herkes öldürür sevdiğini derler. Düşünürdüm o zaman "Neden sevdiğini öldürsün ki?" Diye. Şimdi anladım. Sevmek bile zararlıydı. Eskiden canımdan çok sevdiğim kadın, şuanda düşmanım olmuştu. Ben vurulduktan sonra beni hastaneye götürmüşler. Zaten mağaradan çıktıktan bir kaç dakika sonra da mağranın patlatıldığını söylemişlerdi. Allah'tan kurşun tehlikeli bir yere gelmemişti. Herkes sadece düşünüyordu. Kimse onun bir hain olduğuna inanmak istemiyordu. Bende dahil. Ne diyebilirim ki görmüştük hepimiz. Gözlerimize inanmak istemesekte yapıcak bir şey yoktu. "Komutanım, daha iyi misiniz?" Diye sordu Murat. Murat, ona çok bağlıydı. Herkes gibi. Ama baktığımda Murat hiç onu umursamıyordu. Sanki hiç hayatına girmemiş gibi. "İyiyim Murat." Değildim. Lanet olsun gerçekten kafayı yemek üzereydim. Sakin görünsemde aslında değildim. Gidip hesap sormak istiyordum ona. Neden yaptın? Neden bir hain çıktın? Neden... Neden bizi kandırdın? Demek istiyordum. "Neden herkes hiç birşey yokmuş gibi davranıyor acaba? Farkında mısınız? Bal'ın bizi kandırdığını söylüyorsunuz." Diye dayanamayarak konuştu Zeynep. "Sende oradaydın, sende gördün Zeynep. Asıl sen ne bekliyorsun acaba?" Dedi Gökalp. O da en az benim kadar sinirliydi çünkü ona abla demişti. Benim bir ablam var demişti. "Evet, gördüm ama sizin gördüğünüzü değil Gökalp. Siz onu bir hain olduğunu gördünüz. Ben ise mecburiyet gördüm, acı çektiğini gördüm, zorunluluk gördüm. Ya bir kere düzgünce düşünsenize. Bu kadın teröristlere türlü türlü işkenceler ederek öldürmedi mi? Bu kadın, sırf Türk bayrağı yere inmesin diye canını ortaya koymadı mı? Bizimle savaşmadı mı? Şimdi söyleyin Allah için ya. Bu kadın terörist o-la-maz bitti." Her kelimesinde haklıydı ama bunları yapmasına bir sebep bulamıyorduk ki o sebebe inanayım, inanalım. "Sebep ne peki Zeynep? Her şeyi biliyorsun ya sen, mecburiyet, zorunluluk görmüşsün ya hani sen söyle neden yaptı?" "Görevde olabilir." Dedi sigarasını içen Yusuf. "Ne?" Dedi Gökalp "Şimdi şöyle.. bu kadın, Zeynep'in dediği gibi tam Türk askeri olmak için doğmuş. İhanet edeceğini sanmıyorum. Ya şuan görevi içeri sızmaksa? Ya bize bilgi vermek için içerideyse?" Dedi. Olabilirdi. Evet görevde olabilirdi. Bu... bu gerçekten çok mantıklıydı. Kalbim bu düşünceye inanmak istiyordu ama aklım 'O bir hain' diye bas bas bağırıyordu. "Tamam. Kapatın konuyu." Dedim. Boş yere ümitlenmek istemiyordum. Zaten herkes sustu. Ben ise biraz daha oturduktan sonra, ilk tim odasından sonra askeriyeden çıktım. Evim lojmandaydı. Hızla geçtim. Eve girince eşyalarımı bıraktım daha sonra sıcak suyla yıkandım. Su damlaları , başımdan göğsüme doğru düşerken yine aklımda bir kişi vardı: Bal. O bir hain miydi? Yoksa Yusuf'un dediği gibi bir görevde miydi? Görevde olsa bile hiç mi o sözleri söylerken canı yanmadı? Beni vururken hiç bana zarar verme ihtimalini düşünmedi? Çocuk gibi ağlamak istiyordum. Çünkü ben sadece Bal'ın yanında çocuk gibi davranma cesaretini buluyordum. Başka yerde değil sadece onun yanında. Onun kokusuyla. Yıkandıktan sonra çıktım banyodan. Odama gidip bir eşofman ve bir tişört giyip çıktım. Mutfağın olduğu yerde ne küçük ne de büyük olan balkonuma geçtim. Elime sigara paketini aldım, açtım, içinden ilk dalı aldım ve yaktım. İçime zehiri çekerken sokaktan müzik sesi geldi. İçimde bi' yerlerde Saklı bir şarkım var Duyamadım onu Duyamadım onu Göz çukurlarından hüzünler Kalbine dayanmış Göremedim onu Göremedim onu "Üzülme, geçer", dediler "O artık iyi", dediler Düşüyormuş Tutamadım onu "Üzülme, geçer", dediler "O artık iyi", dediler Düşüyormuş Tutamadım onu Her gece baş ucumda Gülüşlerin aklımın ucundan geçer Yıllar geçer Ben sende kalırım Her gece baş ucumda Gülüşlerin aklımın ucundan geçer Yıllar geçer Ben sende kalırım İçimde bi' yerlerde Ağlayan bi' çocuk var Bulamadım onu Bulamadım onu Her pişmanlığının Nedeni ben olmuşum Anlayamadım onu Anlayamadım onu "Üzülme, geçer", dediler "O artık iyi", dediler Üşüyormuş Saramadım onu "Üzülme, geçer", dediler "O artık iyi", dediler Üşüyormuş S…