Ulu Komutan Mı? | Kadın Asker

17.Bölüm: Hain

Yazar:

Ulu Komutan Mı? | Kadın Asker – e-kitapyazarim kitap kapağı
Ulu Komutan Mı? | Kadın Asker – e-kitapyazarim kitap kapağı

Emir Kaya... "Komutanım, bize neden görev vermiyorlar?" Dedi 169. Kez aynı soruyu soran Murat. Aslında cevabını bende merak ediyordum. Normalde olsa bir ayda iki veya üç kez çıkmış olurduk. Ne oldu da Bal gittiğinden beri görevler yoktu. "Murat bir kez daha aynı soruyu sorarsan seni bu evden kovarım. Delirtme adamı." Dedim sinirli olduğumu belirten sesle. Zaten onda da var bir şeyler. Genellikle telefonla konuşuyordu. Bu da telefonda konuşmadığı nadir anlardan birisiydi beyefendinin. "Ahmet abi. Senin kardeşin geliyor mu buraya. Yani sen öyle demiştin ya o yüzden şey ettim." Dedi Furkan. Bu ikili gerçekten çok fenaydı. Ama benim kadar olamaz. "Furkan..." Dedi sakince Ahmet abi. "Efendim abi." Diye fısıldadı resmen Furkan. "Sikerim seni. Sinirlendiren beni. Benim kardeşim yanlızca beni ilgilendirir." Dedi sahte olduğu belli olan bir gülümseme ile. "Anladım abi." Diyip yerine sindi. Yani Ahmet abiye hak veriyordum eğer Ezgi içinde aynı durum olsaydı daha beter şeyler olurdu. Size daha ailemi tanımadım. En yakın zaman da tanıyacaksınız. Bal gelince ziyaretlerine gitmeyi düşünüyorum. "Oğlum, sanane lan milletin bacısından. Hele ki abi dediğinin kardeşinden. Kes sesini otur oturduğun yerde." Dedi Kardeşim gibi gördüğüm Yusuf. "Haklısın..." Dedi ona da. Biraz daha oturduktan sonra odayı telefondan gelen bir ses doldurdu. Benim telefonundan. Telefonu elime alınca arayanın Albay olduğunu anladım. Bekletmeden açtım. -------------------- Üç saat sonra... Albaydan gelen aramadan sonra odasına gittim ve görev olduğunu öğrendim. Murat söyleye söyleye görev getirttimişti. Zeynep ne diyordu... Manifest. Evet, manifest. Ne saçma şeyler anlamıyorum ki. Ne anlıyorlar ki bu manifestten. "Murat komutanım valla dediniz dediniz çok güzel tutturdunuz. Valla manifestlediniz mi artık. Bilemem." Dedi Zeynep. "Manifest ne be Zeynep. Saçma saçma şeyler." Dedim dayanamayarak. "Komutanım benim hanım ne derse o. Manifestse manifest. Bu kadar. Zeynom ne derse o. Ayrıca ben Bal komutanını da bir kaç kez bu konu hakkında video izlediğini gördüm. Benden söylemesi." Şuan biri bana şaka olduğunu söylesin. Neyse ya sorun değil zaten. Bal seviyorsa bende severim. Yani yapıcak başka bir şey yok. "Emir komutanım, geldik. İniş yapıyorum." Dedi pilot. Dediği anda herkes ciddiyetle bürünmüştü zaten. Görevimiz Harun Dağlar'ı yakalamaktı. Çok zor olmazdı. Girip, adamı alıp, gideceğiz. Zaten adam nasıl bir şeyse her yerinden orospu çocuğu fırlıyor. Helikopterden iniş yapınca bizde indik. Silahlarınızı sabitledik ve soğuk havada ilerlemeye başladık. Ciddiyetle. Havanın soğuk olması kimseyi etkilemedi. Durdurmadı. Hatta kimsenin umrunda bile değildi. Tek bir amaç vardı bu yolda: Vatanı korumak. Başka çare yoktu. Girdikleri delikten çıkartmak bizim işimizdi. Şimdi ise aynısını yapıcaktık. Girdiği delikten hem Harun'u hemde itlerini çıkartıcaktık. İlerlerledik, ilerledik, ilerledik. Ne kadar ilerlediğimizi bilmiyorduk. Normalde koşularda sızlanan Gökalp, Murat ve Furkan bile seslerini kesmiş sadece görev odaklıydı. Normalde görevlerde olsada konuşanlar, şuan konuşmuyordu. Belki de bu Bal olmadığı içindir. Veya sadece bir uydurmamdır. "Komutanım yüksek ihtimalle ilerideki korunan bir alan var. Orada konaklıyor olabilir." Dedi Yusuf. "Anlaşıldı. Herkes konumlansın. Kendini öne atmalar falan istemiyorum komutanınız bana emanet etti sizi. Geri gelince ne bok yerseniz yiyin. Ama şimdi herkes Emir ile çalışıcak." Dedim. Daha sonra herkes konumlandı. Vücudumuz uyuşana kadar sabit kaldık. Daha sonra korumaların bazıları uyumaya gitti. Tam istenen vakitti. "Atışımla." Dedim. İki saniye sonra ilk atışı yaptım. Sonrası tahmin edilecek şekilde kurşun yağmuruydu. Yaklaşık yarım saat çatıştıktan sonra sesler kesildi. Hepsinin öldüğüne emin olduktan sonra ileride korunan yere doğru ilerledik. Hızla etrafı sardık. İçeriden ses gelmiyordu. Yaşam belirtisi yoktu. Acaba birileri var mıydı? Kaçmış veya vurulmuş muydu? Elim ile içeri gireceğimizi belirttim. Dışarıda Kemal ve Furkan'ı bırakmıştım.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku