16.Bölüm: Uzaktan Hisler
Yazar: e-kitapyazarim

Bir hafta sonra yazardan... İnsanlar, sevdiklerini görmeden yaşayabilir mi? Onları sevebilir mi? Emir ve Bal bir haftadır birbirlerini görmeden yaşayıyordu, seviyordu. Emir, Bal'ın gittiği gün ilk delirmiş daha sonra mektupları okuyunca sakinleşmiş ve Bal'ı beklemeye başlamıştı. "Sabret Emir, gelicek bizi bırakmaz, bırakamaz" demişti kendine. Olay timler arasında da farklı değildi. Onlarda kendilerine sürekli sakin kalmalarını ve ablalarının onları bırakmayacağını söylüyordu. Bal ise bir muamma... Dağlara Ulu Komutan olarak çıkmıştı. Görev fazla zordu. Şehit olarak geri dönmek, yıldızlara dokunmak kadar imkansızdı. Zaten bu yüzden mektup bırakmamış mıydı? En çok istediği şehit olarak bu dünyadan gitmek değil miydi? Peki, ne sıkıyordu yüreğini? Ne zorluyordu nefes almasını? "Sabret Bal, şehit olmadan dön ve kardeşlerine, sevgiline kavuş." Diyorudu kendine. Ama buna kendisi inanıyor muydu? Maalesef inanamıyordu ama pes de etmiyordu. Alayda sessiz sakin günler devam ediyorsa, görev gelmiyorsa bu Bal... Pardon Ulu komutan sayesindeydi. Teröristler, Ulu komutan'nın geliceğini öğrendikleri an geri çekilmişlerdi çünkü kimse hangi teröristi öldüreceğini bilmiyordu. Ve herkesi öldüreceğini de tahmin etmiyordu... __________________ Üç hafta sonra Yirmi bir gün... Tam yirmi bir gündür nefesler zor alınıyordu. Her ne kadar Bal'a güvenseler de telaşlanmadan olmuyordu ki. Gökalp, Murat, Yusuf, Zeynep, Emir. Hepsi albaya yalvarsada herhangi bir bilgi alamamanın sınırını yaşıyordu. Bal ise dağlarda tek tek teröristleri öldürüyordu. Ulu olarak çıkmasının sebebi HARRAT dı. Üç haftada ne kadar uğraşsa bir şekilde kaçmayı başarıyordu. Bazı mağralar, dağlar HARRAT neredeyse Ulu da oradaydı ama kaçıyordu. Saniyelik farklarla. Bal'ın durumları sürekli değişiyordu ama ne emirin ne de timlerin durumları değişmiyordu. Görev istiyorlardı ama gelmiyordu. Normalde olsan görevden göreve koşarlardı. Ama şimdi neredeyse bir aydır hiç bir şekilde görev yoktu. Alaydakiler sanıyordu ki teröristler sakin duruyordu ama bilmiyorlardı ki onlara korku salan ve sakin durmalarını sağlayanın Ulu olduklarını. ______________ Üç ay sonra Ulu komutan dan... "Çekil yolumdan orospu çocuğu eğer beni burada tutarsan buradan çıkınca seni bağırta bağırta sikerim." Dedim karşımdaki teröriste. Adı Harun du. Harun Dağar. Tam HARRAN'ı yakalayacakken arkamdan yakalamıştı. "Kes sesini lan. Sen kimsin, nereden geldin, adın ne bu sorulara cevap ver." "Ha ha ha siktir git! Birde sana söyleyecekmişim güleyimde boşa gitmesin." Diyerek kahkaha attım. "Yazık, çok yazık olucak bu güzeller güzeli suratına." Dedi yaklaşarak. Mideme müsade. "Çek lan elini amına koyduğumun yavşak iti." Diyip yüzümle elini uzaklaştırdım. "Çok yanlış yapıyorsun komutan. Çok yanlış..." Dedi ve adamlarına eli ile beni işaret etti. Adamları gelip olduğum odadaki duvarda aslılı olan zincirlere getirip, ellerimi bağladılar. Boyumun kısa olmamasına rağmen ayaklarım biraz zor değiyordu. "Şimdi gelelim seni konuşturmaya." Dedi ve ilk tokadı attı. Zaten sonrası fazla kan ve şiddetliydi. ________________ Aynı saatlerde Emir Kaya... "Ya kalksanıza toplayın buraları az. Valla Balım gelince sizin ağzınıza eder." Dedi Zeynep. Şuan Bal'ın evindeydik. Biraz evi topladıkdan sonra bizim ayılar oyun oynamaya geçtikleri için beş dakika önce topladıkları yeri dağıtmışlardı. Ben ise bu eve diğerlerinden daha sık geliyordum. Bal'ı çok özlemiştim. Bu eve gelince ise sanki onun kokusu varmış gibi hissediyordum. "Ya Zeynom az sende otur dinlen." Dedi Gökalp. "Gökalp delirtme insanı ya kalk düzgün otur." Diyerek ısrar etti Zeynep. Bal'ın yokluğu hem askeriyede hem normal hayatımızda hissediyorduk. Bal'ın kokusunu çok özlemiştim. Ona sarılmayı, onu öpmeyi çok özlemiştim. Çiftler birbirlerinden uzak olunca sevgi azalır derler. Çok yanlılmışlar. Benim Balıma olan sevgim azalmamış aksine artmıştı. Sevgiyle birlikte özlem duyuyordum. "Ya Gökalp bizim Zeynomuzu kızdırmasana." Dedi Furkan ve yastığı alıp Gökalp'e fırlattı. "Kes lan pezevenk o beni…