15.Bölüm: Sadece Bir Gün
Yazar: e-kitapyazarim

"Emir, cidden lunaparka mı geldik? Allah aşkına dağda adam vuruyoruz biz. Lunapark fazla masum kalmadı mı sevgilim?" Dedim. Şu an nerede miyiz? Hah! Tam olarak lunaparkın ortasında duruyorduk. "Evet lunaparkı seçtim çünkü bildiğim kadarıyla hiç lunaparka gitmedin. Bazı ilklerini benimle yaşamış ol istedim." Dedi. Anlık duygusallıkla boynuna kollarımı dolayarak sıkı sıkı sarıldım. Hiç bırakmayacak gibi, hiç bırakmak istemezmiş gibi... "Ya sevgilim, ben zaten seninle ilklerimi tadıyorum ki. Neyse madem geldik buranın hakkını verelim. Bence ilk olarak hız trenine binelim. Olur mu? Olmaz mı?" Dedim. Sanki kabul etmeyecek gibi hissetmiştim. Bu sözlerime karşı gülüp yanağımdan öptü ses çıkartarak. "Ya sen istersinde olmaz mı bebeğim benim." Dedi. Bu adamın her sözünde erimem normal miydi? "Hadi gidelim o zaman." Dedim ve elini tutup hız trenine doğru çekiştirdim. Hayatımda ilk defa lunaparka geliyordum... Bir kez daha bana ilki yaşatıyordu. "Ya ama sen şimdi korkmayasın hız treninden." Dedim. Yani birlikte mermi yağmuruna tutulduğumuz ve topyekün savaştığımız adama hız treninden korkmasından bahsediyorum. "Korkmam ben güzelim. Sende korkma çünkü yanında ben varım. Kıdemli Yüzbaşı Emir Kaya." Dedi. Bu adamında egolu halı varya. "Off senin egon geldiğine göre biraz tadını çıkaralım buranın." Dedim. Tabi biz bu sırada trendeki yerimizi almıştık. Oturduktan sonra görevliler kemerlerimizi bağladı. Daha sonra biz ellerimizi kenetleyip bekledik. Tren hareket edince ilk yavaştı. Tam bunda bir şey yokmuş diyeceğim sırada tren hızlandı. Trenle aynı anda benim küfürlerim. Emir Bey ise o kadar korkuyordu ki (!) gözlerinden yaş gelmişti. Ama sorun bu değil, sorun gözünden gülmekten dolayı yaş gelmesi. Olaylı hız treninden inince başım baya dönmüştü. Hayır yani belli ki Emir gelmiş daha önce. Be adam söylesene bu kadar hızlı olduğunu. "EMİR ALLAH SENİ BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN BE ADAM. DAHA ÖNCE GELMİŞSİN DE NEDEN SÖYLEMİYORSUN Kİ BANA BU KADAR HIZLI OLDUĞUNU!" Diye bağırdım. Tabi beyefendimiz o sırada sadece gülüyordu. "Dur... Dur sakin ol ya. Sen cidden şimdi hız treninden korktun mu Balım benim." Dedi. Bir de dalga geçiyor ya. "Bak bak birde dalga geçiyor. Salak mısın Emir? Ben nerden bileyim bu kadar hızlı olacağını. Yani ilk defa geliyorum ya." Dedim. Konuşmaya devam edemeden telefonum çaldı. Ekranın üstünde ise yazan ad ALBAY dı. Önemli bir şey olduğunu tahmin ettiğim için Emire beklemesini söyleyip kendim ondan uzaklaştım. Telefonu açınca ilk ben konuştum. "Kıdemli Yüzbaşı Bal Arıca Emredin komutanım " "Rahat Bal. Sana bir haberim var." "Dinliyorum komutanım." "Dağlara uluma zamanın gelmiş..." "Anlaşıldı komutanım yarım saat içinde oradayım." "Yanlız bu ulumayı kimse bilmeyecek. Bak kimse bir toz tanesi bile." Dedi. Bu beni duraksattı çünkü ben bunu Emir'e de söyleyemezdim. Ama tabiki bu beni durduramazdı. Görev, Vatan, Bayrak herşeyden önce gelirdi. "Anlaşıldı komutanım. Yarım saate geliyorum. Ama beni nöbetçi askerlere görmemeli. İsterseniz şöyle yapalım yer altına inelim orada detayları konuşuruz aynı zamanda oradan yola çıkarım. Birde bizimkilere... En azından bir not... Yani mesaj bırakmama izin verin. Onları böyle terk edemem." Dedim. Bırakamazdım. Özellikle Emir'i yeni bulmuşken bırakamazdım. "Onaylandı. Kod: 5368. Konum: Yer altı." "Anlaşıldı." Dedim ve telefon kapandı. Ne demiştik yarın bizim günümüz olsun... Bu artık bana o kadar uzak bir ihtimalmiş gibi geliyordu ki. Şuan sevdiğim adamı, silah arkadaşlarımı bir kaç mesaj ile terk ediyordum. Mecburdum. Emire görünmeden hızla çıktım. Bir taksi çevirdim ve hızla eve gittim. Evde valizimde daha önceden hazırladığım notlar, mektuplar vardı. Ne olur ne olmaz diye yazmıştım. Onları aldım ve evin anahtarını evin önüne bıraktım. Açık açık. Daha sonra burada olan arabaya binip askeriyeye ilerledim. Daha doğrusu onun da altına. Yer altına... ______________ 3 saat sonra Emir Kaya "Yok anasını satayım. Yok. Bulamıyorum. Yer yarıldı içine girdi sanki amına koyayım." Bildiğin deliriyorum. Tam 3 saa…