3.Bölüm: Acı Gerçekler
Yazar: e-kitapyazarim

03.06.2018 (Bal'ın 18. Yaş günü) Bugün 18. yaşıma gireceğim. Çok heyecanlıyım. Annem, babam ve abimler doğum günümü kutlamadılar... Her yıl gibi... Belki bana sürpriz yaparlardı. Gerek yoktu ki sadece 4 kelime duymak istedim onların ağzından. "Doğum günün kutlu olsun." Saat 21:35 di. Bugün odama gelselerdi asker olmak istediğimi duyacaklardı. Evet. Karar vermiştim. Asker olacaktım. Çok zordu ama üstesinden gelecektim. Odamın kapısı hızla açıldı. Bende gülerek bana doğru gelen anneme baktım. Sonunda beklediğim andı. Benim doğum günümü kutlayacaklardı. Saçımı okşayacaktı babam, annem bana sarılacaktı veya abimler benimle oynayacakları. Ben sevinçle anneme bakarken onun yüzünde sadece Saf nefret vardı. Annem yanıma geldi ve elini kaldırıp hızla yanağıma vurdu. Ben ondan sarılmasını beklerken, o bana vurdu... Annem bana vurmuştu. Vurmanın etkisi ile yanağım yanıyordu ayrıca dudağım kanıyordu. Çok geçmeden konuştu. "BEN SANA AKŞAMLARI EN GEÇ DOKUZ BUÇUKTA YEMEK YİYECEĞİZ DEMEDİM Mİ?! HE CEVAP VER. DEMEDİM Mİ?!" Yutkunamadım. Çünkü benim doğum günüm olduğunu hatırlamadı bile. Her zaman ki gibi. Ama abimlerin her doğum gününde pastalar kesilir, ev süslenir, o gün akşama kadar eğlenilir. Ama beni doğuran kadın, benim doğum günümü bilmiyordu... Zorlukla konuştum. "A-anne. Bugün benim doğum günüm..." "BANANE ZATEN UNUTMAYA ÇALIŞIYORUM O LANET GÜNÜ. KES SESİNİ DAHA DA HATIRLATMA HIZLI OL AŞAĞIYA İN. BİZE YEMEK HAZIRLA. SENİN YÜZÜNDEN OĞULLARIM VE KOCAM AÇ KALDI BENİMLE BİRLİKTE." Dedi ve odadan çıktı. Ama benim kalbimi,duygularımı alarak. Bende kabullendim ve ayağa kalkarak aşağı kata indim. Mutfağa. Yemek hazırladım ağlayamadım bile. Göz yaşlarım içime aktı. Masayı kurdum. İçeri salona gittim. "Yemek hazır." Dedim. Hepsi bana nefretle bakarak masaya oturdular. Masada sadece 4 sandalye vardı. Beni hiç bir zaman saymamışlardı. Hepsi yemeğini yerken başlarında durdum. "Size birşey söylemem gerek." Babam bana baktı. Ama bana bakmaya katlanamıyormuş gibi... "Ne zırvalayacaksın yine. Yemek yiyorum hızlı." Dedi babam. "Ben... Meslek seçtim. Asker olacağım ben." Dedim mutlulukla. Ama bu habere sevgili aile üyeleri hiç sevinmemişti. Babam elindeki kaşığı sertçe masaya bıraktı. Gözlerinden resmen ateş çıkıyordu. Halbuki sinirleneceği birşey söylememiştim. "NE DEMEK ASKER OLACAĞIM. SEN KİMSİN LAN. KİMSİN! BANA BAK SENİ GEBERTİRİM. SEN OKUMAYACAKSIN. NE ASKER OLMASI! DELİRTME ADAMI." Dedi. Ama ben devam ettim. İşin sonunda bodrum olsa bile vazgeçmeyecektim. "Hayır. Ben okuyacağım ve asker olacağım TSK için çalışıp en sonunda şehit olacağım benim arkamdan kahraman bir Türk askeriydi diye anacaklar. Ben kararımı verdim" dedim. Bunun üzerine daha çok sinirlendi bir anda ayağa kalktı. Bana doğru gelmeye başladı. Kaçmadım. Çünkü Türkler korkmazdı. Bende korkmadım. Yanıma ulaşınca bana öyle bir tokat attı ki bir an cidden bayılacağımı hissettim. Ben tokadın etkisiyle yana düştüm. Üzerime eğilip,dağılan saçlarımdan çekip kafamı kaldırdı. Bana tekrar tekrar vurdu. En son ayağa kalktı karnıma sırtıma kafama kollarıma... Her tarafıma sert tekmeler attı. Kemeri ise eş geçmedi. Onunlada her tarafımı kanattı. Bu olaylar olurken, çok sevgili abilerim ve annem yemeklerini yediler. Benim dayaktan dolayı gözlerim kayarken, kandan sırtıma yapışmış ve kırmızıya dönüşen beyaz kazağımdan tuttu ve aşağı indik. Bodruma... Bir postada orda dayak yedim en son bayıldım. Gözlerimi açtığımda acı ve ağrılarla baş etmeğe çalıştım. Bir süre sonra ayağa kalktım zorla yürüdüm ve odama çıktım. Tahminen saat 5 gibiydi. Odama ulaşınca yıkandım ve üstümü giyindim. Çanta aldım ve içine kıyafet koydum. Okulda birşeyler satarak kazandığım parayı aldım. Alt kata indim mutfaktan birkaç parça yiyecek aldım. Daha sonra evden gizlice çıktım. Evden 3 saat yürüyerek otogara geldim. İstanbul'a bilet aldım. Yüzüm vücudum her yerim yaraydı ama umursamadım. Planım İstanbul'a gidip orada hayat kurmaktı. Yanımda hala para vardı. Zamanı gelince de askerlik sınavlarına girecektim. Çalışıp, çabalayıp k…