2.Bölüm:
Yazar: e-kitapyazarim

Uzun ve zorlu bir eğitimden sonra tabiki askerlerimin hepsi pertti. Aslında çok zorlamamıştım. Zorlasaydım ne olurdu acaba. Timdekiler yerlerde yatıyorlardı. "Alo yorulmuş gibisiniz tim. Bu daha ne ki en hafif eğitimim buydu. Hadi to-" Telefonum çalmıştı. Arayan Albaydı. Muhtemelen görev vardı. Telefonu açtım. "Kıdemli yüzbaşı Bal Arıca Trabzon emredin komutanım." "Rahat, yüzbaşım. Görev var kısaca anlatacağım. Dinle. Sınırda ülkenin en büyük düşmanı Manera Dontes adlı bir terörist var. Yıllarca bu iti yakalamaya çalıştık ama maalesef ki yakalayamadık. Şimdi tekrar bir açık yakaladık. Görev fazla zor. Hatta bu görevden başarı ile dönün söz benden size 1 hafta tatil. Yüzbaşı tim ile çıkacaksın fakat Ulu komutan gibi davran. Eminim ki Ulu komutan ve Kujrt timi üyeleri güç birleştirirse üstesinden gelir. Şimdi Manera Dontes nam-ı diğer jujask emekli bir albayımızın doktor olan kızı Nazlı kuzey, onun elinde. Ve sizin yapmanız gereken doktoru ve Dontes'i buraya getirmeniz. Dontes'i öldürmeyin. Canlı lazım bize. Helikopter 10 dakikaya kalkıyor. Allah yardımcınız olsun." "Emredersiniz komutanım" dedim. Ve telefon yüzüme kapandı. Hızla Kurt timine döndüm. "Kurt timi görev var 10 dakika helikopter. Hazırlan." ""EMREDERSİNİZ KOMUTANIM."" Dediler hep bir ağızdan ve odalara dağıldılar. Ben zaten hazırdım ama yanıma malzeme almak için silah odasına gittim. Çakı silah bomba vb. aldım. Hazırlanmam 5 dakika sürmüştü. Helikopter alanına ilerledim. Tim yaklaşık 4 dakikada yanıma geldi. Hızla helikoptere bindik. "Yolumuz 2 saat, uzun yani. Uyuyun dinlenin. Ben son 5 dakika kalınca uyandırıcağım sizi." Dedim. Baya yorulmuşlardı ve dinlenemeden görev emri geldi. Biraz dinlensinlerdi. "Komutanım gerek yok. Biz iyiyiz. Ama isterseniz siz dinlenin." Dedi Doruk. "Saçmalamayın. Emir verdirtmeyin bana yatın uyuyun. Hadi olum hadi." Emir vermek istemiyordum. Ama illa sabrımı zorlayacaklardı. Hepsini zorla uyuttum. Ben uyumadım. Yorgun değildim sadece ufak bir mide bulantısı vardı. O da işin tuzu biberi. İt öldürmenin heyecanına veriyordum. Son beş dakika kalınca bizimkiledi uyandırdım. Cidden hepsinin yüzüne canlılık geldi. Birde yorgun değiliz diyorlar. Allah'ım yarabbim. Görevi kısaca anlattım. Herkes anlamıştı zaten. Helikopterden inince time baktım. "Kurt timi, şehit olabiliriz gazi olabiliriz kayıp olabiliriz. Bu ihtimaller biz şahadet şerbetini içince bitecek. Ama siz korkarsanız şimdi geldiğiniz bu 2 saat yolu hiç düşünmeden geri gidin. Ben ülkem için tekte savaşırım. Ama siz kendi vicdanınızla nasıl tek savaşırsınız onu bilemem." Bir süre bekledim tam beklediğim sonuç kimse gitmemişti. "Madem tarafınızı seçtiniz... Şehit olursak bile kimse üzülmesin. Çünkü bizi hep gururlu kanımızın son damlasına kadar savaşmış korkusuz ve kahraman Türk askerleri olarak anılıcağız. Bakın kimse kahramanlık yapmasın. İşini yapsın. Zor bir görev ama ben hiç birinizin annesine, babasına, abisine, ablasına, kardeşine, eşine, çocuğuna, teyzesine, halasına, amcasına, dayısına yani kısacası ailenize sizin şehit haberinizi ulaştırmak istemiyorum. Bu nedenle herkes işini yapacak. Sivil kurtulacak. Dontes'i yani jujask'ı yakalayacağız. Şimdi Allah yar ve yardımcımız olsun. Emir dışına çıkarsanın başınız belaya girer." Evet eski timinde uyarmıştım ama boştu. Ve şuan önemli olan bu değildi. Herkes beni dinledi ve ilk Emrimi beklediler. "Kurt timi yerleş ben ve Ahmet önde olucağız. Siz arkada bize destek. Anlaşılmayan?" ""Yok komutanım."" Dediler. Belkide son kez onlara baktım. Evet daha belki bir kaç saat oldu tanışalı ama onlara kanım ısınmıştı. Eğitimde gördüğüm kadarıyla Ahmet'in odaklanması diğerlerine göre daha iyiydi. Ben ve Ahmet uzağımızda kala ev denemeyek kadar yıkık bir tuğla birleşimine bakıyorduk. Önünde toplasan 15 adam vardı sayıları azdı. Dikkat çekmemek için az adam kullanmışlardı. Kulağımdaki ufak kulaklığa dokundum. "Kurt timi burada bir ev var 15 koruma var. Biz ahmetle ilerlerken siz arkadan ateş edin. Biz ilerlerken de sıkıcağız. Benim emrimle 3 dediğim…