1.Bölüm: Yeni Yer, Yeni Arkadaşlık
Yazar: e-kitapyazarim

Ben Bal. Bal Arıca. Aslında anlatacağım çok birşey yok. Askerim ve kıdemli yüzbaşıyım. 25 yaşındayım. Valla hiç mütevazı olamam kendimi güzel buluyorum. Şimdi size bir sır vereyim. Ben it öldürmeyi çok severim. Tabi "Ulu" olarak. Şimdi diyeceksiniz ki Ulu kim? Hemen açıklıyorum. Ben timsiz görevlere çıkıyorum ve bu görevlere aşığım. Bu görevler özel olduğu için o görevlerde Ulu olarak biliniyorum. Teröristler bana "Ulu komitan" derler. Türkçeleri bile bozuk itlerin. "Benim atışım ile başlayın" Dedim. Ama diğerleri pek dinlemedi benden sonraki yetkili Üsteğmen Gökhan kara, beni beklemeden atış yaptı. Eskiden ceza veriyordum ama artık yorulmuştum. Bu zaten son görevimdi. Görev bitince hakkari'ye gidecektim o yüzden bu yaptıklarını umursamadım ama görevi tehlikeye atsalardı işte o zaman benim elimden kurtulamazlardı. Aslında benim tayinim için daha iki yıl vardı. Ama ben artık ne bu alaydakilerin ne albayın ne de timin beni görmezden gelmesine katlanamadım tam 3 yılda sayısız göreve gittik albay hep Üsteğmen Gökhan ile konuşur fakat emir komutayı bana verirdi ama tabiki de tim bunu umursamaz ve Üsteğmenin emirlerine uyarları. Bu nedenle bu alayı hiç sevmezdim göreve gitmek bile istemezdim o kadar nefret ettim yani. Teğmen Demir Sancak " Gökhan komutanım bilgiler tamam. Bütün itler geberdi dönüyormuyuz." Dedi . İşte bundan bahsediyorum. Sanki ben yokmuşum gibi davranıyorlardı. Timi umursamayıp helikoptere doğru ilerledim onlarda arkamdan gelmişti. Bir süre sonra helikopterden indim. Karşımdaki Albay'a selam verdim. "KIDEMLİ YÜZBAŞI /BAL ARICA/ TRABZON GÖREV BAŞARI İLE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR." "Rahat. Yüzbaşı git hazırlan iyi yolculuklar. Sizi de tebrik ediyorum aslanlar. Dedi. Beni tebrik bile etmedi. Ve en kötüsü bunu sadece cinsiyetim yüzünden yapmalarıydı. Buradaki Albay ve alaydaki diğer askerler -tim de dahil- Ulu komutanın kim olduğunu bilmiyorlardı. Bilselerdi emin olun bırakın beni yok saymayı her dakika peşinde pervane olurlardı. Albay'da dahil. Ama ben söylemek istemedim. Duruşumu bozup kimseyi umursamadan odama girdim. Üstüme krem omuzları açık ama kolları uzun bir kazak giydim altıma ise kareli siyah bir etek ve ayakkabı olarak uzun topuklu bot giydim. Odadaki eşyalarımı topladım. Bir evim yoktu alayda kalıyordum zaten. Odadan çıkıp anahtarı kapıdaki nöbetçi askerlere verdim ve buradaki arabama bindim. Hızla havalimanına gittim ve arabayı park edip uçağa koşarak yetiştim. Uçağa son dakika binerek hayattaki bütün şansımı kullandım herhalde. Görevden döndüğüm için fazla yorgundum ve 5 saatlik yolculukta uyudum. ___________________ Gözlerimi açtığımda karşımda bir hostes vardı. "Efendim yolculuk tamamlandı inişe geçiyoruz." "Tamam teşekkürler." Dedim. 10 dakika sonra bütün yolcular uçaktan indi. Taksi bulma umudu ile dışarı çıktım. Ve bingo taksi buldum. Taksiye binip adresi söyledim. Taksi sürerken tabiki de benim beynim boş durmadı. Aslında korkmuyor değildim çünkü "yeni alayda bana nasıl davranacaklar" düşüncesi ister istemez beynimde dolanıyordu."Acaba tim nasıl olacak" düşüncesi ise yine beynimi ziyaret ediyordu. Beni düşüncelerden ayıran, şoförün arabayı durdurmasıydı. Cebimden 200 TL çıkardım ve taksiden indim. Bavulun ile alay kapısının önüne geldim. Askerleri dinlemeden asker kimliği çıkarttım. Hemen selam verdiler açıkçası şaşırdım. Biliyordum normal olan bu ama eski alaydaki nöbetçi askerler bunu hiç yapmamıştı. Onların selamını alıp askere döndüm. "Bana odamı gösterebilir misin?" "Emredersiniz komutanım buradan buyrun. Valizinizi alabilir miyim?" "Yok ben taşırım. Teşekkürler." "Sağol komutanım. Buyrun buradan" dedi ve ilerlemeye başladı. Bana gerçekten komutanıymışım gibi davranması hoşuma gitmişti. Odama geldiğimizde tekrar selam verip nöbet yerine ilerledi. Ben ise odaya girdim. Eski odamdan daha büyük olduğu aşikardı. O eski Albay bana en küçük odayı vermişti. Sonrada "şansına eskiden telefon tutulan oda geldi asker" demiş ve üstüne üstlük dalga geçmişti. Bu anıları hatırlamak istemediğim için üniformamı gi…