Üçüncü / Gözler İhanet Eder

7 MİRAS

Yazar:

Üçüncü / Gözler İhanet Eder – Gamze kitap kapağı
Üçüncü / Gözler İhanet Eder – Gamze kitap kapağı

Boran'ın yanından ayrılalı bir saat olmuştu. Uraz'ın verdiği konumu taksiciye söyledim. Yağmur, yol boyunca bir hızlanıyor bir yavaşlıyordu. Bugün Uraz'la hastaneye gidecektik. Arabada böyle konuşmuştuk. Tabii beni kandırmadıysa... Bu yüzden doğruca evine gidiyordum. Akşama kadar işi olduğunu söyleyerek beni geçiştirmeye çalışmıştı. Ben de onunla geleceğimi, işi bitene kadar bekleyeceğimi söylemiştim. Gerçekten başına bela olmuştum. En başından Aybars'ı görmeme izin verseydi bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Ama artık her şey onun istediği gibi olmayacaktı. Elimde tuttuğum telefonun ekranını açıp internete girdim. Uraz Göktaş yazdım kimdi bunlar ne iş yapıyordu merak ediyordum. Görsellere tıkladım. İlk fotoğrafta bir inşaat alanında işçilerle konuşuyordu. Yüzünde yine o alıştığım ciddi ifade vardı. Ekranı yana kaydırıp diğer fotoğrafa geçtim. Bir haber kanalının paylaştığı toplantı fotoğrafıydı. Masada beş kişi vardı. Kameraya bakmayan tek kişi oydu. Ekranı biraz daha yaklaştırıp dikkatle baktım. Önündeki evraklara dalmış. Fotoğrafı yeniden uzaklaştırdığımda bir ayrıntı dikkatimi çekti. Masadaki tek kravatsız kişi oydu. Herkes kusursuz ve resmi görünürken, onun kravat takmaması bile sessizce ben buradayım diyordu. Görsellerden çıkarken gözlerim biraz daha ekranda asılı kaldı. Görsellerden çıkıp, "Uraz Göktaş Kimdir?" başlıklı sayfaya bastım. Otuz bir yaşındaydı. İnşaat mühendisiydi. Alt alta sıralanmış projeleri, aldığı ödüller ve hakkında yazılan haberler vardı. Telefon ekranını ağır ağır aşağı kaydırırken, Şimşek çakmasıyla arabanın içini aydınlatan gökyüzüne baktım. "Ne kadar yol kaldı?" diye şoföre sordum. "On beş dakika Hanımefendi." Telefona tekrardan döndüm son bir sayfaya daha bakıp çıkacaktım. Yüksel yazıyordu merakla linke tıkladım "Göktaş Holding'e seneler sonra dişli rakip çıktı, Yüksel Holding." Eski bir haberdi. Demek ki kimse onların kardeş olduğunu bilmiyordu. Bilselerdi, haberin başlığı çok daha farklı olurdu . Boran'ın belki de bütün bu öfkesinin sebebi yıllarca dışlanmış olmasıydı. Uraz'la ilgili ise işi dışında neredeyse hiçbir haber yoktu. Boran'ın birkaç ünlü kadınla çekilmiş fotoğrafları karşıma çıkarken, Uraz'ın sicili tertemizdi. Bu kadar kusursuz olamazdı. Bir insan hayatını bu kadar kontrol altında tutamazdı . Şoför bir anda, "Geldik." dedi. Cebimden çıkardığım kartı uzattım. Ödemeyi yaptıktan sonra kartı alıp taksiden indim. Beklediğimden çok daha gösterişliydi. Kocaman çelik kapının önüne geldiğimde kenarda duran zile bastım. Birkaç saniye geçmeden kapı ardına kadar açıldı. Bu kadar görkemli bir kapıya gerçekten ne gerek vardı, anlayamıyordum. Yağmur bastırmadan içeri girmem gerekiyordu. Koşar adımlarla malikaneye doğru yürümeye başladım. Topuklular, sandığımdan çok daha fazla ayağımı acıtıyordu. İçeri girer girmez yapacağım ilk şey onlardan kurtulmak olacaktı. Bahçesi de malikane kadar genişti. Kapının önünde bekleyen iki adam vardı. Yüksek merdivenleri çıkmaya başladığımda adamlardan biri kapıyı tıklattı. Gerçekten hayatları bu kadar kusursuz muydu? Son basamağa ulaştığım anda kapı açıldı. Karşımda sarışın, renkli gözlü genç bir kadın duruyordu. Beni baştan aşağı süzdü. "Leman?" dedi. Sesi, kim olduğumu doğrulamaya çalışan kibirli bir ton taşıyordu. Yüzümde tek bir ifade değişmeden, "Evet, benim." dedim. Ama benim gelişimden rahatsız olmuş gibiydi. Samimiyetsiz bir gülümsemeyle kapıyı biraz daha aralayıp eliyle içeri girmemi işaret etti. Derin bir nefes aldım. Daha ilk günden gerilmeyecektim. Kapının eşiğinde durup topuklu ayakkabılarımı çıkarmaya çalışırken, "Yok yok, girin." dedi. Eğildiğim yerden başımı kaldırıp ona baktım. Gözlerini benden kaçırdı. Zaten canım burnumdaydı. Laf atacak birini arıyordum. Diğer ayağımdaki ayakkabıyı da bu eziyetten kurtarıp ikisini birden elime aldım. Tek başına yaşayan biri için bu ev gereğinden fazla büyük, gereğinden fazla gösterişliydi. Kadına dönüp, "Uraz evde mi?" diye sordum. Yanımdan yürümeye devam ederek, "Çizim odasında. İşinin bitmesi geceyi bulur." de…

Bölümün tamamını WritePad'de oku