6 VEDA
Yazar: Gamze

Yetimhanedeki annemiz hep, "Karanlıktan korkuyorsan korkma." derdi. "Çünkü bazen en güvenilir, en dürüst yer karanlığın kendisidir. Karanlık seni kandırmaz; yalnızca seni kendinle baş başa bırakır. Orada duygularınla yüzleşir, korkularının gerçek sesini duyarsın. Kaybolduğunu sandığın yolun, seni belki de aydınlığa çıkaracak tek yol olduğunu da yine karanlıkta anlarsın." derdi Gözlerimi tamamen kapattım. Yanımda oturan adama inat tek kelime etmedim. Otelden ayrılalı yaklaşık bir saat olmuştu. Uraz'ın evine doğru giderken Boran'dan bir mesaj gelmişti. Reyhan'la ilgili isteğimi yerine getirmek için buluşmamız gerektiğini yazıyordu. Bunun tek bir amacı vardı benimle yüz yüze gelebilmek. Beni ayağına nasıl getireceğini iyi biliyordu. Ama Uraz'a da söyleyemezdim. Bu yüzden ondan bir ricada bulunmuştum. Yaşadığım eve uğramam gerektiğini söyleyip beni oraya bırakmasını istemiştim. Kabul etmişti. Evin adresini istemiş, kâğıda yazıp vermesini söylemiştim. "Adamlarımdan birini yollarım." dediğinde ise teklifi hiç düşünmeden reddettim. Aklınca göndermeyeceğini söyleyip beni rahatlatacak, ardından yine peşime birini takacaktı. O yemi bir kez yutmuştum. Aynı hatayı ikinci kez yapmaya niyetim yoktu. Boran evde beklememi söyledi ama şu an o eve girmeye hazır değildim, o yüzden onu apartmanda bekledim. Ortalığın temiz olduğunu söylediğinde indim. Aslında hiç hazır değildim ya da bu an gelene kadar onun öldüğünü kabullenememiştim... Kefeni toprağa girene kadar kendimi tuttum gerçekten ölmüştü yıllarımın geçtiği yoldaşım olan kadını toprağa verdim. Bu yaşananlarda bir suçlu aramak istemiyordum. Ama Reyhan'ın saf sevgisinin karşısında, Uraz'ın onu sevmediği hâlde bu ilişkiyi sürdürmesine kızgındım. Belki en başında ikisi de bunu yalnızca geçici bir ilişki olarak görmüştü. Ama zaman geçtikçe Reyhan'ın ona karşı neler hissettiğini fark etmemiş olamazdı. Buna rağmen devam etmişti. Artık birini suçlamak için geç kalmıştım onlar kadar bende suçluydum Reyhan'a göz kulak olabilirdim ama yapamadım. Uraz'ın canını öyle bir yakacağım ki Reyhan'ın neler hissettiğini, benim neler hissettiğimi anlayacaktı. Aybars'ı sevmeye başladığı gün yapacaktım, bana yalvaracak aynı benim ona yalvardığım gibi. Çiçek aldırmıştım onları mezarına tek tek ellerimle kazarak yerleştirdim. Artık Reyhan'dan daha ölü biriydim onunla bende bugün mezara girdim. Boran'ın sesiyle ayaklandım, "Hazır mısın, dönelim mi?" dedi, sadece başımı onaylarcasına salladım. Boran'la birlikte mezarın çıkış kapısına doğru yürüyorduk artık ne için bunu yaptığını öğrenmem lazımdı. İlk soruyu ben ona sorma gereği duydum, "Reyhan'ı tanıyor musun?" Sorumla bana dönüp baktı. Duygularını ifade edemiyor saklayamıyordu hemen kendini ele veriyordu sorumu cevapsız bıraktı, tekrardan soru yöneltim. "Uraz'la problemin ne?" gülümsedi yine sorumu cevapsız bıraktı. Öğrenmem lazımdı aralarında kalacağım bu savaşta neyle karşılaşacağımı bilmem lazımdı, yoksa savaşamazdım. Boran durdu. "İkna edebildin mi onu?" diye sordu. Başımı hafifçe salladım. "En azından bir süreliğine." dedim. Eliyle karşıdaki bankı işaret etti. Hiçbir şey söylemeden banka doğru yürümeye başladı. Ben de sessizce peşinden gittim. O oturunca ben de yanına oturdum. Mırıldanarak, "Uraz, ya bizi takip ediyorsa?" diye sordum, tek cevapla, "Etmez." Dedi, tekrardan cevap verdim, "Ama o gece takip etmiş." Dedim, Dudaklarını bastırdı, "Biliyorum." Bir anda kaşlarım çatıldı, "Siz iki kardeş manyak mısınız? Yoksa benimle oyun mu oynuyorsunuz?" Ona doğru sinirle baktım güldü gerçekten iki kardeş manyaklardı. "Eğer seni o görmeden paketleseydim amacıma ulaşamazdım." "Paketleseydim?" sinirlenip ayağa kalktım kolumdan beni tutarak geri oturttu. "Sende şakaya gelemiyorsun be kızım." bunların şakasına da manyaklıklarına da başlayacaktım artık oyun mu oynuyoruz burada anlamadım, "Sana yardımcı olmam için sorularımı yanıtlaman lazım Boran." dedim. Hiç düşünmeden. Karşılık verir gibi, "Bende o zaman sana yardımcı olmam muhtemelen Uraz'da seni birkaç güne postalar."…