Üçüncü / Gözler İhanet Eder

4 ÜÇÜNCÜ

Yazar:

Üçüncü / Gözler İhanet Eder – Gamze kitap kapağı
Üçüncü / Gözler İhanet Eder – Gamze kitap kapağı

Ay, dalların arasında sızan ışığıyla biraz da olsa yolumu aydınlatıyordu, ne zamandır yürüdüğümü artık kestiremiyordum. Ayaklarım soğuktan artık gücünü kaybetmişti mecalimde kalmamıştı, arkamdan gelmemişti gelmesini istemiyordum ama bu yoları o çok iyi biliyordu. Kendi başıma gidemeyeceğimi bildiği halde korkup döneyim diye kılını kıpırdatmamıştı. Öleceğimi bilsem de bu yoldan dönmeyecektim, evet korkuyordum ıssız bir ormanda neyle karşılaşacağımı bilmeden yürümeye devam edecektim, yapmak zorundaydım. Eğer o eve geri dönersem Reyhan'a ihanet etmiş gibi hissedecektim, hiçbir zamanda etmeyecektim. Yolun keskin virajından vuran parlak ışıkla birlikte, içime yayılan korkuyu yenmeye çalışarak daha hızlı yürümeye başladım. Bana doğru gelen arabanın farları kısılmıştı başımı eğip daha hızlı yürümeye başladım yanımdan geçmesiyle içim rahatladı, arabanın frenle birlikte kayan lastik sesini duyana kadar... Koşacak gücümde kalmamıştı artık ne olacaksa olsun istiyordum, "İyi misiniz?" diye bir mırıltı duyduğumda cevap vermeyip yürümeye devam ettim. "Anayola gidecekseniz 40 km." dona kaldım artık soğuktan kasılan ayaklarımın bir adım fazlasını gitmeyeceğini biliyordum. Bana seslenen adama doğru döndüm ya ölecektim ya da yabancı birinden yaşamak için yardım isteyecektim. Dönmemle birlikte paltosundan elini çıkartarak beni işaret edip "Gideceğiniz yere kadar bırakabiliriz sizi." dedi. Yüzünü karanlıkta seçemiyordum ya onun adamlarından birisiyse bir anda bu düşüncelerle birlikte "Ben kendim giderim." diye mırıldanıp gittiğim yöne doğru dönerek tekrardan yürümeye başladım. "Burası sandığınızdan daha ıssız." Dedi. "İleride köpek sürüleri var." demesiyle tekrardan durmuştum. Yapacaktım, binecektim o arabaya, arkamı döndüm benimle olan mesafesinden peşimden geldiğini anladım. Korkarak, "Anayola insem yeter." dedim, ardından eliyle arabaya işaret verdi, şoför onun el haraketliyle geldikleri yönden dönüyordu. Durduğum yerde daha çok üşümeye başladım, belki de verdiğim karar titrememe sebep oluyordu. Adını dahi bilmediğim yabancı arabaya işaret ederek "Yağmur şiddetlenmeden gidelim." Dedi, Arabanın arka kapısına geldiğimde duraksadım o beni beklemeden şoförün yanına öne bindi. Onun binmesiyle derin bir nefes vererek bindim. Şoför koltuğunun arkasında otururken camdan dışarıyı sessizce izlemeye başladım. Gözlerim yolu takip ederken gerçekten de bir köpek sürüsü gördüm. Önüme döndüğümde ise dikiz aynasından bana baktığını fark ettim. (Bu demiştim) bakışıydı tatmin olmuştu hemen gözlerimi dikiz aynasından çektim. Arabanın klimasından ayaklarıma vuran sıcaklıkla birlikte cama başımı koyup olanları tekrar tekrar düşünüyordum, Aybars'ı ondan almam mümkün değil. Kibirlinden daha iyi anlamıştım ama nasıl görecektim onu bu saatten sonra gözlerimden yaşlar akmaya başlayınca hızlıca sildim. Ağlamak yerine nasıl üstesinden gelirdim onu düşünmem gerekti. Gözlerim hala yolu izlerken anayola indiğimizi anladım, mavi tabelada Tekirdağ yazısını görünce dona kaldım. Geri dönüp onu öldürmek istiyordum gerçekten gidemeyeceğime bu yüzden bu kadar emindi. Dikiz aynasına bakarak "Burası Tekirdağ mı?" Dedim. Dikiz aynasına gözlerini verdiğinde göz kenarlarının kırışmasından güldüğünü anladım. Babam, babamın bende olan tek resmi gülümserken, onun da gülerken göz kenarları kırışıktı oradan biliyordum... Gülmesiyle tek kaşımı kaldırdım neden güldüğünü anlamamıştım. "Kaçırıldınız mı?" dedi alaycı ses tonuyla ağzımın sayılır demek geldi içimden, sayılmazdı gerçekten kaçırılmıştım. Artık tanımadığım biriyle daha fazla yol gitmemek için, "İnmek istiyorum." anayoldan bir şekilde giderdim... ikna etmeye çalışarak, "Nereye gitmek istiyorsanız götürelim?" kimse bu kadar iyi olamazdı. Bu adamda kestiremediğim bir şeyler vardı, lüks arabalı şoförü olan biri üstü başı çamur içinde bir kadına bu kadar ısrarlı yardım etmek istesin ki? Dikiz aynasından bana bakmasını beklerken "Tanışıyor muyuz?" dedim, dikiz aynasına bakmadan fısıldayarak, "Mümkün değil." dedi o anda inmek istedim içimi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku