2 GÖLGE
Yazar: Gamze

Uraz'ın zihnini, kadının baygın yatan bedeni ile temas ettiğinde kısa süreliğine uyuşmuştu. Anlık etraftaki korumalarına göz gezdirdi. Onu rahatsız edecek gözler olmadığını fark ettiğinde, eğilerek hızla kadının ince boynunun altını kontrol etti. Sonra, bir çeviklikle tek kolunu kadının omuzlarının altından geçirdi ve diğer elini dizlerinin arkasına yerleştirdi. Leman'ın vücudunu yerden kaldırıp göğsüne yasladığı an burnuna hastanenin keskin dezenfektan kokusuna rağmen kucağındaki kadından gelen ıslak toprak, kokusu dolmuştu. Uraz'ın gözleri, hastane personelini bulmak için acil servis kapılarına kilitlenmişti. Kimse yoktu zaten kollarında bir kadınla da görünmek istemezdi. Başında gerektiği kadar bela varken bir de bununla uğraşamazdı. Yoğun bakım tabelasından dönen sağ taraftaki koridora doğru yürüdü. Kenarda gördüğü sedyeye sarsmamaya dikkat göstererek kadının bedenini bıraktı. Uraz, kucağının boşalmasıyla gözleri kadının sedyenin beyaz yastığına yaslanmış solgun yüzüne sabitledi. Alnı, saçları çamur içindeydi. Gözlerini kadının kirpiklerine indirdi, kalın koyu kirpikler çamurla topaklanmış göz kapaklarının üzerinde birer leke gibi duruyordu. Kadını bu kadar incelediğini fark ettiğinde sinirlenmiş, koyu uzun paltosuna ellerini sokmuş siyah deri eldivenlerini çıkartıp giymişti. Gözlerini kadından anlık çektiğinde, kadının saçlarından ve yüzünden paltosuna bulaşan küçük çamurlar vardı sol elini lekenin üzerine götürdü. Sert bir hareketle, lekeyi kumaşa yedirerek çıkardı. Paltosunu tek hareketle düzelttikten sonra sedyeye arkasını dönerek bir adım öne doğru hamle yaptı. Evet, kadının orda olduğunu kimseye haber vermeden gidecekti. Kulakları bir mırıltı duyar gibi olmuştu "Aybars." ağır bedenini istemsiz durdurmuş baygın yatan kadının devamında ne söyleyeceğini merak etmişti. "Onu benden..." diye mırıldandığında, Uraz kaşlarını çatmış aniden arkasını dönmüş mırıldanan kadına daha merakla bakmıştı. Kadın uyanmamıştı kadının çatlamış dudaklarına gözlerini dikmiş devamında ne söyleyeceğini merak etmişti. Gözleri yine istemsiz yüz çevresine kaymış alnında oluşan ter boncuklarını fark etmişti. "Almayın." Diye mırıldanış duyunca dikkati dağılmış, kadının dudaklarına gözlerini tekrardan indirmişti. "Aybars." Diye mırıldandığı kişi Reyhan'ın oğlu olabilir miydi diye içinden geçirdi. Uraz'ın bu hayata en son isteyeceği şeylerden biri baba olmaktı. Ona hiçbir zaman oğlum diyemeyecek, sadece kanından biri olduğu için sahip çıkacaktı. Babası gibi... Deri eldivenli elini alnına götürmüş bu kadını nasıl başından salacağını düşünmüştü. Uraz ne kadar sert biri olsa da altın kurallarından biri kadınlara ne olursa olsun zarar vermemekti. Hassas noktalarından biriydi bu. Kadına dalan gözleri telefonu çalmasıyla dağılmış, en güvendiği adamlarından Kuytu'yu arıyordu. "Yakaladık lavuğu, malikâneye geçelim mi abi?" dedi, Uraz ses tonunu değiştirmeden düz bir sesle, "Geçin, yoğun bakımın önüne üç tane koruma gönder." dedikten sonra hemen Kuytu'nun telefonunu kapattı. Sedyede yatan kadına bakarak geriye iki adım attı ve arkasını dönüp hızlı adımlarla yoğun bakımın önüne geldi. Kuytu, Uraz'ın yanına korumalar arasında Sadık'ı da yollamıştı. Sadık, patronuna bakarken "Abi bizi çağırmışsın?" dedi. Beş yıl önce Sadık sadece eski bir asker değil, aynı zamanda kumarın pençesine düşmüş bir adamdı. Keskin zekâsı, askeri disiplini ve yetenekleri onu yüksek bahisli yeraltı kumarhanelerinin aranan siması yapmıştı. Onları bir araya getiren an ise, Sadık kendisine bu kadar çok güveniyorken bir gecede, her şeyin ters gitmesiydi. Hırsına yenik düşüp bütün servetini bir gecede kaptırmıştı. Sadık o geceden sonra kendini toparlayamamıştı. Uraz ise istediği yeri satın almanın rahatlığıyla Göktaş Holdingdeki odaya çıkmak için asansöre binmişti. Asansörde bitkin düşmüş ağlamaktan gözleri kızarmış bir adam görmüştü çıkacağı kata basmış, asansörün bulunduğu kata gelmesini beklerken adamın telefon konuşmasına kulak vermişti. "Bitti her şeyimi bir aptal gibi kaybettim." diyor…