9 KANLI MEKTUP
Yazar: Gamze

Karanlık, iyileştiremediği yaraların üstünü örtmeyi seçerdi. Oysa gün ışığının tek istediği, yaralarının kanadığı yerden görülmesiydi ama karanlık öyle kötüydü ki, açılan yaranın iyileşmesine izin vermeden örtmüştü. Karanlık, ise Gün Işığına kırgındı. Gün ışığı, saklanan acıları bütün çıplaklığıyla ortaya koyardı. Oysa karanlığın tek istediği, gün ışığında görünen yaraları kapatmak, bir daha aynı yerden kanatmalarına izin vermemekti. Uraz, pencereden dışarı bakan kadını gözlerini ayırmadan izlemeye başladı. Alkolün vücuduna yayılmasıyla kolunu kaldıracak hali kalmamış, görüşü bulanıklaşmıştı. Uzun zamandır fazla alkol tüketiyor olmasına rağmen ilk defa gerçek anlamda sarhoştu. Duygularını bastırmayı öğrendiğinde hayattan bir nebze keyif almaya başlamıştı. Ancak Aslan'ın eve gelişi ve Boran'ın yaptıklarını düşündükçe karnında bir sancı hissediyordu. Uzun zamandır kontrol altında tuttuğu duyguları artık taşınmaz hâle gelmişti. Başını koltuğa yaslayıp Leman'ı seyretmeye devam etti. Hastanede, sedyede baygın yatan kadına da uzun uzun bakmıştı ama o kadın ona yabancıydı. Onun tanıdığı Leman, etrafına gülücükler saçan neşeli biriydi. Uraz, Leman'ı ilk gördüğünde etrafındaki herkese mutluluk saçıyordu. Şimdi ise tanımadığı bu kadının gülümsemesini çaldığını hissediyor ve bu duruma kendisinin de sebep olduğuna inanıyordu. Sadece çevresindekilere değil, kendisine yabancılaşan bu kadına da zarar vermişti. Leman Erden; Telefonuma bir bildirim geldiğinde, pencereden dışarıya bakan gözlerimi farkında olmadan kırpıştırdım. O ana dek ne kadar zamandır dışarıyı izlediğimi kestiremiyordum; zaman sanki pencerede donmuştu. Boran'dan gelen mesajlar telefonumda üst üste birikmişti artık onları ertelemenin bir anlamı kalmamıştı. Saatlerce görmezden gelmek bir çözüm olmuyordu, gerçeklerden kaçmak mümkün değildi. Yavaşça arkamı döndüğümde, Uraz'ın derin bir uykuya daldığını fark ettim. Çıplak bedenini elleriyle siper almış, savunmasız ve huzursuz görünüyordu. O an, içinde bulunduğum sessizliğin ve duygusal ağırlığın altında, üzerimdeki yükü daha da derinden hissettirmişti. Uraz'ın mevcut durumu beni memnun etmemişti; onun acı çekmesini arzulamakla birlikte, bunun gerçekleşmesi için uygun zamanın şu an olmadığını düşünüyordum. Uraz'ın yaşadığı herhangi bir olumsuzluk hem Aybars'a hem de bana zarar verebilirdi. Uraz uyanmadan odadan çıkmak için hamle yaptım. Belki de Aybars'ı alıp gitmek için hızlı bir plan yapmam gerekiyordu Uraz'ın bu hâli beni korkutmuştu. Odasından çıktığımda cebimden çıkardığım telefonumdan mesajlara girdim. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Boran'a attığım dosyalar, Uraz'ı devirecek kadar güçlü müydü? Öyle olsaydı, ortalık bir yerde bırakmazdı. "Dediklerimi hızlı kapmışsın. Zeki kadın olduğunu biliyordum." Boran'a anlık sövmek istedim. "Ödül olarak Reyhan'ın telefonunu vermeye karar verdim." Boran'ın, şart karşılığı vereceği telefonu anlık bir kararla vermeyi kabul etmesi içimdeki kuşkuyu artırmıştı. Telefon teklifini kabul edecektim ama önce evime gitmem gerekiyordu. Üstüme bir şeyler almam lazımdı bir süre bu evde kalacaktım ve bunu Uraz'a sormadan yapacaktım. Merdivenin bitimine birkaç basamak kala durmuştum. Boran'la olan mesajlarıma girdiğimde "Bugün birkaç saatliğine evden çıkacağım, konum at." Yarına erteleyemezdim, devamlı git gel yapmam Uraz'ın dikkatini çekerdi. Uraz kendinde değilken bugün aradan çıkarmam en mantıklısı olurdu. Telefonun ekranını kapattığım sırada, merdivenlerden tekrardan inmek için hamle yaparken bir ses duydum. "Yok telefona ulaşamadık." dediğinde kaşlarımı çatmıştım, merdivenlerden bir basamak geri çıktım, konuşan her kimse yakalanmamak için. "Patron bu işi yarım bırakmaz." Kimin telefonla konuştuğunu görmem için merdivenlerden inmem lazımdı, yavaş yavaş şarkı mırıldanarak inmeye başladığımda sağdan gelen sesi fark etmemiş gibi son basamakta sol tarafa baktım. "Leman Hanım." Diye seslendiğinde ürkmüş gibi sağ tarafımdaki kişiye yöneldim. Sabah Kuytu'yla tartışan Sadık dedikleri adamdı. Biraz da bard…