Uçakçı mı?/ TEXTİNG

Güney & Kumsal

Yazar:

Uçakçı mı?/ TEXTİNG – Ebrar kitap kapağı
Uçakçı mı?/ TEXTİNG – Ebrar kitap kapağı

Hakim bakış açısı Buluşma Günü Genç adam omuzlarını düşürüp gitmeye meyletti ancak içinde bulunan kalma isteği, uzun süre sonra yeşeren bir çiçek gibi sarmıştı göğsünü. Düşünürse fikrinden cayacağını anlamıştı ve kendisi de daha fazla bu kararsızlık içinde kalmak istemeyerek karşısındaki binaya doğru ilerledi. Üç katlı, şirin bir yerdi. Binaya giriş yaptığında asansörle uğraşmak istemeyerek merdivenlere yöneldi. Ama aklından da geçiriyordu. Yanlış anlaşılır mı diye. Uraz ve Rüya tanışmaya gitmişti. Onlar buraya ters olduğu için buradan kalan biri varsa onu götürebileceğini söylemişti. Şansa bak ki sadece Kumsal yoktu. Öyleydi sonuçta, yanlış anlaşılacak ne vardı ki? İki kere gitmeye çalışıp geri gelmişti. Yine de o kapının önünde dikiliyordu. Bir yandan da kendi kendine kızıyordu. “Güney, ne triplere giriyorsun lan? Çalacaksın kapıyı, diyeceksin: ‘Buluşmaya seni ben götüreceğim.’” Yok, böyle diyemezdi. Yanlış anlaşılacak bir şey yoksa bile bunu anlayabilirdi. Kendi içindeki konuşmasını keserek kapıyı birkaç kez çaldı. Birkaç dakika sonra karşısında Hello Kitty'li pijamalı, saçı topuzlu, elinde de pant parçalarıyla kapıyı açan kıza ne tepki vereceğini kestirememişti. “Güney?” “Kumsal?” “Güney?” “Şey...” “Ney?” “Bugün toplu buluşacaktık ya? Uraz'lar da tanışmaya gittiği için seni ben alacağım da sen hazırlanmış görünmüyorsun?” Kızın üstünü göz ucuyla süzmüştü. Aynı şekilde gülmemek için alt dudağını ısırdı. “Ay, o bugün müydü?” Kumsal telaşla bağırdı. “Dur, tamam. Sen içeri geç o zaman, ben de hemen hazırlanıp geleyim.” Kız hızla içeri giderken Güney dışarıda kalmıştı. Kapıda dikilmeyi en sonunda bırakıp içeri geçti. Evi ne kadar bilse de ilk gelişiydi. Ayakkabılarını çıkarıp salon olarak tahmin ettiği yere doğru ilerlemeye başladı. Etraftaki koliler ve eşyaların dağınık bir şekilde yerde durmasıyla kaşlarını çattı. “Taşınıyor musun?” Merakına yenik düşerek kızın gittiği yere doğru seslendi. “Sayılır. Yakında Üniversite için Ankara'ya gideceğim. Orada ev tuttuğum için çoğu eşyamı oraya götüreceğim ama buradaki evim kalacak.” Ona cevap veren naif ses hakkında az çok bir şeyler biliyordu. Hissesine sahip olduğu şirket, babası, kazandığı üniversite ve Ankara'da yaşayacak olması gibi. Tatilin az çok sonlarına yaklaşmışlardı. Bu süreçte özellikle de Kumsal'la fazlasıyla mesajlaşmıştı. Belki mahkeme işlerini bahane etmiş olabilirdi ama sorun olacak değildi ya. Gözüne kenarda yığınla duran kitaplar çarptı. Fazlaydı. Bayağı fazlaydı hem de. Aklına kendisinin geçen seneki hâli geldi. Derslerine beş saat ayırıyorsa spora en az altı, yedi saat ayırıyordu. Bundan dolayı babasından, annesinden, hocalarından defalarca azar yemişti ama engel olamamışlardı. Küçüklükten beri babası gibi olmak istiyordu. O sene de bu korku başına vurmuştu. “Eğer olmazsam...” diyerek kanına sızmıştı. Bunu azaltmanın yöntemi olarak kendini sporda bulmuştu. Yine de sınav sonucu iyi gelmiş, spor mülakatlarını da halletmiş ve kazanmıştı. Kapının ağzında beliren kızla o tarafa döndü. Kot şortu, pembe üstündeki çiçek baskılı tişörtü ve o çiçeğe benzeyen kıskaçlı tokayla tutturduğu saçlarıyla kendisi gibi cıvıl cıvıl bir kombin yapmıştı. “Artık gidebiliriz.” Güney başını sallayarak onayladı. Kendinden fazlasıyla kısa olan kız önünde, o arkasından ilerliyordu ki aralarındaki boy farkıyla resmen kafasının üstüne bakacaktı. Fakat yüzünde tebessüm olmasına engel olamadı. Baba tarafı sağ olsun, uzun biriydi. Önündeki kız da çok kısa sayılmazdı ama yine de aralarındaki bariz boy farkı uyum içindeydi. Arabaya bindiklerinde Güney arabayı çalıştırdı. İstanbul trafiği olacağı açıktı. Arabayı çalıştırarak ara sıra kullandığı kestirme yolu kullanacaktı. Döndüğü yolda Kumsal'la uzun süre sonra ilk karşılaştıkları yere bir bakış attı. Belki de çok uzun süre sonra karşılaşmışlardı. Yolların biraz dar olması ve çevresindeki uzun binalar nedeniyle görüş alanı dardı. Kumsal'ın içinde buranın neresi olduğu ile ilgili pek bir fikri yoktu. Bir sene anca kalıyordu. O süreçte de belli başlı y…

Bölümün tamamını WritePad'de oku