36. Bölüm
Yazar: Ebrar

İçimde hissettiğim tarifsiz duygularla beraber yollar akıp gidiyordu. Hem heyecanlı hem de gergindim. Tabii bunun olması doğaldı çünkü her gün sevgilimin annesiyle tanışmıyorum doğal olarak! Elimi tutan eli daha da sıkarken Uraz bana döndü. “Annem bu kadar gerilmeni gerektirecek biri değil, birtanem.” Birkaç kez nefes alıp verme alıştırması yaptıktan sonra biraz sakinleştim. “Ama ben gerileyim ya, her gün sevgilimin annesiyle tanışmıyorum. Hem istesem bile senin kadar iyi yapamam bunu. Malum, hastanede çat diye söyleyince rekor sende kaldı.” “Söylemese miydim?” Hınzır şekilde bana bakıyordu, tabii odak noktası yoldu. “Yo,” dedim hafifçe koltukta ona dönerken. “Ben öyle bir şey söylemedim. Diyorum ki sendeki soğukkanlılık, gamsızlık kimsede yok.” İma ile konuşuyordum. Sanırım şu sıra en sevdiğim şey Uraz'la uğraşmaktı. “Şimdi ben mi gamsız oldum?” Düşünür gibi yaptıktan sonra hevesle başımı salladım. “Senin gamsızın olacaksam ona razıyım.” Deyip göz kırptı. Arabanın sola kırmasıyla zaten renkli olan sokaklarda çocukların ortada futbol oynadığını, birkaç kadının da kenarda halı yıkadığını gördüm. Araba yavaş şekilde biraz daha ilerledikten sonra park etti. Ben arabadan indim, etrafa meraklı bakışlarım hâlâ sürüyordu. Arabanın karşısında pembe renklerin hâkim olduğu pastane o kadar tatlı görünüyordu ki. Uraz elimi tutarak beni o pastaneye doğru ilerletmeye başladı. İçerisi dolu olduğu belliydi. Ortada bulunan birkaç yuvarlak masa, beyazın etkisiyle ferah ve çok güzeldi. Bizi gören, kasa tarafında çalışan yaklaşık on üç-on dört yaşlarındaki kız hemen yanımıza geldi. “Hoş geldiniz, Uraz abi.” Aynı şekilde beni de selamladı. “Merhaba, sen sanırım Uraz abinin sevgilisisin. Şimdi anlaşılıyor Merve teyzelerin telaşının nedeni.” Diyerek gülümsedi. Ben de aynı şekilde tebessüm ettim. “Öyle. Ben Rüya, sen?” “Ay, doğru, ben kendimi tanıtmadım. Sevde. Ben buranın ikinci yardımcı amelesiyim.” Yanımıza gelen oğlanla beraber bakışlarımız ona döndü. “Aha, bu da birincisi ve benim dert yoldaşım Kayra.” Kayra başını sallayarak selam verdi. “Hoş geldiniz abla, hoş geldin abim.” “Yalakalık yapma lan, bugün mesai sende.” “Ama abim…” Uraz elini kaldırarak durmasını işaret etti. Aynı anda benim de omzumu tutarak Kayra'nın geldiği yere doğru ilerlemeye başladık. Arkamda kalan çocuklara kısa bir bakış attığımda Kayra omzunu düşürmüş, Sevde onu teselli etmeye çalışıyor, aynı zamanda gülüyordu. Ben de Uraz'a bakmaya başladım. “Çocuğa niye izin vermedin? Yazık be, baksana.” Elimle gösterdim. “Ya sana niye kanıyor? Sen yanımda varsın diye izin alabileceğini sandı. Üç haftadır doğru düzgün işe gelmiyor beyefendi. Bir de güya bugün erkenden kaçma planı yapmış.” İstemsizce gülmeme engel olamadım. Biz mutfak olarak tahmin ettiğim kapının önündeyken içeriden gelen bağırış seslerini net şekilde duyuyordum. Daha fazla kapının önünde dikilmemek için mutfağa doğru ilerlemeye başladık. İçeride hâkim olan kaosun nedeni, etrafa emirler yağdırıp aynı zamanda hamur yoğurmaya çalışan kadındı. Tahminimce içerideki masaların siparişlerini hazırlıyordu ve bu da ortalığı tam bir kaosa sürüklüyordu. Bu durum beni yeniden gererken Uraz kolunu omzuma atarak beni hafifçe kendine çekti ve aynı zamanda annesine seslendi. “Anne!” “Ay, geldiniz mi oğlum? Hoş geldiniz!” Diğer taraftan çıkan kadın bize doğru gelmeye başladı. “Tanıştırayım güzelim. Annem Merve.” Biraz durdu ve demin bağıran ama şimdi bize dönüp hafifçe tebessüm eden kadını gösterdi. “Bu da Güney'in annesi, aynı zamanda benim teyzem.” O da ellerini yıkayıp karşımıza dikilmişti. “Hoş geldiniz çocuklar. Kusura bakmayın, siparişlerde az tatlı oldu, o yüzden biraz gergindim.” Diyerek mahcupça bize baktı. “Sorun yok Selma teyze. Sizi de tanıştırayım. Size bahsettiğim sevgilim Rüya.” “Tanıştığıma memnun oldum.” Diyerek iki kadınla da el sıkıştım. “Hoş geldin kızım.” İkisi de tatlı gülümsemelerle bana bakıyordu. Şimdi ne konuşacağız? İkisinin de odağı benim, çok gerildim! “Çocuklar, siz siparişlere bakın, biz eve geçiyoruz.” İ…