Uçakçı mı?/ TEXTİNG

34. Bölüm

Yazar:

Uçakçı mı?/ TEXTİNG – Ebrar kitap kapağı
Uçakçı mı?/ TEXTİNG – Ebrar kitap kapağı

Gözlerim hâlâ birbirlerini bakışlarıyla delen ikiliydi. “Sen ne?” dedim sorguyla. Merak etmemin nedeni Kumsal’ın biriyle bu kadar göz teması kurmayı sevmemesiydi. “Yani beni getiren kişi mi?” deyiverdi hemen. Bakışlarında farklı bir şey vardı. Güney’in yüzüyle o bileklik arasında bakışları sıkça gidip geliyordu. Aynı şekilde Güney de ona dikkatle bakıyordu. Ne oluyor bu aşağılık yerde! Kaşlarımı çatmış şekilde sorusuna onaylar şekilde cevap verdim. O da çatık kaşlarla iki elini beline koymuş, ikili arasında mekik dokuyordu. Ona baktığımı hissetmiş gibi kafasını hafif kaldırarak göz göze gelmemizi sağladı. Kaşlarımla hemen dışarıyı işaret edip ayağa kalktım. “Biz bir kantine gidelim. Kesin sen bir şey falan yememişsindir.” Diyerek odanın çıkışına doğru ilerledim. Kumsal’ın buna itirazı olmazdı zaten. Kilosu yok denecek kadar azken karşı çıkması, ben izin vermezdim. Arkamdan da Uraz’ın çıkıp kapıyı kapattığını duymuştum. “Durum kritiği yapmamız lazım.” “Tabii.” Diyerek omzunu duvara yaslamıştı. “Bunlar ne iş?” Ellerini iki yana kaldırarak omuz silkti. “Valla, ben bilmiyorum. Güney bu konu hakkında bir şey demedi ama önceden tanıştıkları fazlasıyla açık.” “Ben Kumsal’ı birini bu kadar süzerken hiç görmemiştim.” Diyerek kıkırdamaya başladım. O ise kollarını bağlayarak bana bakıyordu. “Ne yalan söyleyeyim, ben de bir şeyler fark ettim ama yakında çıkar kokusu.” “Aynen öyle, güzelim.” Sanki beni dinlemiyormuş gibi gözleri saçlarımda dolaşıyordu. Beklemediğim bir anda elini saçlarıma atarak perçemlerimi kulağımın arkasına sıkıştırdı. “Hım hım.” Diyerek gözümü kapadım. Dibinde durduğumuz kapının bir anda açılmasıyla yerimde sıçrayarak çıkan kişiye, yani Güney’e baktık. “Siz burada fingirdeşmeye devam edin zaten. Alacağınız yok, ben alırım.” Dedi ve yanımızdan uzaklaşmaya başladı. Aynı şekilde ben de gözlerimi büyüterek arkasından bakmış ve kıpkırmızı olmuştum. Şokla hâlâ giden Güney’e bakarken belime bir el dolandı ve ona doğru çekildim. Ben her zaman ona çekildim. Bedenim onun göğsüne çekilmiş şekildeyken kızaran yanaklarımdan birkaç kez öptü. İlk hoşuma gitse de hastanenin ortasında olduğumuz aklıma gelince, acıtmaz şekilde koluna vurup çekildim. “Sana da yüz verince astarını istiyorsun ya.” Ondan ayrılmamla kaşlarını çatıp vurduğum koluna, bir bana baktı. Ama şimdi ben buna nasıl kızayım? “Sevgilimizi de mi öpmeyelim? Beni buna layık görmüyor musun?” Ajitasyona bak hele. Dayanamayarak ona biraz yaklaştım. “Ama sevgilim, hastanenin ortasında yaptığın iş mi? Hem daha demin senin arkadaşına yakalandık. İçeride de benim yakın arkadaşım var.” “Ne dedin?” “Ne dedim?” “Yani bana nasıl hitap ettin?” Şimdi anladım. “Sevgilim diye. Yoksa değil misin?” Onunla kelime oyunu yapmak hoşuma gidiyordu. “Haşa, en alası benim.” Diyerek göğsüne iki kere vurdu. Hâline gülerek yanağından bir makas aldım ve odaya yöneldim. Ona bakmadan direkt içeri girdiğimde derin bir nefes aldım. Kalbimin delicesine atması ve bana yaşattığı duygular o kadar hoştu ki. Kendimi toplayarak Kumsal’a baktım. Gözlerini kapamış, uyuyordu. En iyi kaçış yolu buydu çünkü. Ne kadar acı çektiğini en iyi bilenlerdendim. Yıllar önce abimle yaptığımız gezmede bir yurda denk gelmiştik. Bahçede, benim ve abimin daha büyük veya daha küçük yaşlarda çocuklar vardı. Yaşadığımız yerde pek yaşıtımız olmadığı için oyun oynayabileceğim biri yoktu. Abime biraz ısrar ettikten sonra onlarla oynayabileceğimi söylemişlerdi. İçeri girdiğimizde bahçede görevli kadınlardan biri yanımıza gelmişti. Abim onlara bir şeyler söyledikten sonra kadın beni yanına alarak bahçede yakar top oynayan kızların yanına götürdü. “Kızlar, arkadaşınız da sizinle oynayabilir mi?” Top atan kızların bana değişik şekilde bakmasından dolayı bu oyun fikrinden uzaklaşmaya başlamıştım ki ortadaki sarışın, upuzun saçları olan kız gülümseyerek hem hocaya hem de bana bakmaya başlamıştı. “Tabii ki hocam.” Diyerek şakımıştı. Hayat enerjisiyle dolu bir kız olduğu kesindi. Kız yanıma gelirken bana elini uzatmıştı. “Ben Kumsal. Senin is…

Bölümün tamamını WritePad'de oku