8. Bölüm
Yazar: Ebrar

Gerginlikle boynumdaki yoncalı kolye ile oynuyordum. Bugün dersanemde deneme vardı ve gerçeğe yakın olacağı için ve eksik konuların bir kısmını yeni bitirdiğim için gelişmemi çok merak ediyordum. Kapıda beni bekleyecek abime telefonu takılarımı verdim gerçeğe benzetmeye çalıştıkları için kontrol ve giriş belgesiyle girdiğimiz bir denemeydi. Konturolu yapıp sırana geçtim ve sınav başladı. ........ Sınavdan çıktığımda mutluydum bu bir hafta içinde çalıştığım tüm konulardan soru gelmişti ve hepsini yapmıştım hala eksiğim olsada azalması beni mutlu ediyordu. Abin yanına geldiğinde fazladıyla sıkılmış şekilde telofona bakıyordu. "Bitti mi sınıvın?" Abimin sorusuyla göz devirip arabay geçtim. "Yok bitmedi abi ben sıkılıp çıktıp." Gözleri pörtleyerek bana baktı. "Mal mısın kızım annem ne yapar seni haberin var mı?" "Abi takılıyorum sence öyle birşey yaparmıyım." O da takılmamı cidiye alması beni güldürürken o da tersçe bana baktı. "Abiyle dalga geçilmez. Atarım seni arabadan görürüsün." "Babamda seni atar." Dedim rahatlıkla arkamda babam var demek benim için mükmmel birşeydi. "Hemende babasının arkasına saklanırmış." Yolun kalanında çok ses çıkmayınca bede telofona bakmaya başladım. Reels kaydırırken gelen bildirimle direkt rehbere giridim. Mesaj Kumsal yani bestimin kuzeninden gelmişti. Telofonu açtığında hemen aramam gerektiğiydi. Çaldı... çaldı... ve bingo "Alo." Sesi tedirgin geliyordu. "Alo bir boklar yerken bana sormayan bestimlemi konuşuyorum?" İğneleyici sesimle gerginliği artı. "Kankacığm şimdi şöyle ki" "Nasılmış?" Açıklama bekliyordum bir anda gitmesine alışmıştım ama gitmeden en azından arayarak hem hat değiştirdiğini ve gittiğini söyleye bilirdi. Buna kırlımıştım. "Mesela bana gitmeden haber vermemen mi yoksa hat değiştirip benim bunu kuzeninden öğrenmem mi?" "Şimdi Ben giderken seni aradım. Ama ulaşamadım ondan sonra yolda denk gelip hat aldım. Annemler yine durmadan aramaya başladı. Sana haber vericektim ama oraya gidince de haber veremedim. Sonrada gider gitmez telefonu kapadım. Derslerim düşmüştü biliyorsun kafamı toplamazsam dersleri hiç toplayamazdım." Gözlerim dolmuştu. Kumsal çocukluğum kardeşim, doğumundan çok geçemden babası ölmüş anneside onu yetimhaneye bırakmış ardından yıllar sonra çıkıp geldiğinde de ona inanıp buralardan gitmişti. Ama kapıma geldiğinde resmen yıkılımış şekildeydi. Her şeyi üvey babasını, annesini hıçkırıklarla anlatmıştı. "Benim minik mandalina tanciğim ya Affetim ama birdaha bana haber vermeden bize haber vermeden gitme açmıyosakda defalarca ara hat değiştirdiğinde de ilk bize söylemeyi unutma." Abim ona hitabım la Kumsal la konuştuğumu anladı ki hoperlöre almamı istedi. "Tamam be ballı çöreğim özür dilerim." Höperlerde olduğu için abimde duymuştu ben tam cevap vericeken o verdi. "Yaa mandalina taneciğim ne özürüü" sesini inceltip beni taklit etmesiyle hem gür kahkaattım hemde ona tersçe bakmıştım. "Sanada merhaba Aras abi" hala gülerken konuşmuştu. "Merhaba küçük merhaba da sen nerelerdesin be tatlılarını özledik." Kumsalı hem annem babam hemde abim benimsemişti ailemizden biri gibiydi. "Ders, ders, ders Aras abi ya" onlarda kısa bir konuşma yaptıktan sonra eve varmıştık. Birkaç güne okul açılacağı için kumsalda yakında geliyordu. Kumsalla yapmam gereken çok dedikodu vardı. Özelliklede Uçakçı meselesi. Kendisinin çıldıracağından emindim kendisinden neden haber etmediğimi sonrada kendisi yüzünden olduğunu hatırlayıp sırıtacaktı. Ama bunların hepsi yüz yüze anlatacaktım sadece çok büyük olayın olduğunu söyleyip onu heyecanlandırmıştım. Odama geçip direkt kulakığıma ve yatağa adımladım şarkılarımdan raskele birini açıp telefona bakmaya başladım. Uçakçı: Bugün denemen vardı nasıl geçti? Bir dakika Uraz bana kendimistiğiyle mi yazmıştı. Vışşş başımıza taş yağacak. Siz: Ne oluyor kıyamet mi kopuyor. Uçakçı: Tövbe. Tövbe ne alaka kızım. Siz: Sen bana yazınca başka birşey anlamadım da. Siz: Bir anda başımıza taş yağacak sandım. Uçakçı: Abart biraz daha ben sana hiç mesaj atıyomuşum gibi. Siz:…