Uçakçı mı?/ TEXTİNG

29. Bölüm

Yazar:

Uçakçı mı?/ TEXTİNG - Ebrar kitap kapağı
Uçakçı mı?/ TEXTİNG kitap kapağı

Hastane odasında süregelen sessizlik, havada garip bir gerginlik yaratıyordu. Ben dakikada bir ayakta duran Yiğit'ime bakışlar atsam da annemlerle babamın gözlerinin üzerimizde olduğunu hissediyordum. Kapının çalınmasıyla bakışlarımız kapıya kaydı. "Gir." İçeri giren iki polis memuruyla hepimiz yerimizde dikleştik. "Rahatsız etmiyoruz umarım." "Hayır, buyurun." Derin bir nefes alarak söze başladı. "Merhaba küçük hanım. Tekrardan rahatsız ettik, kusura bakmayın ama sizden ve Uraz'dan ifade almamız lazım." "Lütfen diğer kişileri dışarı alabilir miyiz?" Annemler biraz mırın kırın etse de ayaklandılar. Aslında yanımda kalmalarında bir sorun yoktu ama ses çıkarmadım. Uraz'a baktığımda bana güven verir şekilde göz kırptı. Bu hareketine karşılık olarak ona tebessüm ettim. Odada sadece ben ve polisler kalmıştık. İlk başta konuşan polis devam etti. "Tekrar merhaba. Ben Başkomiser Fırat Yalçın. Sen de Rüya Aden Korkmaz olmalısın." Başımı sallayarak onayladım. "Şimdi sana birkaç soru sormamız lazım, iznin olursa." "Tabii, sorabilirsiniz." "Bize olayı detaylı bir şekilde anlatır mısın?" Derin bir nefes alarak söze başladım. Tuvalete gidişimden bana saldırmasına ve sonrasında yaşanan her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlattım. "Peki, bu olaydan önce buna benzer bir durum yaşandı mı?" "Aslında bana sene başında hoşlandığını söylemişti. Ben reddetmiştim. Birkaç ay önce tekrar söylemeye başladı. Okulda bazen beni rahatsız etse de onu kendimden uzaklaştırıyordum. Ama birkaç kez de engellememe rağmen farklı numaralardan yazdı." Derin bir nefes alarak sustum. "Mesajlar hâlâ duruyor mu? Ya da kanıt olarak kullanılabilecek bir şey var mı?" Kafamı sallayarak onayladım. Etrafıma baktığımda, yan taraftaki koltuğun üzerinde duran telefonumu gördüm. "Rica etsem koltuğun üzerinden telefonumu verir misiniz?" Hiçbir şey demeden telefonu alıp bana uzattı. Telefonu açıp gizli klasöre girdim. Farklı numaralardan attığı mesajların hepsi duruyordu. Zaten bu süreçte iki ya da üç kez yazmıştı. Ben de her seferinde engellemeden önce ekran görüntüsü almıştım. Onları açıp telefonumu Başkomiser Fırat'a uzattım. İki polis memuru da telefona baktıktan sonra bir şeyler not aldılar. "Teşekkür ederiz. Tekrar geçmiş olsun." "Sağ olun. Şimdi Uraz'ın mı ifadesini alacaksınız?" diye merakıma yenik düşerek sordum. "Evet küçük hanım, onun ifadesini alacağız. Bir de siz Uraz'la tam olarak nesiniz?" Birkaç saniye durdum. Uraz'ın söylediği şeyi bu sefer ben yineledim. "Sevgilisiyim." Kaşlarını kaldırarak bana bakmaya devam etti. "Öyle mi?" Sesindeki şaşkınlık barizdi. Ardından kendi kendine, "Eşek sıpasına bak, hâlâ hiç bahsetmiyor." dediğini duydum. Gülerek dışarı çıktılar. Birkaç dakika geçtikten sonra Uraz dışında herkes geri gelmişti. Annemler yine yanımdaki yerlerini alırken odada herkes vardı. Kapının çalınmasıyla odaya doktor girdi. "Geçmiş olsun. Hastamızın son bilgilendirmelerini yapmaya geldim." "Şimdi Rüya, alçın iki hafta kadar kalacak. Ardından kullanman gereken birkaç krem var. Bu süreçte ayağının üzerine basmaman gerekiyor. Her ne kadar ayağın burkulmuş olsa da daha kötü olabilir. Bileklerin için de ayrı kremler yazdım. Eczaneden alabilirsiniz." Kafamızı sallayarak onayladık. "Sormak istediğiniz bir şey varsa yanıma gelebilirsiniz." "Ne zaman çıkabilirim?" "İşlemler tamam. Taburcu için birkaç belgeyi hallettikten sonra çıkış yapabilirsin." Teşekkür edip odadan çıktı. "Baba, şu işlemleri hallet de artık gidelim." Abimin sözüne hak vererek babam ayağa kalktı. "Anne, sen de doktora yemek düzeniyle ilgili ne yapılması gerektiğini sorar mısın? Biliyorsun, bu süreç önemli." "Oğlum, ben de doktorum ya. Kızımın ne yiyip ne yemeyeceğini bilirim." "Hayır, yani o senin kızın ama hastan değil ki. Belki doktor özellikle yememesi gereken bir şey söylemiştir diye dedim." Annem pek inanmamış gibi görünse de ayağa kalkıp odadan çıktı. Abim derin bir nefes verip bana döndü. Bir şey söylemek için annemlerle babamı gönderdiğini biliyordum ama ne diyeceğini merak ediyordum. "Güzelim,…

Bölümün tamamını WritePad'de oku