20. Bölüm
Yazar: Ebrar

Kafamı koparıp atacağım. Tarih diye bir dersin olup da benim bundan dolayı işkence çekmeme kimin vicdanı el veriyor? Evet, ağlayarak TYT tarih çalışıyordum. Daha doğrusu o, beni bir ders nedeniyle intihar yatkınlığımla ilişkili bir çalışmaya tabi tutuyordu. Laptopumdan saate baktığımda gece bire yeni gelmişti. Evdeki herkes uyuyordu ama odam evin öbür ucunda olduğundan bunun rahatlığıyla tarih dersine içten sevgilerimi dışa vuruyordum. Biraz molanın iyi geleceğini düşünerek yatağımın üzerindeki telefonu aldım. Açtığımda üstten okuduğum birkaç mesajla dudağımın kenarı kıvrıldı. Uçakçı: Napıyorsun? (00.21) Siz: İyiyim, bende. Siz: Hangi intihar yöntemi daha etkili onu düşünüyom. Uçakçı: Ne! Siz: KDKDKDMKDKDLDL Siz: Bir de ciddiye alıyon. Uçakçı: Anlamadım? Siz: Ya ben TYT tarih çalışıyordum. Siz: Ben ve tarih birbirimizi fazlasıyla sevdiğimiz için evlenmeye karar verdik. Siz: Düğün davetiyeleri nasıl olur onu kararlaştıramadık da. Siz: Kendisi beni hiç dinlemiyor. Uçakçı: Yine anlamadım. Siz: Gece gece beyin fonksiyonların mı kapandı? Uçakçı: Benimki kapalı olabilir ama seninki fazlasıyla açık gibi duruyor. Siz: Maalesef öyle. Olmasa tarihi anlayamam. Siz: Açık olsa da anlamıyorum ama yapacak bir şey yok. Uçakçı: Anlatmamı ister misin? Siz: Ne? Uçakçı: Tarihim iyidir, anlatabilirim. Siz: Valla mıı? Uçakçı: Evet. Uçakçı: Senin için de sorun olmazsa görüntülü arayayım mı? Mesaj veya sesli zorlar. Sorun olmazdı. Hem herkes uyuyor hem de sesim oraya gitmezdi. Siz: Yok, arayabilirsin. Mesajıma kalp bırakıp beni aramasıyla bu kadar çabuk arayacağını beklemiyordum. Tipime baktığımda saçım ev topuzu, üzerimde de civcivli pijamam vardı. Tipim hakkında düzeltebildiğimi düzelttim ama aramayı daha fazla bekletmeden açtım. Karşımda üzerinde lacivert tişörtüyle yakışıklılık abidesi duruyordu. Daha fazla bakakalmamak için telefonu masama yaslayıp tekrar yatağın üzerinden kulaklığımı aldım ve telefona bağladım. Tekrar annemle kavga etmek istemezdim. Demin tekrar masaya geçerek onunla göz göze geldim. "Naber?" Sadece bön bön bakmamak için sorduğum soruyla gülümsemişti. "İyi, senden naber?" "Bende de iyi işte. Tarihle evlilik işleriyle uğraşıyoz." Başını iyiymiş gibi salladı. "Bir yastıkta kocamanız için tarihle aranda ben mi duruyorum şimdi?" "Sanırım öyle. Bence aradan çekilmen için hemen çalışmaya başlayalım." "Evet, bak büyük günahtan kurtarıyorum seni." Gülmeye devam ederken ben onu izliyordum. Analar neler doğuruyor be. Tabii ki bizi. Evet, benim gibi taş kızları doğuruyor. Başka ne olabilir ki? "Uzatmadan başlayalım istersen. Anca biter." Kafamı sallayarak onayladım. "Hangi konuda zorlanıyorsun?" Kitabımı açarak önceden işaretlediğim konulara baktım. Kuşkusuz en zoru Beylikten Osmanlı'ya siyasetti. O kadar kafa karıştırıcı terimler vardı ki anlamıyordum. Ona bahsettiğimde pek şaşırmış görünmüyordu. Genelde pek sevilen bir konu olmadığı kesindi. Bana defalarca konuyu anlattı. Hem bana özet çıkardı hem de örnekler verdi. Camımdan doğmak üzere olan güneşi gördüğümde resmen dört saattir TYT tarihi çalışıyorduk. Şaka maka bana başka eksiklerimi de sorup hepsini anlatmıştı. "Çok teşekkür ederim. Artık tarihle bir yastıkta kocarız." Gülerek söylediğim şeye o da sesli şekilde gülmüştü ve gördüğüm şeyle gözlerimden kalpler çıktığına emindim. Gamzesi vardı! Uraz'ın üstünde daha fazla röntgencilik yapmamak için gözlerimi kaçırdım. "Bir şey değil. İTÜ'ye gelmen için değer." Başımı hafifçe yana eğerek ona baktım. O da arkasına yaslanmış beni izliyordu. "Ee, bir sonraki ne zaman buluşuruz?" "Bilmem ama sınavdan önce zor gibi." "Haklısın. Dikkatini dağıtmaman lazım ama sözünü alayım, sınavdan sonra buluşuruz." Kaşımı kaldırarak ona baktım. "Benimle buluşmaya bu kadar istekli olduğunu bilmiyordum." "İlk buluşmadan bir şey anlamadım. Sen ağlıyordun, keyfi çıkmadı." "Kusura bakmayın paşam, sizi memnun edemediysek." Alayla söylediklerime gür bir kahkaha atmıştı. "Sabah erkenden dersin falan var mı? Beni bu saate kadar çalıştırdın da." Evet anlamında başını…