Uçakçı mı?/ TEXTİNG

18. Bölüm

Yazar:

Uçakçı mı?/ TEXTİNG - Ebrar kitap kapağı
Uçakçı mı?/ TEXTİNG kitap kapağı

Kalbim göğsümü delercesine atarken Kumsal'ın evine gelmiştim bile. Hava iyice karardığı için ortalık bayağı soğumuştu. Sabahtan beri dışarıda olduğumu hesaba katarsak fazlasıyla üşümüştüm. Hemen kapıyı çalıp açmasını bekledim. Birkaç dakika sonra kapı açılmıştı. Kapıda bana "Senin ağzına sıçacağım." bakışları atan kızı umursamadan içeri geçtim. Biliyordum ki saatlerdir evde olmadığım için Kumsal'ı aramışlardı ve o da benim onda olduğumu söyleyerek yalan söylemişti. Yalandan nefret etse de bunu benim için yapıyordu. "Kumsal." demeden odama geçip masaya poşeti koydum ve üzerime rahat bir eşofman takımı geçirdim. Poşetteki çikolatalardan Kumsal'ın sevdiklerinden alıp onun odasına doğru ilerledim. Kapıyı çaldım. "Gir." Sesini duyunca içeri geçtim. Normal zamanlarda bunu sorun etmezdi ama sinirliyken ona bile patlama olasılığı vardı. O, yatakta sırtını başlığa yaslamış şekilde oturuyordu. Ben de sessizce yanına yaklaşıp aynı şekilde oturdum. "Kumsal?" Sesim kısık ve gergin çıkmıştı. "Ne var?" Sesindeki sinir çok belliydi. Biliyordum, bana bir şey olacak diye ona hiçbir şekilde haber vermeden ortadan kaybolduğum için sinirliydi. "Bir şey demeyecek misin?" Derin bir nefes vererek başını bana doğru çevirdi. "Ne diyeyim, Rüya? Bana dahi haber vermeden, nereye gittiğin belli değilken çekip gitmene mi kızayım, yoksa bunun yüzünden ailene yalan söylemek zorunda kalmama mı? Ne dememi bekliyorsun?" Sesi öncekine nazaran daha sakindi. "Biliyorum..." Ben de ona bakarken başımı önüme eğip parmaklarımla oynamaya başladım. "Annemin fazla yüklenmesine dayanamadım, çıktım gittim. Bir parka gidip oturdum. Biliyorsun, telefonum kapalıydı. Sonradan açtım ama..." Şimdi söylesem mi, bilemiyordum. "Ne oldu, Rüya? Bir şey olmadı değil mi?" Telaşına tebessüm ettim. Konu ne olursa olsun beni düşünmesi çok güzeldi. "Bir şey olmadı. Sadece Uraz'la yüz yüze tanıştık." "Ne?" Bir anda dizlerinin üzerine çıkıp çığlık attı. "Nasıl? Bir dakika! Şimdi sen o 'Uçakçı' dediğin herifle bayağı yüz yüze konuştunuz mu?" Başımı sallayarak onayladım. "Nasıl ya? Ve benim bundan şimdi haberim oluyor!" Kulağımın dibinde bağırmasına yüzümü buruşturdum. "Aa, uçakçı demişken bana eve vardığında yaz demişti." Çikolataların yanındaki telefonumu alıp konuşmaya girdim. "Böyle mi dedi?" Yüz ifadesi öyle komikti ki normalde kahkaha atardım ama baktığımda o enerji bende yoktu. "Evet! Bekle, yazayım. Sonra sana her şeyi detaylı anlatacağım." Onaylayan bir mırıltı çıkarıp telefonuna bakmaya başladı. Merakını daha fazla artırmamak için ellerim klavyede dolaşmaya başladı. Siz: Uçakçıı Siz: Eve geldimm. Siz: Bugün için tekrar teşekkürlerr. Siz: Uçakçı: Güvenli şekilde varmana sevindim. Uçakçı: Ben teşekkür ederim. Beni sizi görme şerefine nail ettiğiniz için. Siz: KSKDMMDKD Siz: Bir şey değil. Siz: Sonra konuşsak olur mu? Beni sorguya çekecek biri var da. Uçakçı: Sorun olmaz. Uçakçı: Dikkat et, içeri alınma. Siz: Yok yok, herhalde nezarete atmaz beni. Uçakçı: Sen yine de dikkatli ol. MFKDKKDKD Siz: Olurum, olur. Siz: Neyse, görüşürüzzz. Uçakçı: Yüz yüze görüşelim. Mesaja "🩶" işareti bıraktınız. Benim gibi şaşkınca telefona bakan Kumsal, bir polis edasıyla sorgu dolu bakışlarını bana çevirdi. "İnciğine cinciğine kadar anlatıyorsun." Sesindeki itiraz kabul etmez tınıyla beraber kafamı eğip ellerimi kaldırdım, suçlu gibi. "Şimdi biliyorsun, annemle tartıştıktan sonra evden çıktım. Sonra bir parka gittim. Hatta park buranın yakınındaydı. Biraz oturduktan sonra telefonumu açtım. Uraz yazmış ve aramıştı. İşte ona cevap verecekken o aradı. Ben de açtım. 'Nasılsın, neden açmadın?' falan diye sordu. Ben o sırada ağlıyordum. Ağladığımı duyunca 'Tek misin?' falan dedi. 'Yanına gelebilir miyim? Tek gibisin.' dedi. Ben de arada kaldım ama bunca zamandır konuşuyorduk, ona güvendim ve 'Tamam.' dedim. Biraz sonra o geldi." Bir duraksadım. Sesimdeki heyecanı ben bile fark ediyordum. Kumsal'a baktığımda yüzünde sırıtan imalı bir ifade vardı. Gözlerimi kaçırarak anlatmaya devam ettim. "İşte geldi, yanıma otu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku