14. Bölüm
Yazar: Ebrar

"Abi, hadi artık!" Karşımda motor almak için hayatındaki tüm seçicilik duygularını kullanan abimse gram umursamadı. "Seçtim!" İçimden bir "çok şükür" çekmiştim. Bugün abimle beraber annemlerin sonunda evet dediği motoru almaya gelmiştik ama abimin bunca zaman hayalindeki iki motor arasında kalmasıyla bir saattir buradaydık. "Hangisi?" Sorduğum soruya gözlerinin içi parlayarak BMW S1000RR'ı gösterdi. Onun sayesinde çoğu motoru biliyordum. Siyah alacağı kesindi ve kaskı dahil her şeyi çok önceden hazır olduğundan sadece motor eksikti. Son işleri de halledip motoru tamamıyla almıştık. İlk sürüşü benle yapacağı için gururlu bir ana gibiydim. "Tak şu kaskı da piyasa yapalım." Abimin dediğine kahkaha atmak istedim. "Ne oldu o süt çocuğu abime bir anda?" Normal zamanda olsa peşimde koşardı ama keyifli zamanında olduğum için rahattım. "O çocuk şimdi motorlu." dedi gururla. Bu hâllerine yere yatıp gülmek istesem de yeri ve zamanı olmadığı için sonraya sakladım. "Neyse, hadi gidelim." Motorundan ayrı kalmazmış. Çocuksu bir hevesle kaskı taktı, tabii ben de taktım ve arkasına bindim. Artçı olarak binmiştim. Motoru çalıştırarak gür bir ses çıkmasını sağladı. Abim kadar olmasa da ben de motorları çok severdim. Kumsal'ın evine doğru gidiyorduk. Bugün yine onda kalacaktım. Annemin tek güvendiği arkadaşım o olduğu için içi rahattı. Abim motoru yeni almış olmasına rağmen çok iyi sürüyordu. Bense rüzgârın yüzümü okşamasına izin vermiş şekilde abimin sırtına yaslandım. Motorun yavaşlamasıyla geldiğimizi anlamıştım. Ben inerek kaskı kafamdan çıkardığımda abimi de bekliyordum. "Sen gelmiyor musun, abi?" Kafasını olumsuz anlamda salladı. "Hayır, Murat sunumu yetiştirememiş, onun yanına gideceğim." Murat abi, abimin en yakın arkadaşıydı. "Tamam, görüşürüz. Murat abiye de selam söyle." Ben arkamı dönerek kaldığı binaya doğru adımladım. Bu sefer ben Kumsal'a matematik çalıştıracaktım. Kapıya geldiğimde bize özgü kapı tıklatmamı yaparak açmasını bekledim. Kapıyı açtığında gördüğüm sapsarı saçları ev topuzu yapmış, üstünde Hello Kitty'li pijamayla, elinde koca bir Nutella ile bekleyen bir kız görmeyi beklemediğim için kahkahalara boğuldum. "Ne var be, hiç mi matematik yapamayıp depresyona giren kız görmedin?" Kafamı olumsuz anlamda sallayarak yere çökmüştüm, hâlâ da gülmeye devam ediyordum. Abim sayesinde içimde tuttuğum kahkahaları da boşaltmıştım. Bana yargılar şekilde bakıyordu. "Vallahi binadan attıracaksın bizi, gir içeri." Gülerek ayakkabılarımı çıkardım ve içeri girdim. "Çabuk odana git ve üstünü değiştir." Evet, arkadaşım tam bir titizlik takıntılıydı. "Tamam, ben de Hello Kitty'li giyeceğim ama." Gülüşüme o da gülse de burun kıvırarak salona doğru geçti. Ben de uzatmayarak onun evinde bulunan odama gittim ve üstümü değiştirdim. Aslında burası misafir odasıydı ama zamanla geliş gidişlerle kendi odam hâline gelmişti. Üstüme onunkilerin aksine siyah Hello Kitty'li giymiştim. Ben saçımı at kuyruğu bağlayarak elimi yüzümü yıkayıp kendime geldim. Salona geçmeden önce ezbere bildiğim dolaplardan kahveyi alarak ikimize de kahve yapmaya başladım. Kahveleri hazırlayıp salona geçmiştim. Her seferinde odalarda çalıştığımız için farklılık olsun adı altında salonda çalışacaktık. "Kahveler geldi." Onun ruhsuz hâline nazaran neşe saçıyordum. "Anlat artık şu integrali de matematik kitabı da rahatlasın, ben de." Değişik cümleler kurmaya başladıysa kesinlikle sinirlenmiştir. Fazla uzatmadan konuyu, soru tiplerini anlattım. Sabah gelsem de buraya şimdi akşam olmuştu. Akşam yemeğini yapmaya üşendiğimizden dolayı iki tane Hatay zurna dürüm sipariş etmiştik. Nasıl yiyeceğimiz ise meçhuldü. Ders biter bitmez yemekleri sipariş etmiştik ve şimdi boştuk. Benim aklıma uçakçı gelmişti, daha doğrusu ders zamanı da yazmak istesem de telefonları kapadığımızdan yazamamıştım. Direkt olarak telefonuma uzanıp WhatsApp'a girdim ama üzerimde hissettiğim bir çift gözle Kumsal'a bakmıştım. "Ne? Neden öyle bakıyorsun?" "Şu yanlışlıkla konuştuğun herife mi yazacaksın?" "Evet, ne oldu…