13. Bölüm
Yazar: Ebrar

URAZ Dersin bitmesiyle fakültenin çıkışına doğru ilerlemeye başladık. Yanımda bulunan Mert, Hasan ve Merve ile kafeye gidiyorduk. Son vizeyi de halletmenin rahatlığı vardı üzerimde. "Oğlum bitti lan!" Hasan'ın heyecanla söylediği şeye yorgun bir şekilde güldük. "Bitti bitti de biz de bittik be!" Yüzümü buruşturarak Mert'e baktım. "Ne bağırıyorsun kulağımın dibinde?" Bana göz devirip elini, saçını savurur gibi hareket ettirdi. "Bu kadar odun olma lütfen Uraz." Merve'nin söylediği şeye karşılık vermedim. Birkaç dakika sonra kafedeydik; içeri geçip cam kenarı bir masaya kurulmuştuk. Başım çok ağrıyordu ve aşırı derecede uykum vardı ama bizimkilerin ısrarı üzerine buraya gelmiştik. "Enerji biraz! Sınavlar bitti, bir yerlere gidelim." Başımı ovalarken gözlerimi gereksiz enerjik arkadaşım Mert'e çevirdim. "Buraya bile beni zorla getirdiniz, başka yere gitmem ben." Şu an suratsız bir arkadaş gibi gözüksem de çok yorgundum ve üç gündür doğru düzgün uyuyamamıştım. "Seninle de bir şey yapılmıyor lan." Cevap vermedim; verseydim kavga çıkacağını iyi biliyordum. "Neyse, Uraz buradan sonra evine gitsin, biz de AVM'ye falan gideriz." Hasan'ın araya girip orta yolu bulmasıyla masadaki gerginlik azalmıştı. Kahvelerimiz gelirken onlar kendi halinde takılıyor, ben de onları izliyordum. Telefonuma gelen bildirimle odağım oraya kaydı. Hanfendi: Uçakçıı beyyy! Hanfendi: Sana bir haberim varr. Yüzümde hafif bir tebessüm oluşurken ona cevap yazmaya başladım. Siz: Ne haberi? Hanfendi: Dün okulda genel bir deneme oldu ve veee kim sayısalda 73 net yaptı bil bakalımm! Siz: Gerçekten mi? Siz: Çalışmanın karşılığını almışsın bak. Siz: Emin olamıyordun ama bayağı yükselmiş. Hatta sen yakında fullersin de. Hanfendi: Ayy inşallah. Hanfendi: Değerini bil, kimseye söylemeden ilk sana söyledim. Yüzümdeki tebessüm giderek büyüyordu. Siz: Beni bu şerefe nail ettiğiniz için sağ olun. Hanfendi: JSKDMSMMSLS Hanfendi: Bir şey değilll. Hanfendi: Ee, sen ne yaptın? Siz: Benim de vizeler bugün bitti işte. Şimdi arkadaşlarla kafedeyiz. Hanfendi: Sen iki gündür "uykusuzum" demiyor musun? Kafeye gideceğine eve gitseydin ya. Siz: Keşke... Ama zorla getirdiler, bir de başım çatlıyor ki. Hanfendi: Uçakçı sen salak mısın? Hanfendi: İstemediğin yere neden gidiyorsun? Siz: Ne bileyim ya, bunların aklına uydum geldim işte. Zaten buradan sonra eve gideceğim, daha fazla dayanamam. Hanfendi: O kadar mı kötü? Siz: Maalesef migrenim tuttu. Hanfendi: Ay, annemde de var. Migrenli olduğu günler ev ayrı bir gergin oluyor. Siz: DLKDKDKKS Siz: Sizi herhalde muma dizen annen. Hanfendi: Kesinlikle! Annemdeki disiplin kimsede yok. Ne kadar bize karşı yumuşak olsa da disiplini ayrı bir konu. Siz: Bazen sinir bozucu oluyor böyle ama ders gibi konularda da yardımcı oluyordur. Hanfendi: Evet. Mesela ben tüm akademik başarımı anneme borçluyum. Siz: Kendine de haksızlık etme, sende de var bir şeyler. Hanfendi: Eyvallaah. Hanfendi: Senin hâlâ başın ağrıyor mu? Siz: Biraz ağrıyor hâlâ ama uykusuzluktan bayılacağım. Hanfendi: Ne yapacaksın? Siz: Şimdi kalkarım gibi. Hanfendi: İyi, iyi. Hanfendi: Haberin olsun, arkadaşlarına çok pis kuruldum. Siz: Niye? Hanfendi: Halden anlamayan tipler oldukları belli, çok sinir bozucu. Hanfendi: Mesela Kumsal böyle yapsa konuşmam. Hanfendi: Ama 10 dakika falan da burayı karıştırma şimdi. Siz: Bilmiyorum... Gözümün önünde sallanan elle gözlerimi kaldırdım ve elin sahibi Mert'e baktım. "Oo, bu uçmuş." "Hayırdır Uraz, sırıtıp nereye bakıyorsun? Manita mı var yoksa?" Yüzümü buruşturarak ona baktım. "Manita ne Mert? Hem sana ne kimle konuştuğumdan?" Rahat bir tavırla masaya yaslandı. "Sen böyle için için gülerek telefona bakmazdın da ondan sordum." Her şeye burnunu sokması sinir bozucuydu. "Bence seni ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokma Mert." Daha fazla masada durmak istemediğimden eşyalarımı alıp kalkmaya başladım. "Ben gidiyorum." "Fazla alıngansın Uraz." Merve'nin dediğine gerçekten sinirlenmiştim. Uykusuzluğun v…