Uçakçı mı?/ TEXTİNG

11. Bölüm

Yazar:

Uçakçı mı?/ TEXTİNG - Ebrar kitap kapağı
Uçakçı mı?/ TEXTİNG kitap kapağı

Bıktım valla, ders çalışmaktan bıktım! Özellikle de Kumsal'ın bir saattir çalıştırdığı Kimya'dan. ​Tamam, sayısalcıydım ama kimya kadar zor ders yoktu; matematik bile daha kolaydı. ​Ama benim canım arkadaşım Kumsal'ın da kimya kadar iyi olduğu bir ders yoktu. Bir şahsın kimyası bu kadar iyi olur mu ya? Lise boyunca en zor sınavdan bile 95 aşağı not aldığını görmemiştim. ​"Anlamıyorum!" Bana bıkkınlıkla bakan kız, ağzımın ortasına çakacakmış gibiydi. "Kankacığım, sen mal olabilir misin? Bu konunun neyini anlamıyorsun!?" Gerçekten de her an bana vurabilirdi. ​İki gündür bu konuyu anlatıyordu ama anlamamıştım. "Lütfen artık mola verelim, belki kafamı toplar öyle anlarım." Umutla bakışımı kırmamış, kafasını sallamıştı. Bizim evde annem, iş dışında boş gün olarak bu günü bulduğu için temizlik yapıyordu. Ben de dersi bahane ederek Kumsal'a gelmiştim ama şu ana dek pek bahane gibi durmamıştı. ​Kendimi Kumsal'ın yatağına atıp telefonumu aldım. Aklıma gelen kişiyle mesaj kutuma girdim. En son dün sabah konuşmuştuk ama okul, dershane, dersler derken yazamamıştım. ​Siz: UÇAKÇIIII Siz: Ne yapıyorsun??? (20.06) Uçakçı: İyi, oturuyorum. Sen? Siz: Ben de yeni dersten kalkmış bir birey olarak sana yazdım. Siz: Ama biraz ruhsuz gibisin. Uçakçı: Uykusuzum biraz, ondan. Siz: O zaman görüşürüz, sen uyu. Uçakçı: Yok yok, konuşalım zaten sıkılmıştım. Siz: İyi, sen bilirsin. Uçakçı: Neyse, ne çalıştın? Siz: Allah'ın cezası Kimya. Siz: Ne kadar bazen sarıp da sevsem de bu kadar sinir bozucu ders yok. Siz: Ve bil bakalım kimin Kimyası full artı full? Uçakçı: Kimin bakalım? Siz: Sana yazmamı sağlayan arkadaşım Kumsal'ın. Siz: Bir insanın Kimyası bu kadar iyi olur mu? Çıldıracağım! Uçakçı: İyi anlatmıştır sana. Siz: Anlattı ama ben anlamadım. Siz: Özellikle bir konuda takılı kaldım ve çözemiyorum. Siz: Şimdi de mola verdim, sana yazdım işte. Siz: Sen ne yaptın? Uçakçı: Öyle, bugün sabah dersim vardı, öğlene kadar onlara girdim. Sonra vizeler yaklaştığı için akşama kadar onlara çalıştım falan. Uçakçı: Şimdi de açlıktan gebermemek için yemek sipariş edeceğim, ardından da direkt yatacağım. Siz: Aaa, niye kendin yapmıyorsun? Uçakçı: İnan, şu an kurye gelse ona kapı açacak enerjiyi kendimde bulamıyorum . Siz: Doğru, sen yorgundun demiii. Uçakçı: Evet, yorgundum. Siz: Yemek demişken, biz de bir şeyler yapalım, acıkmıştım. Siz: İstersen sana da getirelim. Uçakçı: Saat geç oldu, gerek yok. Siz: Ha, saat geç olmasa "gelin" derdin. Uçakçı: Bellki... Siz: Sen benden bayağı bir şey kapmışsın. Uçakçı: Ustamız en iyisinden. Siz: Eyvallah kral. Uçakçı: Senin içinde yatan keko arada bir çıkıyor, bu beni korkutuyor. Siz: Korkma, ısırmaz! Siz: KEKSMSKLSMEK Uçakçı: Sağ ol ya, çok güven verdin. Siz: Yaparız öyle şeyler. Uçakçı: Tabi, sen yapmayacaksın da kim yapacak? ​İçeriden ismimin seslenilmesiyle mutfağa doğru gittim ve ne göreyim; canım bestim aklımı okumuş, makarna yapmıştı. ​"Kumsall!" Makarnaya bir nimetmiş gibi bakmam onu güldürmüş olacak ki kıkırdadı. "Aklımı okudun yemin ederim, acıkmıştım ben de." ​O da soğutmadan yemem için oturmamı söyledi ama ben önce odaya dönüp telefonumu aldım. ​Siz: Tabiii! Siz: Benim gitmem lazım şimdi, yemek yiyeceğim sonra tekrar ders çalışacağım . Siz: Bayyy! Uçakçı: Sana afiyet olsun ve iyi dersler. Uçakçı: Görüşürüz. ​Mesaja "🩶" işareti bıraktınız.

Bölümün tamamını WritePad'de oku